Boys Before Friends – BOF Amerika

Aralık 16th, 2013

Boys Before Friends- Boys Before Flowers Amerikan versiyonu 18 Aralıkta Vikii sitesinde yayınlanmaya başlayacak. En azından son açıklama bu yöndeydi. O kadar tartışma yarattı fakat büyük kanallardan hiçbirinde kendine yer bulamamış olacak ki, ineternette yayınlamaya karar verdiler diziyi. Ayrıca dizide Zoey’i yani esas kızı canlandıracak oyuncu son anda projeden çekildi. Programı çakışıyormuş falan dendi ama bilemiyoruz. Yerine hemen yeni bir oyuncu bulundu şansa. Dizinin internette yayınlanması, daha fazla izleyiciye ulaşması açısından iyi ama diğer açılardan nasıl olacağını, bekleyip göreceğiz. İlk fragmanı yayınlandı. Umarım görüntü kalitesi bu kadar kötü değildir. Ve o at kuyruğu korkunççççççç :)

Yeni Diziler -Kore, Amerika,Türk-

Kasım 6th, 2013

2013 sezonunda izlediğim dizilerden bahsetmek istiyorum size. Bazıları yeni değil, ben yeni izlemeye başladım. Bazıları da yeni, henüz 2-3 bölüm yayınlandı.

REİGN: İskoçya Kraliçesi Marry Stuart’ın hayatını anlatan CW yapımı bir dizi. 15 yaşında nedimeleri ile beraber İskoçya’dan Fransa’ya tahtın varisi Francis ile evlenmek üzere gelen Mary, ülkesi, aşkı, entiriklar arasında kalır.

Hedef kitlesinin ergen genç kızlar olduğu söyleniyor. Diziye tepkiler büyük. İskoçya Kraliçesinin neden İngiliz aksanı ile  konuştuğu bunlarda biri. Ortalama Amerikan izleyicisinin aşina olduğu tek aksan İngiliz aksanı olduğu için, genç kızlarda aradaki farkı pek bilmeyecekleri için uğraşmamışlar işte. Bu kadar yaygara neden çıkıyor bu dönem dizilerinde anlamıyorum. Tamam tarihi gerçekleri yansıtmak önemli ama neticede bu bir iş Tv dizisi. Tamamı olmasa da bir kısmının kurgu olmasına itirazım yok. Tamam bu dizi bahsettiği dönemle bağdaşmıyor ama olsun. Hem bu kadar tarihi doğruların peşindeyseniz gidin belgesel izleyin arkadaşım. :) Güzel kızlar, yakışıklı erkekler, göz alıcı kostümler var. Eh daha ne olsun. Henüz 3 bölüm yayınlandı. Tamamı 7-8 bölüm emin değilim ama sevdim ve izliyorum.

Witches of East End: Doğu yakası cadıları mı diye çevirilir yoksa bu kasabanın adı mıdır? Bilmiyorum. 5. bölüm yayınlanan yeni bir dizi bu da. Aynı isimli bir kitaptan uyarlanmış. Joanna ve kızlar İngrid ve Freya çok güçlü cadılardır. Fakat bir lanetten dolayı kızlar 20’li yaşlarında ölüp, kısa süre sonra yine doğuyorlar. Bu seferinde anneleri cadı kimliklerini gizlemeye ve kızlarını büyüden vs.de uzak tutmaya karar veriyor. Ancak kız kardeşinin kasabaya gelişi ve kendisini bekleyen tehliklerle ilgili uyarılarından sonra bu sırrı daha fazla koruyamıyor.

Küçük kızı Freya zengin ve yakışıklı bir doktorla nişanlı. Nişan gününden önce rüyasında yabancı bir adamla öpüştüğüni görüyor. Önemsemiyor ama rahatsız oluyor neden diye sorguluyor. Tam nişan günü tesadüf bu ki Dash’in uzun zamandır ortalarda olmayan kardeşi Killian ortaya çıkıyor. Yine tesadüfdir ki bu adam Freya’nın rüyasında gördüğü kişinin ta kendisi. Birbirlerine karşı güçlü bir çekim hissediyorlar. Henüz bir durum yok ama bizi bir aşk üçgenin beklediği kesin. Heyecanla izliyorum ve beğeniyorum tabii ki :) Bu arada adamlar resimdeki kadar donuk değil ya. Dizide daha iyi görünüyorlar.

