Tag-Archive for » 2011 Kore dizileri «

Protect The Boss/Patronun Böylesi :)

Sevgili Kimbapsuşi’nin  blogunda görüp, onun önerisiyle izlemeye başladım bu diziyi. Her zamanki gibi Kimbapın tavsiyesi beni yanıltmadı. Protect the Boss klasikleşmiş patron-veliaht profilini tamamen yıkıyor.

Elimizde bir adet patronumuz var: Cha Ji Heon… Her türlü arızası mevcut. Sosyalfobisi var, panik atağı var, kalabalık önünde konuşmaktan korkuyorr -hadi bu bir normal olsun herkeste var çünkü bir derece-, kocaman adam olmuş hala babasından dayak yiyor. İşte sorunlu bir adam. Süregelen bir iletişimde bulunması yorucu bir insan modeli. Bir tarafı çocuk kalmış fakat izleyici olarak bu karşı tarafta son derece büyük bir sempati yaratıyor.

Tabii ki bir adet esas kızımız var adam çocuk ruhlu ve çeşitli yönlerden arızalı olabilir ama kızın da ondan aşağı kalır yanı yok. Bugüne kadar bu dizi ve filmlerde mükemmel esas adamların hatta daha da mükemmel ikinci adamların neden sarsak, pasaklı, çoğu zaman eğitimsiz ÇİRKİNN :) (Bunu ben ekliyorum tabii yoksa kızlar güzel) kızlara aşık olduklarını, ilgi duydukları çözememiştim. Protect the Bossla bir aydınlanma geldi üzerime şimdi anladım. ‘Farklı’ geliyor bu kızlar o karakterlere. Hani zaten zengin, yakışıklı, eğitimli vs. vs. elini sallasa kendi sosyal çevresinden en az 50 kız toplanır çevresinde. Ama işte zenginlerin garip zevkleri oluyor demek. Paranın gözü kör olsun :)

Lise yıllarında tam bir başbelası olan kızımız, günlerini şiddet ve öğrenci kavgalarıyla geçirmiştir. Elinin ağır olduğunu da ilerleyen dakikalarda görüyoruz :) Tabii Üniversiteye de gidememiş bu sebeple. No Eun Seol’un hayattan tek dileği düzenli geliri olan bir iş. Azıcık aşım kaygısız başım mantığında. Babası bir sürü borç takmış şimdilerde kırsalda inzivaya çekilmiş. Bizde yatır, camii falan dolaşılır No Eun Seol Korede olduğu için  orada tapınak, kilise, camii üçlemesine gidiyor duasının kabulünü garantiye almak için :)

Ji Heon ve Eun Seol’ün karşılaşmaları elbette hareketli oluyor… Bir takım olaylar sonucu Eun Seol, Ji Heo’un sekreti olarak işe giriyor.

Tabii dizimize bir mükemmel ötesi ikinci adam gerekiyor. Bu da Jaejong’un canlandırdığı Cha Moo Won karakteri. Kendisi Ji Heon’un kuzeni ve onun aksine şirketle son derece ilgili, iyi bir konuşmacı başarılı bir genç iş adamı. Ne oluyor bu arkadaş da Eun Seol’e ilgi duyuyor. Ama gerçekten ilgileniyor mu? Yoksa Ji Heon ile ilgili herşeyde olduğu gibi bunu da içgüdüsel olarak rekabet hissi ile mi yapıyor çok emin olamadım.

Tabiiki bu tabloyu tamamlamak için bir rakip dişi gerekiyor o da Nah Yoon. Bu oyuncuyu Personal Taste dizisinde In Hee olarak izleyip karakterden ölesiye nefret etmiştik. İşte oyunculuk bu olsa gerek tamam zıt bir rolle karşımızda çıkıyor Wang Ji Hye. Nah Yoon da zengin bir ailenin tek kızı. Şımarık biraz ama tatlı bir şımarık. Kötü diyebileceğimiz bir karakter değil. Zaten evden kaçıp Eun Sol ve arkadaşının evine sığınyor. Kendisi diğer Chaebollardan farklıymış. Kendi başına yaşamış bir süre, ailesinden yardım almadan yaşayabilirmiş. O süre ne kadar diye soran olursa 3 ay :)

Bu sahnede 50 kere falan NG olmuş yani sahneyi defalarca tekrarlamak zorunda kalmışlar. Koreli fanların ne kadar deli olduğunu bilen WGJ röportajlarında defalarca özür dileyip, sadece iş bu gerçek öpücük değil diyerek hayranların tepkisini çekmekten ne kadar ürktüğünü de göstermiş oldu. Valla ben olsam ben de korkardım :) Ama söylenenlere göre olaya sakin yaklaşmış Fangirller.

