Author Archive

Gelecek program… Siz seçin!

Yazmak istediğim ama üşengeçlikten sürekli ertelediğm yazılarımı sıralayayım aradan siz seçin dedim. Anket falan gibi zımbırtıları eklemeyi bilmiyorum :) Arasam bulurumda gerek yok :) Aşağıdaki liste bir kaç şey daha vardı ama unuttum.

  1. City Hall
  2. Ajuşi
  3. You’re my Pet (Japon)
  4. Won Bin
  5. Forrest Gump
  6. Kitap tanıtımı

Sadece 10 Tane mi? Andeeee :)

Tanrılar kurban, Koredaşlar harem bekler :) Bu arada bana mimi paslayan Madampatapufa ve güzel kızım Bunusevdim’e teşekkür ederim :) 10 tane yakışıklı alabilirsin listene demişler mimde. 10 tane bana, uzunn bir listesi olan bana, kuzularından sadece 10 tanesini alabilirsin diyorlar. Haksızlık bu! Başlamadan önce mime sadık kalacağıma söz veremem bilin. Evet 1 numarayı hatta ilk 3 ü tahmin etmeniz zor değil ama ben en baştan başlıyorum.

Evet, hepsi onunla başladı, benim gözü dönmüş bir fangirle dönüşmeme sebeptir kendisi. 13 yaşından 18 yaşına kadar ergen yıllarımın bir numaralı aşkıydı :) Hakkında herşeyi ama herşeyi biliyor ve takip ediyordum. O zamanlar internet falan da yok düşünün :) Röportaj verdiği, kapak olduğu bütün dergiler, gazeteler, minicik köşe yazıları itina ile saklanırdı. Bir servet yatırdım Tarkan arşivime. Sonra 18 yaşına gelince hepsini sobada yaktım :)

Gamzeli gangster, Kral Yi San… Lee Seo Jin Hem muhteşem gamzelere hem de six packs denen karın kaslarına sahip güzel insan :) Aslında 73 değil 71 doğumlu olduğunu açıkladı bir süre önce. Orta yaşa doğru ilerlese de olsun yine de taş :)

Kendisini acilen yakışıklı prens, romantik serseri vs. gibi rollerde görmek istediğim, aleme taş kontenjanından dahil olmuş hoş insan :) Seong Seung Hun. Gülüşü de güzel, ‘ab’ leri de :D Biz kendisine kısaca Honey, honey diyoruz :)

The Greatest Love daki ‘arızalı’ Dok Ko Jin rolü ile herkesin beğenisini kazandı. Ben City Hall’daki rolünü daha çok beğendim ve daha romantik bence. Evli ve 2 çocuk babası. Boyunca oğlu var hey maşallah :) Cha Seung Won…

Aslında favorilerim arasında pek yer almadı kendisi. Hatta eğilimleri hakkında farklı düşüncelerim var ama tabii bunlar sadece beni bağlar. Ne olursa olsun heykel gibi bir yüzü var bence. Sessiz, sedasız askere gitmesi de ne kadar mütevazı olduğunu gösteriyor. Kim Jae Wook.

Asker demişken Bromance fantazilerine konu olan Kim Nam Gili unutmamak gerek. Bidam rolüyle parlamış, ilk başrolü Bad Guy ile umduğunu bulamamış akabinde askere çağrılmıştır. Dönüşünün muhteşem olacağını düşünüyorum :)

Yeteneği kuşkuya düşürse de, tanıdığım en yakışıklı melez :) Tek kelime Korece bilmiyor olabilir ama bu onun seksapelinden bir şey kaybettirmiyor. Kore-Amerikan ortak yapımı :P B cadısının vazgeçilmezi: Daniel Henney

Melez demişken son keşfim Ananda Everinghamdan bahsetmemek olmaz. Me Myself filmi ile keşfettim. Orlando Bloom’a benzerliği ile dikkat çeken bir aktör, Tayland-Avustralya vatandaşı.

Araya bir tane Latin sıkıştırmazsak olmaz :) O da  melez, artık duruldu bir kız çocuğu babası ama aklımda hep Çirkin Betty Meksika’daki Don Fernando olarak kalacak; Jaime Camil.

Ve sıra geldi asıl listeye :) Hadi canım onların adını anmadan bu mimi bitereceğimi düşünmediniz değil mi?