Devious Maids: Los Angelesta yaşayan Latin kökenli hizmetçilerin hikayesini anlatan dizinin yapımcısı Mark Cherry. Kendisi aynı zamanda Desparate Housewifes’ın yapımcısıydı. Bu sebeple izlemeye karar verdim. Eh nickimden belli Latinleri severim. Tanıdık yüzlerde vardı geçmişten diye izlemeye başladım. Biraz Amerikan rüyasının iç yüzünü anlatıyor. Bu anlamda iyi. Başrol oyuncuları gerçekten Latin bu anlamda da bir ilk. İlk sezonu bitti. Bölümlerin çoğu bir cinayet ve onun aydınlatmakla, suçluyu aramakla geçti. 2. sezona devam etmem sanmıyorum.

REVENGE: Emily Throne/Amande Clarke babasını suçsz yere mahkum etmiş ve ölümüne sebep olmuş Greysonlardan intikam almak için elinden gelen herşeyi yapmaya hazırdır. Konusunu bilmeyen varsa buraya tık tık. Aslında ben bunun Türk versiyonunu izleyecektim sonra bir bakayım dedim orjinaline… Ve bakış o bakış. Tabii ki orjinali 5 basar Türkiye’deki İntikam dizisine. Valla bazı olaylar duruluyor, bazıları tekrar alevleniyor. Biraz durağanlaştı, zorlama sahnelerin olduğu zamanlar var. Yine de 3. sezonunda da zevkle izletiyor.

THE ORGİNALS: The Vampire Diaries’in acımasız köken vampiri Klaus ve kardeşlerinin dizisi. Spin Off dedikleri bir tür. Diziden yeni bir dizi türetmek yani :) Klaus 4. sezon sonunda New Orleansa dönüyor. Tek gecelik ilişki yaşadığı Kurt kız Hailey meğerse Klaus’un bebeğine hamileymiş. Vampirler çocuk yapamaz ama kurtadamlar yapabiliyor demek ki. Klaus yüzyılın en seksi melezi olduğundan, doğanın dengesinde ki açık, ya da güvenlik duvarındaki delik, böyle bir duruma sebep olmuş. Yalnız sorun şu ki, yokluğunda Klausun dönüştürdüğü vampirlerden biri olan Marcel şehri ele geçirmiş Krallığını ilan etmiş. Cadılara büyü yapmayı yasaklamış vs. vs. Şimdi Klaus, kardeşleri ile beraber zar zor kabullendiği bebeğini ve annesini korumak bu sırada da Marceli uyandırmadan, Krallığını geri almak için çabalıyor. Yani Klaus benim TVD sevdiğim bir karakterdi. Bir ısırık alayım dese hemen boynumu uzatacağım, seksi İngiliz aksanı da çekiciliğine, çekicilik katan bir yaratık :) İzliyorum, izlemeye devam edeceğim. Tabii ben Marceli de sevdim. Arkadaş olmak istiyorum kendisiyle çok cool bir abimiz :)

THE VAMPİRE DİARİES:  İlk sezonlarına bakmadığım, burun kıvırdığım bir diziydi bu da. Ne kınıyorsam zaten şu hayatta başıma geliyor. KINAMAYIN. Diziyi bir kaç ay önce izlemeye başladım. Bir anda bütün bölümleri ve sezonları tek tek izler buldum kendimi. Beni bir içine çekti ki dizi sormayın. Damon, Klaus bu iki vampir azıcık içelim dese, hemen boynumu uzatacak kıvama geldim. Hatta Allah aşkına al çekinme diyebilirim o derece :)

Diziyi izlerken; bir şeyler tanıdık geldi. Çok önemsemedim sonra sezonlar ilerdikçe aşk üçgeni belirdi. Sağduyulu, sakin Stefan… Delifişek, asabi, ‘kötü’ Damon… Stefan-Elana-Damon aşk üçgeni bana fazlasıyla Dawsons Creeki hatırlatıyordu. Çok geçmeden öğrendim efendim sebebini. Meğer dizinin yapımcıları arasında Dawson’s Creek’in yaratıcısı Kevin Willamson varmış. Bu durumda Stefan-Dawson, Damon-Pacey karakterine karşılık geliyor. Tabii ki Damon 2 katı romantik, 3 katı yakışıklı, 5 katı seksi :) Bu iki kardeş salak Elenaya aşık. Aptal talihi işte :) Bu sefer Delena çiftini destekliyorum. Damon ve Elena diyorum. Fakat yapımcılar DC de ne yaptılarsa, burada da yapıyor. Ben kanmıyorum tabii bu numaralara. Spoiler vermemek adına paylaşmıyorum. Ama bir o çifte göz kırpıp, bir diğerine umut verip her iki çifti destekleyen fanları bağlamak istiyorlar. Kevin bebeğim yemezler. Yılların dizi izleyicisiyim ben. Ama ben Delenayı destekliyorum ya, kesin dizinin sonunda Stelena olur :) Hayır ona da itirazım yok ama bir karar verin :)

