Birth of Beauty & Another Miss Oh

Temmuz 30th, 2016

Uzun uzun zaman sonra (yaklaşık 1.5 yıl) Kore dizilerime geri döndüm. Alışkanlıklar kolay terk edilemiyor malum :) Bu sırada ancak iki dizi izleyebildim. Başlangıç için fena değil. Birth of Beauty ve son zamanlarda herkesin dilinde olan Another Oh Hae Young ya diğer adıyla Another Miss Oh. Öncelikle Birth of Beauty ile başlamak istiyorum.

Birth of Beauty: Sa Geum Ran kilolu ama pek iyi niyetli, sevimli bir ev hanımıdır. Zaten şişman ve ‘çirkinsen’ bunların aksi bir tutum sergilemen düşünülemez Sea Gem Ran’ın yakışıklı ve yarı ünlü kocası bir gün ondan ayrılmak istediğini söyler. Zaten karısını tv spikeri ile aldatıyordur. Bu noktadan sonra olaylar farklı bir hal alır.

 

Image and video hosting by TinyPic

Sea Geum Ran bir dizi estetik ameliyat geçirir ve Sarah olarak yeniden doğar. Artık zayıf ve güzel bir kadındır. Kore’nin güzellik algısı ve dayatması bana dünyanın geri kalanındaki güzellik anlayışından biraz daha acımasız ve katı geliyor. En azında uzaktan gördüğümüz ve dizi ve filmlerde bize yansıtılan ‘güzellik’ olgusu bütün problemleri çözer nitelikte görünüyor. Sürekli kocası ve ailesi tarafından hor görülen, ezilen Geum Ran estetik ameliyat sonrası bir intikam planı hazırlar ve başta plastik cerrah sandığı daha sonra öyle olmadığını anladığı Han Tae Hee’nin yardımıyla işe koyulur. Elbette süreçte aralarında bir aşk doğar doğmaması doğanın kuralına aykırıdır zaten :) Kaldı ki adamın kocasının iki katı romantik -ki kocası kendisine karşı hiç romantk değildir- iki katı yakışıklı olduğu düşünülürse aşık olmak iş bile değil. Birth Of Beauty zaman zaman sıksa da komedi dozu yüksek, macera, aşk ve intikamın harmanlandığı eğlenceli bir diziydi.

İkinci kadın rolündeki oyuncuyu hep ikinci kötü kadın rollerinde görüyoruz. Yazık değil mi bu kızcağıza halbuki çok temiz bir yüzü var. Biraz da masum rollerde görelim kendisini. Yalnız beni bu güzellik vurgusu bir noktadan sonra rahatsız etti. Artık güzelim onu yapabilirim, artık güzelim bunu yapabilirim tarzı cümleleri çok fazla duyduk başrol karakterin ağzından. Tamam anladım görüntüsü yüzünden çok aşağılanmış, çok acı çekmiş, terk edilmiş, canına kast edilmiş ama bu kadarına gerek yoktu. Ha bir de tamam Güney Kore’de estetik cerrahinin ne kadar gelişmiş olduğunu biliyoruz ama henüz boy uzatan ve ses değiştiren başarılı bir estetik ameliyat vakasını duymadık ;) Bunu da görmezden gelelim. İzleyelim eğlenelim. Bir de iç güzellik de önemlidir diyelim. Dış görünüş elbette mühim ama bir yere kadar. Önemli olan güzel insan olabilmek.

 

 

Another Oh Hae Young:  Oh Hae Young ortalama bir görünüşe sahip sıradan bir genç kızdır. Kendisi ile aynı adı taşıyan güzel Oh Hae Young ile aynı sınıftadır ve lise hayatı bu güzel ve kendisinden daha başarılı kızın gölgesi altında geçmiştir. Her etkinlikte koşulsuz desteklenen, teneffüslerde etrafında pervane olunan güzel Oh Hae Young sevimli ve nazik bir kızdır. İçten içe kendisine yöneltilen ilgiden hoşlansa da mütevazı davranır ve bu da ondan nefret etmeyi zorlaştırır. Öyle ki bu isim benzerliği geleceğini bile etkileyecek niteliktedir. Liseden sonra Hae Young yurt dışına çıkar ve herkes kendi yoluna gider. Sıradan  Oh Hae Young zengin ve yakışıklı bir adamla beraberdir her şey mükemmel görünüyordur ancak düğüne bir gün kala ayrılırlar.

