Bilindiği üzere Kore dizilerine ve filmlerine ve oradan uzakdoğunun geneline yayılan sevdam Saraydaki Mücevher dizisi ile başladı. Evin içinde ki aile fertlerine izletmeyi başardım ki bu kişiler annem ve babam oluyorlar
Biraz da küçük erkek kardeşime izlettim ama mutfak falan olduğu için pek ilgisini çekmedi. İlk yayınlandığında da babaanneme söylemiştim izle diye ama maalesef izleyemedi. Bu yıl daha yakınıma geldiği için müdahale şansım arttı. Gittim ve Tv açtım bak babaanne dedim bu çok güzel bir dizi. Mutfakta geçiyor şöyle böyle diye. Babaannem normal olarak önce bunlar Japon mu diye sordu. Hayır dedim. Güney Kore olduğunu anlattım. Benim neredeyse 90 ına dayanmış babaannem aradaki farkı hemen anladı. Kore savaşını hatırladı. Maşallah diyorum. Ben bu millettin saygısına bayılıyorum dedi. Gelinim olsun isterdim onlardan dedi. Ben de hemen ‘damat olsa olmaz mı babaanne?’ dedim ha ha ha. Biraz tereddüt etti ama olur dedi
Elbette ilk başta insanları ayırt etmekte zorlandı ama normal çünkü saç aynı, makyaj aynı, kostümler aynı. Yine de ilk bir kaç dakikadan sonra Cangemayı hemen tanıdı diğerlerinin arasından. Ayrıca Korelilerin diğer Asyalılar’dan daha güzel olduğu fikrine vardı. Ben her zaman söylerim bunu. Bunlar uzunmuş, daha güzeller diğerlerinden dedi. Bunların filmleri yok mu? Göstermiyorlar Tv de dedi. Benim babaannemdeki dikkate bakar mısınız? Valla babaannem diye söylemiyorum ama 100 tane okumuş genci cebinden çıkartır. Hayat tecrübesi denen şey böyle bir şey olsa gerek. Tabii dizi içinden öpüşme ve cinsellik gibi unsurların olmaması da hoşuna gitti. Asıl anlatmak istediğim okumuş kültürlü ve de genç insanların ‘ayy bunlar CAPON (Japon) yok Çinli’ ‘ayy hepsi aynı’ vb. laflar ederek ve de çokça küçümseyerek baktıkları insanları babaannem 5 dk da benimsedi.
Bundan sonra her gün saat 13:30 da TRT yi açacak o açmasa da ben gider açar izletirim.
Eylemlerim artarak devam edecek
Beni izlemeye devam edin…