Marry Him If You Dare/ Mi Raes Choice: Bu dizi ile ilgili ayrı bir tanıtım yazmayı düşünüyorum kısa keseceğim o yüzden. Yoon Eun Hye artık kendini kanıtlamış, tecrübeli bir oyuncu. Eskiden itici gelen her hangi bir özelliği varsa da, artık hiç biri yok benim açımdan. Güzelliği, tatlılığı, başarısı… Ne yapsa izletir. Özellikle romantik komedilerde çok başarılı. Mi Raes choice konusu birazcık fantastik. Gelecekten gelen Mi Rae’nin günümüzdeki Mi Raeyi uyarıyor. Kim Shin ile olacak evliliği felaketine ve çok sevdiği birinin ölümüne sebep olacak diyor. İkisini ayrı tutmak için elinden geleni yapıyor. Bu arada Yong Hwa YBS kanalının ve bütün şirketin tek veliahtı. VJ olarak çalışmaya başlıyor. Tabii ki kimliğini gizliyor. Ben çok eğleniyorum izlerken. Tavsiyemdir.

HEİRS: Recapini yapıyoruz blogcular olarak buradan benim yazıma Hikaru ve Supercel’in linklerine ulaşabilirsiniz. Ne diyeyim Lee Min Ho forever liseli olması dışında çok tatlı. Çok yakışıklı seviyorum. Her türlü izlerim :)

THE PARADİSE: Nihayet sevgili Tukyu el attı da çevirisine izleyemeyenler de seyredebilecek bu güzelim diziyi.  2. sezonu başladı ve de heyecan kaldığı yerden devam ediyor. Bununla da ilgili bir post hazırlarım belki ama söz vermeyeyim :) Konusunu burada anlatmıştım. Tekrar yazayım ( kopyala-yapıştır yapacağım tabii ki :P )

Sevgili Tukyu’nun önerisi ile izlemeye başladığım 8 bölümlük bir İngiliz dönem dizisi. BBC1′ de yayınlanıyor. Period Drama sevenlerin beğenerek izleyeceği bir yapım Paradise. 1870′lerin İngiltere’sinde Paradise isimli çok katlı bir mağazada çalışan Dennise, diğer çalışanlar ve sahibi  Mr. Murray’in hikayesini anlatıyor. Dennise son derece zeki ve başarılı ve yenilikçi. Bu özelliği ile diğer çalışanlar arasından sıyrılmakta zorluk çekmiyor. Mr. Murray çalışkan, atılgan ve de hırslı. Dizi Fransız yazar Emil Zola’nın kitabından uyarlanmış. Mekan, kostümler, eşyalar son derece göz alıcı. Ciddi bir prodüksiyon ve emek harcanmış.

Türklerden, Çalıkuşunu, Merhameti ve Aramızda Kalsını, bir de yeni başladığım ergen dizisi Güneşi Beklerkeni izliyorum :)

İzlediklerim, önerdiklerim bu kadar. Bir de izlemeyi bıraktıklarım var. Beauty and The Beast, Dowtown Abby ve yeni başlayan dizilerden Once Upon A Time Wonderland. Alice Harikalar Diyarında. Sarmadı nedense. Once Upon a Time tık tık kadar iyi değil.

Dawson’s Creek 1998-2003

Kasım 3rd, 2013

Bu dizi benim internet kullanıcısı olma, aşka inanma, forumlara yorum yazma, internetten insanlarla tanışma, Pazartesileri heyecanla bekleme… Hatta ve hatta blog yazma sebebimdir.