 

Image and video hosting by TinyPic

Eric Mun’un başrolde olması benim için artı bir durumdu. Ayrıca yerli ve yabancı sitelerde diziden çokça ve övgüyle bahsediliyordu. Haliyle  merak ettim. Öncelikle bildiğimiz Kore dizi klişelerine yer vermemesi açısından başarılı bir yapımdı diyebilirim. Yine Kore’nin klasik güzellik anlayışını alt metinde hafiften eleştiren bir konusu olduğunu düşünüyorum. Esas kızın ne istediğini bilen sevmekten ve bunu belli etmekten korkmayan karakteri de etkileyiciydi. Zaten Kore dizilerinde kadınların sevgilerini göstermekte, ısrarcı olmakta ve sevdiğine sıkıca tutunmakta bir sorunları yok. Çok az kadın karakter tersi bir davranış sergiliyor.

Esas oğlan Park Do Kyung ses yönetmeni ve işinde çok titiz mükemmeliyetçi bir adam. Güzel Oh Hae Young ile bir ilişki yaşamış ama evlilik arefesinde terk edilmiş. Bir yanlış anlaşılma sonucu Oh Hae Young’un sevgilisi ile ayrılmasına sebep oluyor. Yolları tesadüfen kesişen ikili biraz vicdan azabı biraz benzer hayal kırıklıkları yaşamış olmalarının etkisi ile her geçen gün yakınlaşıyorlar. Eric Mun’un oyunculuğunu da tipini de çok beğenirim. Ama bu dizide biraz donuk buldum. Elbette bu da biraz karakterin nasıl yazıldığı ile ilgiliydi. Park Do Kyun olmadık zamanda bazı sahneler görmektedir. Bu da kısa süreli geleceği görme yeteneğine sahip olduğu olarak yorumlanıyor. İlerleyen bölümlerde geleceği değil de geçmiş gördüğü açıklanıyor. Do Young’un bu vizyonları bir uyarı mı? Yoksa sadece olacakları- olanları yalın haliyle gösteren bir rahatsızlık mı? İlerleyen bölümlerde daha net anlıyoruz. Yaptığımız her hareket, söylediğimiz her söz geleceğe bir tuğla ekliyor ya da çıkarıyor.

Fotoğraf altı yorumum yok. Eric Mun’u göstermek istedim :D

Park Do Kyung ablası, kardeşim dediği iş arkadaşları ile birlikte yaşıyor. Bu grup çok eğlenceli, çok sevimli ve birbirine çok bağlı.  Kim Ji Suk dizideki en güzel sürprizlerden biriydi. Kötü- çapkın adam rollerinde ne kadar başarılıysa komedi de çok başarılı olduğunu kanıtladı. Bu adam ne zaman kendi dizisinde başrol oynayacak ne zaman? Kampanya mı başlatsak? :) Bu arada dizide öpüşme sahneleri konuşulmuş ortalama Kore dizilerine göre iyiydi ama ben Eric Mun’u daha önce de izledim o yüzden bana pek tatmin edici gelmedi. Ben deli gibi sevmedim ama izlediğime de pişman değilim. Son olarak Kim Ji Suk rulzzz :D

Gong Yoo -Biraz ara verelim-

Temmuz 29th, 2011

 GONG YOO’ya AÇIK MEKTUP YA DA

ULTİMATOM :)

Sevgili Gong Yoo; seni nasıl sevdiğimi cümle alem biliyor. Her haberini, attığın her adımı, aldığın her nefesi, merakla, ilgiyle takip ediyorum. Askerdeyken en çok beklenen, en çok özlenen ünlüler arasında ilklerdeydin. Dönüşün fanlarını sevince boğdu. Sen önce gezeceğim, sonra film, sonra dizi çekeceğim dedin. Hakkıdır dedik. Gezsin Oppamız… İstediği projelerde yer alsın dedik. Ama EL İNSAF! Askerden döneli neredeyse 2 yıl oluyor sen hala 1 romantik komedi, bir kaç reklam filmi ile, ağzımıza birer parmak bal çalıyorsun. Beklemekten kuruduk kaldık :) Madem öyle ben de bir karar aldım.