SULTANIN GÖZDELERİ

Gençler listemde 1 numaradır. Genel listemde 3. Çok yetenekli, çok yakışıklı, boyuna posuna 41 kere maşallah dediğim güzel çocuk. Lee Min Ho

2011 Martta askere uğurladığımız gittiği andan beri deli gibi özleyip, şafak saydığımız amazing namja. 6packs değil ama gamzeleri muhteşem :) Kendisi gönlümün ikinci sahibidir :) Hyun Bin

Benim aşkımı listeye alan bazı kişi ya da kişilere :P nispet olsun diye burada bu Oppa yoksa o Küçük Emrah bakışlarını hiç sevmiyorum. Tabii ki kendisinin çok, çok yakışıklı olduğu bir gerçek :) SO Ji SUB.

Son olarak herkesin listesinde yeri var ama diyorum ki: SEVEMEZ KİMSE SENİ BENİM SEVDİĞİM KADAR :) O, DİĞERLERİNE YASAK ELMA! Gülüşü, karları eritir, bulutları aralar, güneşi kıskandırır. Günümü aydınlatır. Ondan başka kimse aşık rolünü bu kadar gerçekçi oynayamaz. He is the one, he is my number one’ Herkes gitsin bir o kalsın bana yeter. GONG YOO

Son olarak bu mimi Astrea, Kimbapsuşi, Sermin, Chibi, Darkangel, Miss. Nefertitiye paslıyorum :)

Rüyalar Gerçek olsa…

Photobucket

Arkadaşlar mim yazısı bekliyor biliyorum ama dün gece gördüğüm rüya gündemimi değiştirdi. Ayrıca bekliyorum, Gong Yoo’nun normalde adını bile anmayan kaç kişi daha listesine ekleyecek. İntikamım acılı adana kıvamında olacak :P Neyseee…

Dün gece rüyamda Gong Yoo’yu gördüm. Çok garipti. Bizim önceden yaşadığımız eve gelmiş. O geliyor ama ben kapılarda karşılayacağıma girip Twitterı güncelliyorum. ‘Monster in my house’ diye ha ha ha :) Kuzenim bizdeymiş güya, bebeğini göndermiş kendi kalmış (nasıl anneyse o :P ) diyorum göndermeseydin bebeği, şimdi oyalanacak ilgi çekecek bir şey olurdu Gong Yoo için :) Neyse Gong Yoo geliyor, benim albümüm varmış onun resimleriyle dolu. Ona bakıyor hızlı, hızlı kendi resimleri ya adam mütevazı fazla ilgilenmiyor. Onlara bakarken bende içimden adam sapık olduğumu zannedecek falan diyorum çünkü birbirine çok benzeyen resimleri de almışım -mışım değil yapıyorum bunu gerçekten-  neyse kolaj fotoğraflarını görüyor ben diyorum ki bunların hepsi bir konsept, bir şey anlatıyor. İlgisini çekiyor ama bazı resimleri gösteriyor. Neden bunların hepsi deniz kıyısında diyor? Bilmiyorum onları arkadaşım (Tarih84) yaptı bana diyorum :) O sırada Jung Woo Sung resimleri varmış albümde. Ne işi varsa benim albümümde ha ha ha. Bu ne diyor? Arkadaşım çok seviyor onu diyorum yine :)

Bu arada o da bizdeymiş saçma sapan haraketler yaparak dikkat çekmeye çalışıyor ha ha ha :) Ortamda Tarih84 ün adının geçmesi ama kendisinin olmaması da ilginç :D Ondan sonra, gitme vakti geldiğinde o fotoğraf çektirelim mi diyor? Benim o anda aklıma geliyor ‘aaa evet fotoğraf çektirmedik’ diye :) Ailemle falan fotoğrafımı çekiyor, profesyonel fotoğraf makinesi varmış onla çekiyor. Ortamda bir kadın var kim olduğunu hatırlamıyorum. Ben sizin ikinizin fotoğrafını çekeyim diyor. Fakat GongYoo profesyonel fotoğraf makinesi vermekte tereddüt ediyor.  Kadının dijital fotoğraf makinesi varmış kendisinin onunla çekeyim o halde diyor. Bende tamam diyorum kendi kendime nasıl olsa ondan alırım diye düşünüyorum :) Sonra cebinden kendi dijital makinesini çıkarıyor Gong al bunla çek diyor kadına. Bir nevi acıyor, kıyamıyor gibi :)