İnternetin henüz çevirmeli bağlantı olduğu, sevdiğimiz dizilerin sebepsizce, ansızın yayından kaldırıldığı ve sesimizi çıkaramadığımız yıllardan söz ediyoruz :) Klasik olarak küçük bir kasabada yaşayan ama hayalleri ve umutları ve hedefleri o kadar da küçük olmayan bir grup gencin öyküsü Dawson’s Creek. Oyuncularını bugün dünyaca ünlü yıldızlar seviyesine getiren bir dizidir.

Dawson: Diziye ismini veren Dawson 15 yaşında yönetmen olmak isteyen, son derece akıllı, çok mantıklı, çok olgun, çok zeki bir çocuktur. Zennedersiniz ki 15 değil 45 yaşında öyle bir sıkıcı uslu çocuk durumu var :)

Joey: Drama kraliçesi :) 15 yaşında kendini bulmak için Dawsonı terkedecek kadar beyinsizdir. Annesini küçük yaşta kaybetmiş, babası hapistedir. Ablası ve zenci erkek arkadaşı ile birlikte yaşamaktadır.

Pacey: Dawson’ın en yakın arkadaşı. Fırlama, zeki ama tembel. Joeyle aralarında hep bir flörtleşme vardı. Sonunda sevgili olup, tekne ile açıldılar engin denizlere. Keşke hiç dönmeselerdi. Herşey daha güzel olurdu.

Jen: Newyork’tan gelen şehirli kız. Dawsonım gördüğü anda vurulduğu, kasabayı birbirine katması beklenen ama sevgi dolu bir karakter. 6 sezon içinde karakter olarak en çok Jen gelişti ama dizinin sonunda ona olanlar büyük haksızlıktı. Ahh çok üzülmüştüm.

Andie: Jack’in kızkardeşi. Pacey’nin ilk aşkı. Dizide D&J den sonra en beğendiğim çiftti.A&P ama yazarlar bu ikiliyi de mahvettiler. Hatta dizinin finalinde Andie’nin bir dönüş sahnesi çekilmiş. Hastanede, Pacey ile konuşurlarken ama Tv’de yayınlanmadı. Kesildi. Halbu ki yıllar sonra Andie’ye de ne olduğunu öğrenmemiz açısından çok güzel bir ayyrıntıydı. Bu arada Doktor olmuş Andie. Bilmeyenler için söyleyeyim :)

Jack: Dizideki gay karakter. Dizinin finalinde Paceynin ağabeyi ile sevgili oluyor. Jennifer’ın en yakın arkadaşı ve eşcinssel olduğunu açıklamadan önce Joey ile kısa süreli bir ilişkileri oldu.

 photo dawsons-creek-6_zps819ef0dd.jpg

6 sezon süren ve daha sonraki nesillere örnek olmuş bir diziyi nasıl anlatabilirim diye düşünüyorum günlerdir. Bir zamanlar üyesi olduğum sitelerden, forumlardan, yerli-yabancı portallardan örnek vermek isterdim. Ama hepsi kapandı.

Benim diziye aşık olma ve izlemeye karar vermemin sebebi 1. sezondaki güzellik yarışması bölümüdür. Joey, Dawson’a kendini göstermek için giyinir, süslenir ve güzellik yarışmasına katılır. Yarışmadan sonra Dawson’ın şaşkınlığına kızarak, makyajını siler, saçını bozar. Ben yine aynı benim. Koyun karşı tarafında oturan kız. Bin yıllık arkadaşın meali bir konuşma yapar. Tam olarak replikleri hatırlamıyorum ama o zaman çok etkilenmiştim.

Bu arada dizide Andyi canlandıran Meredith Monroe’nun o zaman 29 yaşında olduğunu yeni öğrendim. 16 yaşında bir liseliyi canlandıran oyuncu genç görünmek konusunda çığır açmış :)