Yeni bir dizi çekene kadar, ilişkimize bir müddet arar vermeye karar verdim. 30 yaşı geçtiğin için mi? Yoksa gerçekten farklı roller denemek istediğin için mi? Bilmem. Bir Dram çektin. Ne gerek vardı bilmem ama olsun. Biz seni her şekilde izlemeye razıyız. Bunda da başarılı olacağında kuşkumuz yok. Ne yazık ki; vizyona girdikten sonra ancak nete düşerse izleme şansımız olan bu film için de epey bir süre bekleyecek gibi görünüyoruz. Millet askerdeyken bile iş bağlayıp, döner dönmez yeni projelerde yer alıyor. Üstelik sen onların yanında ‘sunbae’ sayılırsın. Üzülerek söylüyorum ki seni bir dizi ile görene kadar aramıza mesafe koyuyorum. Yanlış anlama sorun bende değil SENDE :) En kısa sürede görüşmek dileğiyle diyorum.

Seni çok seven

La Fea :)

NOT: Sözümde duramazsam başıma kakmayın. Aşk bu netice de, bir gülüşü unutturabilir herşeyi :P

Dizi Film Mimi

Şubat 3rd, 2011

Bildiğiniz üzere çok eğlenceli ve de kısa olmadığı sürece mim yanıtlamaktan haz etmiyorum. Sıkıcı buluyorum. Ama Sermin öyle bir mim yanıtlamış ki üzerime aldım zorla gönderttim kendime. Ancak Kore-Uzakdoğu dizileri ile sınırlanamayacak kadar uzun bir dizi geçmişim var. O yüzden, aklımda kalan yerli-yabancı bütün dizi repliklerini mümkün olduğunca kısa tutmaya çalışarak yazmaya başlıyorum :)

Önce gerek gerçek, gerekse sanal hayatımda çok özel bir yeri olan Dawsons Creek dizisi..


Joey: Önce arkadaştık, sonra sevgili, sonra tekrar arkadaş sonra yine sevgili. Peki şimdi neyiz?

Dawson: Sadece Dawson ile Joey

Joey: Her Dawson’ın bir Joeysi her Joey’nin bir Dawsonı var mıdır?

Dawson: Öyle umarım.

Dawson ve Joey üniversite mezuniyetinden 5 yıl sonra. Joey editör, Dawsonda Los Angeles’da yönetmen olmuştur. Creek isimli oto biyografik bir dizi yazıyordur.

Joey: Yazıyor musun?

Dawson: Ahh, hayır yazılamayan sonların lanetini yaşıyorum

Joey: Mutlu son yap lütfen daha fazla üzücü hikâyeye katlanamayacağım. Yaşam ölüm gibi konulardan uzak dur.

Dawson: İnsanların bu tanımı kullanması ne kadar enteresan. Sanki ölüm direk yaşamın zıt anlamlısıymış gibi. Oysa doğum, ölümün zıttıdır. Yaşamın ZIT ANLAMI YOKTUR.

Hard To Say I love You

Ben de yeniden doğmak istiyorum.
Yeni bir isim istiyorum.
Çünkü şu anda olduğum kişiden memnun değilim.
Japonya’ya yeni bir hayata başlamak için gelmiştim.
Ama ne arkadaş edinebildim, ne de işimi doğru düzgün yapabildim.
Güvenebileceğim insanlar bulmak istediğim için Twitter’ı kullanmaya başladım.
Aklınızdan geçenleri açıkça söyleyebildiğiniz bir mekan var mı?
Gerçek arkadaşlarınız var mı?

MY GİRL FRİEND İS A GUMİHO

Woonga nomu nomu nomu çuhaye. :)

Coffee Prince


Choi Hyun Kul: Bunu sadece bir kez söyleyeceğim. O yüzden iyi dinle. Senden hoşlanıyorum. Erkekte olsan uzaylı da olsan artık umurumda değil. Duygularımdan kurtulmaya çalıştım ama yapamadım. Gittiği yere kadar götürelim. Bu ilişkiye bir şans verelim.

ROSE OF VERSAİLLES

Andre: Rengi kırmızı da olsa beyaz da olsa, gül , güldür. Bir gül asla bir leylak olamaz.

“Sanki
Bir ben var benden içeri
O davranıp kalkmakta sanki yükselmekte göğe..
Böyle mi olurmuş ölmek dedikleri
Ah Sultan hancıların Sultan!
Böyle boylu boyunca uzanıp yatmakta varmış kaderde..
Şu karıncaya can veren rabbim bağışlar mı ki seni?
Hey mübarek şunun çalımına bak hele…
Yaz geliyor zaar..
Yaz gelmekte sen gitmektesin..
Ah Sultan.. hancıların Sultan!
Hele dön de bir halına bak şimdi.