 Ji Heon aşkını son derece bilimsel bir dille açıklıyor ‘Limbik sistemimin amigdalasına bir göktaşı çarptı’ Canım psikolojik sorunların olduğunu biliyoruz zaten ha ha :) Dizinin eğlenceli unsurlarından biride  iki kuzenin birbirleriyle olan ilişkisi çok komik ve içten içe sevgi dolu :) Jaejong oyunculuğunu geliştirmiş burada en azından bir kaç mimik ve duygu ifadesi gösterebiliyor. Ama Jaajongi yaylanmadan yürü yavrum :) Kendine güvenen Chaebollar öyle yürümez. Bknz. Kim Jo Won/Hyun Bin.  Bir dahaki rolde bunu öğren :) Babadan, büyükanneden, hırslı yengeden ( Moo Won’un annesi) bahsetmedim onlarda var. Onlarda komik. Özellikle babanın ikide bir toplum servisi cezası alması tam bitti derken, bir yenisi ile karşılaşması oldukça eğlenceliydi. Ben çok eğlendim izlerken. Çok keyifliydi. Zaman kaybı olmaz bende sizde seyredin :)

Kişisel Bir Not: Bu yazıyı da sağ salim bitirdim çok şükür. 9 Ocak günü yazmaya başladım. Daha öncesinde taslaklarda duruyordu. Yazım sürecimin uzunluğunu arkadaşlarım bilir. İçimdeki sıkıntıdan dolayı bitiremeyeceğimi anladım ve bir kolaj postu yolladım o gün. Sonrası malum… Bir süre internete girmeme rağmen kolum kalkmadı. İçimde hala derin bir acı var ama umarım eğlenmişsinizdir okurken.

The Greatest Love – Devlerin Aşkı

Image and video hosting by TinyPic

Bir zamanlar çok sevilen bir kız müzik grubu lideri fakat şimdi sönmüş bir yıldız olan Goo Ae Jung sevimli, uyumlu sakin biridir. Kaybettiği şöhreti yeniden kazanmak en azından biraz olsun adından söz ettirmek için çeşitli show programlarına katılıyor. Kariyerinin, ünün doruğunda bir yıldız Dokko Jin.. Kibirli, kasıntı ve bugüne kadar kendine başka hiç kimseyi sevmemiş. Kang Seri, aynı kız grubunun maknesi şimdinin sevilen tv sunucusu. Dokko Jin ile bir reklam aşkı yaşıyorlar. Yoon Pil Jo gösteri dünyası ile ilgisi olmayan, genç, yakışıklı bir doktor. Gözde bekârlardan. İşte bu dörtlünün yolları kesişiyor ve hikâyemiz böylece başlıyor.

Bu dizi blog camiasını sallayıp geçen yapımlardan. Herkes o kadar beğendi ki.  Bana sorarsanız o kadar etkilenmedim ama sevimli bir diziydi. Artık Hong Sistersın tarzını anlamış buluyorum. Absürd komedi yazıyorlar ve bu konuda çok başarılılar. Şu ana kadar izlediğim dizilerinde eğlenmediğim olmadı diyebilirim. Gerçi ben karikatürize edilmiş karakterleri, abartılı jest ve mimiklerle desteklenen oyunculukları sevmiyorum ama işte bazı oyuncular bunu bile göze sokmadan izleyiciye aktarmayı başarıyor.