Dizi Joey-Dawson -Pacey-Joey  üçgeninde ilerledi epey bir süre. Ben Dawson&Joeyciydim. Hala öyleyim. Heppp Dawson&Joeyci olacağım :) Ama Dawsonı sevdiğim için. Yoksa o paçoz Joey ne Dawson’ın ne de Pacey’nin aşkını hak ediyordu. Ama bizim çocuklar salak işte. Gözlerini açtılar, küçük kasabada bir bu kızı gördüler. Sonra da yok ilk aşk, yok soulmate, efendim True love neyim diye unutamadılar. :)

 photo dampj_zpse86e5ae9.jpg

Sanırım ben burada keseceğim. Bir şeyler gelirse aklıma yazacak, güncellerim bu postu ya da yenisini yazarım. Parmaklarım ve beynim senkronize çalışamadı bu sefer. Biane :( Ben bu dizi ile ilgili söyleyecek sözlerimi bitirmişim meğerse. Yıllarca konuştuk, tartıştık. Çakmalarını görüp, sinir olduk. En son 2008 bir forumda yine uzun bir yorum yapmışım. Kendi yorumumu pek beğendim ha ha ha… En baştan başlamak yorucu ve anlamsız olur bu saatten sonra. Size tavsiyem izlemediyseniz bulun, buluşturun seyredin. Bu adına gençlik dizisi dediğimiz yapımların atası nasılmış bir görün. Ama bugünün değerleri ve teknojisi ile değil o günlerin alışkanlıları açısından izleyin.

 

Boys Over Flowers Amerikan Versiyonu

Eylül 27th, 2013

Image and video hosting by TinyPic

Benim gibi pek çoklarının Kore versiyonu ile tanıdığı Hana Yori Dango, Asyaseverlerin çok aşina olduğu ve sevdiği bir hikaye. Orjinali bir manga ve Japon, Çin, Kore versiyonu dizileri var. Bizde de Güneşi Beklerken adıyla bir adaptasyon yayınlanıyor Tv de. Ama bizdeki sanırım çok farklı. Epeydir haberler dolanıyordu ama artık netleşti. Boys Before Flowers orjinal ismi ile bir Amerikan yapımı geliyor. Amerikan versiyonu ne kadar gerekliydi bilemiyorum. Ama pek çok hayran bu konuda endişeli ve açıkçası Amerikan adaptasyonuna karşı ön yargılı. Haksız olup olmadıklarını göreceğiz. Ancak dizinin yapımcıları mangadaki hikayeye olabildiğince sadık kalacaklarını açıkladılar. Sadece Amerikan kültürüne uydurmak için ufak değişiklikler yapacaklarını belirtiyorlar açıklamalarında.

İlk bölümü 21 Kasımda yayınlanacak olan Amerikan versiyonu üniversitede geçecek. Zoey (Makino-Jandi) bir dans seçmesine katılıp, yeteneği ile okula girmeye hak kazanacak. Asya dizileri gibi tek sezon 16 bölümden oluşacak. Amerikanın genelde Asya yapımlarını görmezden geldiğini düşünecek olursak, neden remake sorusuna dünyanın dört bir tarafından tv hayranı olan kendilerinin sadece iki  kişi dizinin fanı diyorlar. Diğer Amerikan şirketleri gibi Asya pazarını görmezden gelmeyi seçmediklerini söylüyorlar. Hayranların -neden bilmem- en çok  merak ettikleri soru da, telif hakkı ödenip, ödenmediği. Ne kadar ödendiği vs. Prodüksiyon şirketi bu tarz bilgilerin halka açılanmayacağını ama Shueisha şirketi ile bağlantıda oldukları ve dava edilmediklerini söylüyor. [Özetle sana ne kardeşim ne kadar ödedik, alan memnun veren memnun diyor :) ]

Asya yapımlarının kendine has bir dokusu, farklı bir izleme keyfi olduğu biliniyor. İzlenmesinin sebebi, çok büyük bir hayran kitlesin olduğundan, iyi bir yapım olmasa bile sırf bu sebepten izlenir mi diye soruyolar. Yapımcıların cevabı: Evet hayran kitlesi büyük ama Amerikan Tv’lerinin ve izleyicisinin bileceği  kadar büyük değil diyorlar. -kısacası Amerikalılar kale almaz demiş abi- Satır aralarında bir biz zaten profesyoneliz, aslında bizim bu remake ihtiyacımız yok mesajları aldım ben :) Ama adamlar da bir yer de haklı. Hiç bir versiyon bu derece tepki ve endişe ile karşılanmamıştı.