Hele dön de bir bak!

Yurdanur : Türkiyeyi sevmeyi anlat birilerine. Birileri hep yanlış anladı bunu çünkü!

ÇALIKUŞU


…. bunlar benim elimin marifeti. Adına da gülbeşeker diyorlar. Beğendin mi?
Kamuran: Beğendim.
Feride: Sevdin mi?
Kamuran: Sevdim.
Feride: bir daha söyle, n’olur bir daha söyle…
Kamuran: sevdim, çok sevdim.
Feride: Öyle değil Kamuran. Ben gülbeşeker’i sevdim, de…
Kamuran: Ben gülbeşeker’i çok, çok sevdim.
Feride: Ben gülbeşeker’i çok, çok, çok sevdim, de.
Kamuran: Ben gülbeşeker’i çok, çok, çok sevdim. Ben gülbeşeker’i senin tahmin edemeyeceğin kadar çok sevdim.

MY NAME İS KİM SAM SOON

Jin-hun: Sen ne kadar çekici olduğunun farkında değilsin, bu da seni daha çekici yapıyor.

Hadi hiç kimse bakmıyormuş gibi dans edelim.

Hadi daha önce hiç incinmemiş gibi sevelim.

Hadi hiç kimse bizi dinlemiyormuş gibi şarkı söyleyelim.

Hadi paraya ihtiyacımız yokmuş gibi çalışalım.

Hadi bugün kıyamet günüymüş gibi yaşayalım.”

“Doğruyu söylemek gerekirse,

Ben de öyle olmak istiyorum.

Daha önce hiç incinmemiş gibi davranıp,

İstediğim gibi ciddi bir şekilde bir kere daha sevmek isterim.

Ama madem sonu böyle oldu, yazıyı gerçekten değiştirmek isterdim.

İncinmek istemiyorsan, o zaman aşık olma!!”

PASTA

Yeeeeeeeeee şeppp :D

Eğer kesme tahtamdan kurtulmaya çalışırsan ölürsün!

BUFFY THE VAMPİRE SLAYER

Buffy: Ölmüş olabilirim ama halâ güzelim ( I am death maybe but I am still pretty)

Angel: ‘ O senin tanığın bütün avcılardan daha güçlü, onu incitebilmek için önce onu sevmelisin’

Spike: Biz Vampirler büyük konuşmayı seviyoruz. ‘Dünyayı yok edeceğim’  Yarım litre kan eşliğinde arkadaşlarına hava atarsın. Maço erkek konuşmalrı. Gerçek şu ki; ben bu dünyayı seviyorum. Köpek yarışlarınız var, Manchester United var  ve insanlar milyonlarca insan. Ayaklı ‘happy meal’ gibi. Hepsi burada.

SPİKE: Arkadaş değilsiniz, asla arkadaş olmayacaksınız. İkinizi de öldürünceye kadar âşık kalacaksınız. Kavga edeceksiniz, sevişeceksiniz ve tükeninceye kadar birbirinizden nefret edeceksiniz ama ASLA arkadaş olamayacaksınız. Aşk beyinle ilgili değildir çocuklar. Kanla ilgilidir. İçinizde kaynayan kanın kendi arzusu doğrultusunda akmasıdır. Belki aşkın sürtüğü-kölesi olabilirim ama en azından bunu kabul edecek kadar erkeğim!

Wesley : Emir almaya alışık değil misin?
Buffy: Giles bana her zaman lütfen der ve daha sonra kurabiye ver
ir

——————————————————————————-

Bu mim bitmez :) En son olarak 2010 yılının sonuna 2011’in başına damgasını vuran bütün uzakdoğu sevenlerin favorisi Secret Gardendan derlediğim replikleri yazayım. Romantik olanları zaten biliyoruz ben komik olanlara yer verdim.

SECRET GARDEN


Ji Woon: Bu ne kılık pejmürdelik hobin, kirlilikte felsefen mi?