Hakkında uzun, uzun yazıp konuşmak istediğim bir dizi değil. O adamın o sıradan kıza, nasıl ve neden aşık olduğunu sormayacağım. Hayır Kore dizilerin olmazsa olmazı olağanüstü durumu kanıksadım artık :) Dok Go Jin’in aşkını sanki bilinç altı, psikolojik bir yanılma gibi sundular başta bu aşkı ama sonradan klasik, aşkı için herşeyi yapabilecek bir Kore dizisi kahramanına döndü adamımız :) Çok tatlı mıydı? TABİİKİİ :) Daha detaylı bir tanıtım yazısı okumak isteyenleri buraya alayım. Hala izlemediyseniz, izleyin yormayan sıkmayan bir romantik komedi işte. Son olarak:

I LOVE HONG SİSTERS

City Hunter – Lee Min Ho Şahane Gerisi Bahane :)

Bu yazımı sadık takipçilerimden ve tanıdığım en  büyük Lee Min Ho hayranı olan Harang-Besra’ya adıyorum :)

Image and video hosting by TinyPic

Bir aktör düşünün gözünüzün önünde büyüyor. Hem oyuncu olarak hem de genç bir erkek olarak. Boys Before Flowers’dan bugüne Min Ho kendini o kadar geliştirdi ki; her dizisinde bir basamak yukarı çıkıyor. Hiç gerilemiyor, hep daha iyi iş çıkarıyor oyuncu olarak.

City Hunter pek çok Kore dizisinde olduğu gibi Japonca bir mangadan uyarlanmış. Mangaka Tsukasa Hojo uzun bir süre dizi tekliflerini reddetmiş çünkü eserinin ekrana olabildiğince mükemmel yansımasını istiyormuş. Muhakkak istediği meblağda yüksek olduğundan,Japonlar bu talebi karşılayamamıştır. Bunlar benim kişisel fikirlerim elbette. Yazarın dizi çekimine izin vermesinde Lee Min Ho şekerinin payı da büyük deniliyor :)

City Huner yani Şehir Avcısı kendi halinde görünen bir dedektifin büyük şehirde suçla mücadelesini anlatıyor. Kendisi son derece çapkın,kadınların gözdesi olan Yoon Sung yıllar önce annesinden koparılmış, bir süre Taylandda yaşamış ve babasının en yakın arkadaşı, ilk gençlik yıllarında baba bildiği adam tarafından yetiştirilmiş. Gerçek babası ve 5 asker arkadaşı taşıdıkları önemli sır yüzünden öldürülmüş. Net hatırlamıyorum… Neyse Yoon Sung yıllar sonra Kore’ye geçmişin intikamını almak için dönüyor.

Bir dizide Lee Min Ho olur da duş sahnesi olmaz mı? Olamaz mıııı olabilirrr ha ha :) )

Başkanlık ofisinde göreve başlayan Yoo Sung burada Kim Na Na ile yakınlaşıyor. Aslında Min Ho olmasaydı pek de izlemeye değer bulacağım bir dizi olmazdı City Hunter. O yüzden olay örgüsünü detaylandırmak istemiyorum. Ben en iyis bolca resim koyayım :)

Kim Na Na annesini bir trafik kazasında kaybetmiş. Aynı kazada babası komaya girmiş ve yıllardır hastanede olana babasının bir ümit uyanmasını bekliyor. Part-time işlerde çalışarak geçimini sağlamaya çalışıyor. Lee Yoo Sung ile de bu şekilde karşılaşıyorlar. Klasik ‘aşk tesadüfleri sever’ :P durumu. Bu oyuncuyu ilk kez bir ödül töreninde görmüş ve kocaman gülümsemesi ile çok güzel olduğunu düşünmüştüm. Sonra SSK Skandal dizisinde izledim. Bu güzeller, güzeli kızı erkek olarak görmek saçmaydı. Neyse son gelişmelerden haberiniz vardır. Kendisi bu dizide beraber rol aldığı biricik Lee Min Ho’muzla berabermiş. Bence sakıncası yok :D Kız tatlı, yetenekli de. Abuk, sabuk biri ile olacağına bu kızla olsun Lee Min Ho. Bu arada kendisi her daim ilk üçümdedir ;)

Bu sahnelerde gerçeklik payı olabileceği kimin aklına gelirdi :)

Yani izleyin bu diziyi anlatmayacağım daha fazla. Olay sadece ikisi arasında geçmiyor ama son gelişmelerin ışığında düzgün bir tanıtım yazısı yazamadım üzgünüm. Eh sizde mazur görün canım. Sevinmiş olabilirim ama şaşırmadığım anlamına gelmez :D Bu arada kuzum eline silah hiç yakışmıyor belirteyim istedim.