Rüya biterken uyanmaya doğru aklıma gelen ilk şey, adama hiç bir şey ikram etmedik oldu. Sen blogdan o kadar çağrı yap, misafir ol gel bana de, börekler açarım sana de, adama bir bardak su vermeden evine yolla. :D Yazık bana! Bir de asıl enteresan olan fotoğraf çektirme isteğinin ondan gelmesi :) Normalde Gong YOO yanımda olacak, her saniyesini fotoğraflarım :) Bu rüya bugünü mutlu geçirmemi sağladı. Onca acıdan sonra, sanki diyorum Allahın bana sevgililer günü hediyesi gibi. İlk kez bu gece babaannemi görmedim rüyamda. Mutlu oldum bugün sebepsiz. Salak bir gülümseme var yüzümde.

NOT: Ya rüyalarıma giriyor adam ama yalnız değildik ki :( Bir dünya insan vardı. Yorumlar bu yönde olunca açıklayayım dedim :( Rüyalarımda bile o kadar yakın değiliz ağlasam mı şimdi?

Me Myself… Aslında kimiz biz?

Image Hosting by PictureTrail.com

 

Sevgili Sermin’in önerisiyle izledim bu filmi. Tayland deyince, Uzakdoğu blogcuları arasında fikrine ve zevkine güvendiğim bir arkadaşımdır. Epey oldu aslında filmden bahsedeli ve ben ‘izleyeceğim’ diyeli. Ancak aklıma geldi indirdim ve izledim. Sermin önerdiği için konusuna bakma ihtiyacı hissetmedim ve iyi ki de bakmamışım. Yoksa bu kadar beğenemezdim filmi, sürprizi kaçardı.

Ohm sevgilisinden ayrılmış küçük yeğenine bakan, yalnız bir iş kadınıdır. Bir gece arabasıyla giderken, genç bir adama çarpar. Hastaneye götürür, kazanın etkisiyle hafızsını kaybeden genç adam kendisi ve geçmişiyle ilgili bir şey hatırlamaz. Sadece kazada düşen kolyesinden adının ‘Tan’ olduğunu öğrenirler. Kız bu adamı mecburen alır evine götürür. Buraya kadar sıradan bildik bir hikâye, hatta bundan sonrasını da tahmin etmek güç değil. Fakat filmin ikinci yarısı şahsen bana büyük bir sürpriz oldu.

Image Hosting by PictureTrail.com

Elbette ikili arasında bir yakınlaşma doğuyor. Öyle ki Tan geçmişini aramak, kim olduğunu hatırlamaya çalışmak istemediğini söylüyor. Tan yakışıklı, şefkatli, fedakar eski sevgilisinde olmayan ne varsa hepsi bu adamda var. Aşık olmazsın da ne yaparsın :)

Dikkatli gözlerden kaçmayan bazı detaylardan bir şeyler seziliyor acaba mı? Deniyor ama bu soru filmin ilerleyen dakikalarına dek netlik kazanmıyor. Birbirlerine aşık olan bu iki kişi Tan’ın hafızası yerine geldiğinde yine bir çift olabilecekler mi? Peki herşeyi sıfırlama şansımız olsa, yeni bir karakter olma şansı yine de aynı kişi mi olurduk? Olduğumuzu sandığımız kişi bize öğretilen, gördüğümüz, yaşadığımız deneyimlerin toplamıysa bunları değiştirmek, unutmak, silmek mümkün mü? Ya da bunları yanımıza alarak yeni bir yaşam yolculuğuna çıkmak?

Film pek çok soru soru işareti bırakıyor ve hiçbirine doğru düzgün cevap vermiyor ama ben zaten amacının bu olduğunu düşündüğüm için bu sorulara cevap bulamamaktan dolayı rahatsız olmadım. Bazen birini çok seversin ve hayatında olmak istersin, ancak bu, sadece onun kurallarıyla mümkündür. Bu sana çok ters gelse bile duyguların ağırlığı bu süreci yaşamayı olağan kılar. Benim filmden anladığım, bugüne kadar ne olduysak, neye inandıysak ya da kimin beklentilerine uygun hareket ettiysek, vazgeçme, değiştirme şansımız var. Çok klasik ama hayat siyah ve beyazdan ibaret değil arada grilerde var. Çünkü mutluluğun tanıtımı herkese göre farklı ve herkes, hayatın içinde kendi mutluluğunu arıyor.