Bir diğer soru ise zorbalık, psikolojik şiddet vb. unsurların yer alıp, yer almayacağı. Tabii ki ABD’de bunların alası olduğu için bu sahnelere de yer verecekler. Ayrıca Zoey ve Liam’ın geleneksel bir Amerikalı genç çift olacaklarını, birbirlerine sarılacaklarını, el ele tutuşacaklarını ve öpüşeceklerini belirtmişler. Asya dizilerindeki kimya eksiliği -mış gibi yapma- durumunun fazlasıyla anlaşılır, hatta komik olduğunu hatırlayacak olursak yerinde bir soruya, yerinde bir cevap. Yani dudaklarını sımsıkı kapatıp, birbirine değdirince öpüşmüş olmuyorlar :)  Yalnız benim merak ettiğim bu ABD yapımı olduğuna göre bir sonraki adıma geçecekleri mi? +13 uyarısı ile gösterilecek olan Boys Before Flowers Amerika bizi şaşırtır mı acaba? Bütün bunlara ek olarak Akira/Woo Bin karakterine hikayede daha fazla yer verileceği söyleniyor.

ŞİMDİ GELELİM OYUNCULARA BAKALIM KİM KİMDİR.

Bütün oyuncular video elemeleri yoluyla seçilmiş. Dizinin müzikleri ise henüz belli değil. Her türlü öneriye, besteye vs. açık olduklarını söylüyor prodüktörler. Oyuncular ünlü değil ama profesyoneller vurgusu da gözlerden kaçmıyor :)

Joseph Almani /Liam Montgomery (Tsukasa Domyouji / Goo Jun Pyo / Dao Ming Si) 

Çocuk hoş ama bana göre yine de bir Goo Jun Pyo etmez. Bakalım oyunculuğu nasıl.

Trenton Culkin (karakterin adı yazmıyor) Rui Hanazawa / Lee Ji Hoo / Hua Ze Lei

6 packs önemlidir :) bir bakalım dedim ama ı-ııhhh :(

Kim Bum şekerimin rolü bu arkadaşa gitmiş. Bilemiyorum…

Napoleon Tavale /Chase Carlton (Sojirou Nishikado / So Yi Jung / Xi Men)

Jason S. Mordeno Noah McCallster (Akira Mimasaka / Song Woo Bin / Mei Zuo)

Bütün versiyonlarda en geri planda kalan ama en vefalı karakter. Bakalım Amerikan versiyonunda nasıl olacak.

Bir de benim Kore versiyonunda görmediğim ama orjinal hikayede olan bir karakter var. Domyouji’nin düşmanı. Zoey’i kullanıyor ona ulaşmak için ama daha sonra kıza karşı bir şeyler hissediyor.

Andrew Klasnic as Riley Jensen

Veee son olarak Makino-Jandi – Zoey-

Siz ne düşünüyorsunuz bu adaptasyon hakkında? Amerikalılar güzel bir hikaye yakalayacaklar mı?  Ya da zaten iyi olan hikayeyi düzgünce aktarmayı başarabilecekler mi? Yoksa güzelim seneryo Amerikan yapımcılarının ellerinde duygusunu, özelliğini, enteresanlığı kayıp mı edecek? Benim de endişelerim var şahsen ama bir izleyip, şans vermeyi düşünüyorum. Ya siz?

Two Broke Girls

Aralık 20th, 2011

Amerikan dizileri ile devam ediyoruz :) CBS kanalının bu sezon başında yayınladığı çok tutulunca sezon sonuna kadar anlaşma imzaladıkları dizi ‘İki Meteliksiz Kız’ diye çevirebiliriz sanırım. Max duygusal anlamda eksik, hayatını devam ettirmek için iki işte birden çalışan bir kızdır. Caroline zengin lüks yaşamından babasının vergi borçları yüzünden ayrılmak zorunda kalır. Brooklyne gelir. Tesadüf eseri Max ile tanışırlar arkadaş olurlar, aynı cafede çalışmaya başlarlar falan filan. Gidecek yeri olmayan Caroline, Maxin ev arkadaşı da olur. Maxin lezzetli Cupcakeler yaptığını gören Caroline bunu bir işe dönüştürme fikrini ortaya atar ve böylece iki kız birlikte bir gelecek planı yapmaya başlar. Bu da zamanla daha yakın arkadaş olmalarına sebep olur.

Maxin duygusal olduğunu belli etmeme çabası, Caroline’nin sevgi kelebeği halleri eğlenceli. Tabii cafenin sahibi Çinli Hun’da sevimlilikde sınır tanımıyor. Ben çok sevdim. Çok eğleniyorum izlerken. Umarım fazla uzatmazlar 2 sezon sürebilir bu dizi en fazla. İzleyelim diyorum :)