‘Jecu adası hapishanesi nasıldı? İçeri tıkılıyken daha güzel görünüyordun:’

OSKA: Öyle mi? Zaman mekân farketmez güzelliğimi kontrol edemiyorum’

Yönetmen: Bu parlaklığı biraz azaltmalıyız

OSCA: Ahh bu imkansız gibi görünüyor o parlayan şey benim

Gazeteci. Sağ profilden resminizi alabilir miyim?

Osca: Ama ben soldan daha iyi görünüyorum

Sol profilden resmimi çekenler bana bir kopyasını yollasın

Joo Woon: Yollar çoğunlukla dağ yolu, engebeli, asfalt yok.

Gerçekten yapabilir misin?

Gil Raim: Yapamam dersem beni sırtında taşır mısın?

Joo Woon: Yüzünü görebilmek için kucağımda taşırım.

Gazeteci: Onunla konuşacaksanız..?

Osca: Hayır. Ne yoluna çıkan bir kadını reddetmeli, ne de seni terk edeni tutmalısın.

Sana dönerse şükretmeli, giderse daha çok şükretmelisin

Kadın erkek ilişkisinden öte yönetmen Im la aramda özel bir bağ var. Cinayet dürtüsü gibi :D

Gil Raim: Bir insan nasıl bir mağazada 100.000 $ harcayabilir? Onunla benim aramda ki fark ne?…..

Joo Woon: Banka hesabında ne kadar paran var?

Gil Raim: Fazla yok neden?

Joo Woon: İşte fark bu. Sen hesabında ne kadar para var bilirsin. Onlar bilmez. Banka hesaplarında ki para her an her saniye ülke çapında ve yurtdışında artar

….

Onlar aristokrasidir. Yılda 100.000 $ harcayarak sadece iki şey isterler. EŞİTSİZLİK ve AYIRIMCILIK.

Eğer uzun boylu, yakışıklı ve çok para kazanıyorsa oppadır! :)

Daha çok var ama burada keseyim. Bu mimi almayan yok sanırım. Benden de Eymasara, Tarih84e. Oforiye, Darkangela ve Maviye gitsin.

Drop Dead Diva/Evet O Benim :)

Ocak 3rd, 2010

Bir arkadaşım önerdiğinden beri bu dizinin bağımlısı oldum. İlk sezonun yayınlanan 13 bölümünü bir solukta izledim. 2. sezonu sabırsılıkla bekliyorum. Arkadaşımın bu diziyi bana tavsiye etmekteki amacını bilmiyorum :P Sordum sen seversin öyle hikayeleri dedi :) Neyse dizinin konusu şöyle: Deb 20 lerinde gelecek vaad eden bir modeldir. Güzel bir kadın olduğu için bunun hayatta yeterli olacağını düşünenlerdendir. Bir nevi aptal sarışın. Jane IQ su yüksek asosyal ve iş arkadaşlarının gölgesinde kalan ama başarılı ve çalışkan bir avukattır.   Kaybettiği dava neredeyse yoktur. Deb ve Jane aynı gün ölürler. Deb bir iş görüşmesine giderken trafik kazası geçirir. Janede ofise gelen manyak bir müvekkilin kaza kurşununa kurban gider. Cennette Deble konuşan melek Fred hayatı boyunca hiç iyilik yapmadığını ama kötülük yapmadığını söyler. Ne kadar sığ bir insan olduğunu belirtir. Bir karışıklık sonucu Deb yanlışlıkla Janenin vücuduna girer. Dış görünüşünden başka bir şeyi önemsemeyen bu kız artık şişman bir bedenin içindedir. O artık Janedir. İç güzelliği ve  hayata dair değerleri keşfedecektir. İlk bakışta çok klişe gelsede gerçekten çok eğlenceli bir yapım. Ne yazık ki alt yazısı yok ama ilk iki bölüm çevrilmiş sanırım çevrilmeye devam edecek. Özellikle Jane ve Stacyi oynayan oyuncuların performansları görülmeye değer. Stacyi karakteri son derece saf ama çok şirin bir kadın. Bunu söylemek istemezdim ama Kore dizilerinde ki gibi abartılı-karikatürize edilmiş bir sevimlilik değil bu. Gayet doğal ve dozunda. İngilizce biliyorsanız bölümleri buradan izleyebilirsiniz. Bu konunun benle bağlantısına gelince; bende kesin önceki hayatımda böyle taş gibi bir top model falandım :) ama yaptığım bir hatadan ötürü X Large bir kızın bedenine hapsoldum. ha ha ha ha  KARMA :P