Daha fazla anlatırsam iyice spoiler vereceğim burada kesiyorum ve bulun izleyin diyorum. Httpp linkleri Megauploadın kapanmasıyla birer birer çöküyor malum. Bulursanız hemen indirin, ben Torrent ile indirdim. İzleyince yorum yapın beğenip, beğenmediğinize dair merak ediyorum :)

NOT: Oyuncu Ananda Everingham, Avustralya-Tayland karışımı bir melez :) Orlando Bloom’a benzetmişler pek çok yerde. Çok hoş bence :D

Turkey Wants Kpop – We’ll Rock You :)

Malumunuz JYJ üyesi Jaejong 5 şubatta ülkemize teşrif etti :) Uzaktan gözlemlediğim kadarıyla ilk kez olması sebebiyle tecrübesizliğimize denk gelen minik aksaklıklar olsa da, Jaejong başarılı bir Fan Meeting düzenledi. Ülkemizden mutlu ayrıldığını düşünüyorum. Ankara’da olduğu için gidemedim şartlar el vermedi. Zaten öyle deli gibi sevdiğim, görmezsem öleceğim biri değildi. Fakat bu geliş pek çok yerde haber oldu. Türk hayranlar hakkında gurur verici yorumlar yapılmış sitelerde, forumlarda. Bu gelişin diğer Kpop starlarına, aktörlerine örnek olmasını ve yollarını açmasını diliyorum. Ankaralıları da tebrik ediyorum. (Elbette bir daha ki sefere İstanbula bekliyoruz. :) ) Burada konsolosa süperstar muamelesi yapıp, kimseyle görüştürmezlerken Ankara’da Büyükelçi ile Korefanları gayet yakın. Neyse esas meseleye gelelim Jaejong’un gelişiyle cesaretlenen Türk Kpop fanları bir video hazırlayıp Twitterda dünya çapında trend olmayı hedeflemişler. Kısa süreli de olsa gerçekleşti bu istek. Fakat bu istek ve etkinlik Twitterla sınırlı kalmamalı bence. İnternette karşımıza neyin, ne zaman çıkacağı belli olmuyor. Kendi bloglarımızda, profillerimizde vs. duyurarak daha fazla kişiye  ulaşabiliriz bence. TURKEY WANTS KPOP ( i want Gong Yoo-Ben Gong Yoo’yu istiyorum :) )
Not long time a go on 5th February JYJ’s Jaejong visited our country and held a fan meeting with his Turkish fans. I couldn’t go because of various reasons and I am also not so great fan of him. But I am very glad a very famous idol visited our county. He is surprised in front of love and attention of his Turkish fans. And I believe he left with good impressions and memories. I’ve read flattered comments about Turkish fans written by other fans. Which is good because everybody knows how Kpop fans are a bit scary and jealous :) Around this time Turkish Kpop fans made a video for Twitter Trending activity. The aim was to get a place on World Wide Trending list. It succeed even for very short time. Well  Turkey Wants Kpop. We are also affected by Halyyu-Korean Wave. SPREAD THE WORD…

Protect The Boss/Patronun Böylesi :)

Sevgili Kimbapsuşi’nin  blogunda görüp, onun önerisiyle izlemeye başladım bu diziyi. Her zamanki gibi Kimbapın tavsiyesi beni yanıltmadı. Protect the Boss klasikleşmiş patron-veliaht profilini tamamen yıkıyor.

Elimizde bir adet patronumuz var: Cha Ji Heon… Her türlü arızası mevcut. Sosyalfobisi var, panik atağı var, kalabalık önünde konuşmaktan korkuyorr -hadi bu bir normal olsun herkeste var çünkü bir derece-, kocaman adam olmuş hala babasından dayak yiyor. İşte sorunlu bir adam. Süregelen bir iletişimde bulunması yorucu bir insan modeli. Bir tarafı çocuk kalmış fakat izleyici olarak bu karşı tarafta son derece büyük bir sempati yaratıyor.

Tabii ki bir adet esas kızımız var adam çocuk ruhlu ve çeşitli yönlerden arızalı olabilir ama kızın da ondan aşağı kalır yanı yok. Bugüne kadar bu dizi ve filmlerde mükemmel esas adamların hatta daha da mükemmel ikinci adamların neden sarsak, pasaklı, çoğu zaman eğitimsiz ÇİRKİNN :) (Bunu ben ekliyorum tabii yoksa kızlar güzel) kızlara aşık olduklarını, ilgi duydukları çözememiştim. Protect the Bossla bir aydınlanma geldi üzerime şimdi anladım. ‘Farklı’ geliyor bu kızlar o karakterlere. Hani zaten zengin, yakışıklı, eğitimli vs. vs. elini sallasa kendi sosyal çevresinden en az 50 kız toplanır çevresinde. Ama işte zenginlerin garip zevkleri oluyor demek. Paranın gözü kör olsun :)

Lise yıllarında tam bir başbelası olan kızımız, günlerini şiddet ve öğrenci kavgalarıyla geçirmiştir. Elinin ağır olduğunu da ilerleyen dakikalarda görüyoruz :) Tabii Üniversiteye de gidememiş bu sebeple. No Eun Seol’un hayattan tek dileği düzenli geliri olan bir iş. Azıcık aşım kaygısız başım mantığında. Babası bir sürü borç takmış şimdilerde kırsalda inzivaya çekilmiş. Bizde yatır, camii falan dolaşılır No Eun Seol Korede olduğu için  orada tapınak, kilise, camii üçlemesine gidiyor duasının kabulünü garantiye almak için :)

Ji Heon ve Eun Seol’ün karşılaşmaları elbette hareketli oluyor… Bir takım olaylar sonucu Eun Seol, Ji Heo’un sekreti olarak işe giriyor.

Tabii dizimize bir mükemmel ötesi ikinci adam gerekiyor. Bu da Jaejong’un canlandırdığı Cha Moo Won karakteri. Kendisi Ji Heon’un kuzeni ve onun aksine şirketle son derece ilgili, iyi bir konuşmacı başarılı bir genç iş adamı. Ne oluyor bu arkadaş da Eun Seol’e ilgi duyuyor. Ama gerçekten ilgileniyor mu? Yoksa Ji Heon ile ilgili herşeyde olduğu gibi bunu da içgüdüsel olarak rekabet hissi ile mi yapıyor çok emin olamadım.

Tabiiki bu tabloyu tamamlamak için bir rakip dişi gerekiyor o da Nah Yoon. Bu oyuncuyu Personal Taste dizisinde In Hee olarak izleyip karakterden ölesiye nefret etmiştik. İşte oyunculuk bu olsa gerek tamam zıt bir rolle karşımızda çıkıyor Wang Ji Hye. Nah Yoon da zengin bir ailenin tek kızı. Şımarık biraz ama tatlı bir şımarık. Kötü diyebileceğimiz bir karakter değil. Zaten evden kaçıp Eun Sol ve arkadaşının evine sığınyor. Kendisi diğer Chaebollardan farklıymış. Kendi başına yaşamış bir süre, ailesinden yardım almadan yaşayabilirmiş. O süre ne kadar diye soran olursa 3 ay :)

Bu sahnede 50 kere falan NG olmuş yani sahneyi defalarca tekrarlamak zorunda kalmışlar. Koreli fanların ne kadar deli olduğunu bilen WGJ röportajlarında defalarca özür dileyip, sadece iş bu gerçek öpücük değil diyerek hayranların tepkisini çekmekten ne kadar ürktüğünü de göstermiş oldu. Valla ben olsam ben de korkardım :) Ama söylenenlere göre olaya sakin yaklaşmış Fangirller.

 Ji Heon aşkını son derece bilimsel bir dille açıklıyor ‘Limbik sistemimin amigdalasına bir göktaşı çarptı’ Canım psikolojik sorunların olduğunu biliyoruz zaten ha ha :) Dizinin eğlenceli unsurlarından biride  iki kuzenin birbirleriyle olan ilişkisi çok komik ve içten içe sevgi dolu :) Jaejong oyunculuğunu geliştirmiş burada en azından bir kaç mimik ve duygu ifadesi gösterebiliyor. Ama Jaajongi yaylanmadan yürü yavrum :) Kendine güvenen Chaebollar öyle yürümez. Bknz. Kim Jo Won/Hyun Bin.  Bir dahaki rolde bunu öğren :) Babadan, büyükanneden, hırslı yengeden ( Moo Won’un annesi) bahsetmedim onlarda var. Onlarda komik. Özellikle babanın ikide bir toplum servisi cezası alması tam bitti derken, bir yenisi ile karşılaşması oldukça eğlenceliydi. Ben çok eğlendim izlerken. Çok keyifliydi. Zaman kaybı olmaz bende sizde seyredin :)

Kişisel Bir Not: Bu yazıyı da sağ salim bitirdim çok şükür. 9 Ocak günü yazmaya başladım. Daha öncesinde taslaklarda duruyordu. Yazım sürecimin uzunluğunu arkadaşlarım bilir. İçimdeki sıkıntıdan dolayı bitiremeyeceğimi anladım ve bir kolaj postu yolladım o gün. Sonrası malum… Bir süre internete girmeme rağmen kolum kalkmadı. İçimde hala derin bir acı var ama umarım eğlenmişsinizdir okurken.

Gong YooDay

Ben yeni bir yazı girene kadar, güzel arkadaşımın benim için yaptığı kolajlardan birini ekleyeyim. Oyalanırız hem. Gong Yoo’nun bile beni mutlu etmeyeceği bir zaman dilimi olacağını söyleseler inanmazdım. Ama oluyormuş. Neyse ki bir-iki gündür yine gülümsetmeye başladı beni. Gong’cum misafir ol gel bana kahve pişireyim sana :)

Category: Oyuncular  Tags:  4 Comments

Teşekkür…

Babaannemin vefatından sonra, başsağlığı dileyen, arayan, soran mesaj gönderen herkese çok teşekkür ederim. Sizler sağolun arkadaşlar… İnsana insan gerekmiş bu günlerde daha iyi anladım. Allah razı olsun diyebiliyorum sadece. Bugün babaannemin 7si vardı. Hayat hiç bir zaman eskisi gibi olmayacak ama bir şekilde devam etmek zorunda. Allah geride kalanlara sağlıklı, uzun ömürler versin. Bunu unutturacak başka bir acı yaşatmasın. Taslakta bekleyen bir yazım vardı… Yazarken babannemin haberini aldığım için tamamlayamadım en kısa zamanda bitirip postalayacağım inşallah. Yanımda olan herkese yeniden teşekkür ederim.

Babaanneciğim yattığın yer nur olsun… Mekanın cennet olsun…

Category: Kategorilenmemiş  Tags:  One Comment

La Fea’ın acı günü (Tarih84 Bildiriyor)

Merhaba arkadaşlar ben Tarih84. Sevgili arkadaşımız La Fea bugün öğle saatlerinde babannesini kaybetti. Bir süredir hastanede olan babannesi yaşam mücadelesinde son nefesini verdi. Çok üzgünüz:( Sevgili arkadaşımız bir süre nette olamayacak, acı çok taze. Yurt dışında yaşayan aile üyelerinin de gelmesi ile çarşamba günü cenaze işlemleri gerçekleştirilecek. Ailesine Allah’tan sabır diliyoruz. Ne olur dualarınızı sizler de eksik etmeyin. İyi, sağlıklı huzurlu, günler dilerim. Bir gelişme olduğunda ara ara haberdar edeceğim sizleri.
Tarih84

Her güne bir Gong YOO :)

Photobucket

Arkadaşım Tarih84′ün yaptığı kolajlar hepimizin beğenisini ve hayranlığını kazandı malumunuz. Herkeste bir kolaj sevdası başladı. Ben eksik kalır mıyım?:) Kalmamalıydım :P Onun yarattığı konseptler çoğu zaman beni başka bir yere alıp götürüyor. Özellikle bu aralar en çok ihtiyacım olan şey… Her ne kadar arkadaşımın bakış açısı ve yeteneği bende yoksa da, böyle bir şey yaptım kendimce. Bana Gong Yoo konsepti gerek :) Günler güzel geçsin diye dua ediyorum. Dua etmekten başka bir seçenek yok çünkü elimde…  Bir kahve, güzel bir sohbet, iyi bir film belki, işyerinde stressiz ya da az stresli bir gün, yaptığınız işin takdir görmesi, ya da sıcak bir banyo belki umutsuzlukları, çarezislikleri siler. Kaçınılmazı beklerken ayakta durmayı sağlar… Bu da benim küçük dünyam işte. Gününüzün geri kalanı güzel geçsin dilerim.

Category: Oyuncular  Tags: , ,  4 Comments