Ses Veriyorum :) İki Yeni Dizi ve Dahası

Ağustos 29th, 2014

Koca bir yaz geldi geçti ve ben bir şeyler izlememe not almamam rağmen hiç bir şey yazmadım.  Tabii ki blog alemi de ben yazmadım diye çökmedi :) Ya da ne olur yaz diyen kapımı aşındıran okuyucular olmadı. Sahi neden olmadı ki? :P  Sıcaktan, hevessizlikten, aldığım deneme çevirisini bitirme telaşından pek yazmak gelmedi içimden. Ama Kore’de yeni sezon başladı. İzlediğim şimdilik çok keyif aldığım iki dizi var.

 

Its Ok Its Love: Sevdiğimiz oyuncular toplanmış bize bir dizi yapmak istemişler. Daha doğrusu Gong Hyo Jin ve Jo In Sung. Dizinin ilginç bir konusu var. Kız psikyatr ama kendi sorularını çözemiyor.  Yıllar önce annesini engelli babasını aldatırken görmüş ve kafasında cinsellikle, erkeklerle ilgili negatif fikirler oluşmuş. Bu dizi de başrol oyuncularının uyumu ve konusu açısından oldukça ilginç ve izlenesi. Gong Hyo Jin zaten komşu kızı imajıyla hepimizin sevdiği bir kişilik. Bakarsanız aslında yüzü klasik anlamda Kore’nin güzellik kalıplarına uymuyor. V biçimli değil basık bir yüzü var. Burnu hokka gibi değil ama güzel bir kadın yine de. Sıradan bir güzelliği var belki de onu özel kılan bu görünüşü. Ben oyunculuğunu da beğeniyorum aşırıya kaçmadan yalın ve gerçekçi bir şekilde canlandırıyor bütün oynadığı karakterleri. Bu diziye de henüz izlemediyseniz az kaldı bitmesine sanırım. İzleyin diyorum, tavsiyemdir.

 


Disvovery of Romance: Discovery of Romance dizisinde Eric Moon ve Jung Yumin yine beraberler ve çok sevimli, eğlenceli bir diziyle ekranlara döndüler. Akıllı yapımcıları seviyorum. Bir çift yakışıyor diye sürekli birlikte rol almasınlar elbette ama var olan kimyayı da harcamak aptallık. Bakınız Çalıkuşu bitti ama Burak ve Fahriye bir filmde yine beraber oynayacaklar. Her ne kadar dizi hüsranla sonuçlansa da – saçmaladığı için- oyunculuklar çok iyiydi.  Ben Eric Moonu birazcık çok azıcık Gong YOO’ya benzetiyorum. :) Onun kadar şahane bir gülüşü yok ama kendisinin de hatırı sayılır bir albenisi olduğu yadsınamaz bir gerçek. Değil mi? Bakalım ilerleyen bölümlerde saçmalamazlarsa şimdilik keyifli ve eğlenceli gidiyor. Aralarda röportaj tekniği ile karakterleri konuşturmaları da hoş, değişik bir ayrıntı olmuş. Dizinin senaristi I need Romance’i yazan kişiyimiş. Dolayısıyla izleyenler benzerlikleri yakalayacaklardır. Ben izlemedim, bilmiyorum. Bu arada Coffee Prince’in senaristi de yeni bir diziye başlıyormuş onu da merakla bekliyorum.

Bunun dışında yeni başlayan yabancı dizi Outlanderı da seyrediyorum. İzlediğim/izlemeyi düşündüğüm Türk dizileri, devam eden ABD dizileri var..  Yeni sezonda özlediğimiz dizilerimize kavuşacağımız için çok mutluyum. Özellikle Revenge ve Vampire Diaries’te neler olacağını çok merak ediyorum. Şimdilik bu kadar. Eğer enerji bulursam daha detaylı yazarım.

Master’s Sun / So Ji Sub Efsanesi :)

Ekim 13th, 2013

 Image and video hosting by TinyPic

Bazı diziler anlatılmaz izlenir. Masters Sun da onlardan biri. Bu demek değil ki, ben hakkında hiç bir şey yazmayacağım. Elbette söyleyecek iki -üç şeyim var benimde. :) Masters Sun 2013ün bu zamana kadar açık ara en iyi dizilerinden biri oldu. So Ji Sub’u görmeye çok da alışık olmadığımız bir rolde izledik. Romantik Komedilerin aktörü olmadığını bildiğimiz Ji Sub, bu rolün üstesinden geldi. Tabii ki kendi tarzında.

Bilmeyenler için kısaca konusu  şöyle: Tae Gong Shil bir kaç yıl önce bir kaza geçirmiş ve 3 yıl boyunca komada kalmıştır. Komadan uyandıktan sonra, hayaletleri görmeye başlamıştır. Hayalatlerin Güzin Ablası olma vazifesini gönülsüz de olsa üstlenmiştir. Olmadık yerlerde, olmadık zamanlarda karşısına çıkan hayaletler sürekli Gong Shil’den yardım istiyorlar. Tae Gong Shil önce çok korksa da bir süre sonra alışıp, hayaletlere yardım etmek için işe koyuluyor.

Güvenlik şefi Kang ya da diğer bir değişle ‘Şeker Kang’ Tae Gong Shil’in komşusu. Krallıkta güvenlik şefi. Gong Shile karşı ufaktan bir hisler beslemekte. Tabii ki ikinci adamın esas kızı alamayacağı kuralından habersiz :D ‘Küçük Güneş’in de kancasını attığı, sevimli ve yakışıklı bir karakter.

Tae I Ryeong: Tae Gong Shil’in liseden arkadaşı. Krallığın yüzü ve çok ünlü bir yıldız. Lise yıllarında Tae Gong Shilin gölgesine kalmış. ‘Küçük Güneş’ olarak anılmış. İkinci kadınlar itici olurlar ama ben çok rahatsız olmadım bu karakterden. Sevimli buldum hatta. Biraz ego sorunu vardı ama o da normal. Eh kadın star ne yapacaksın. :)

Jo Jong Woon, Krallık alışveriş merkezinin ve bir takım diğer şirketlerin sahibi. Klasik Kdrama erkeği işte. Soğuk, mesafeli, zengin, yalnız, yaralı vs :)  So Ji Sub çok yetenekli bir aktör. Şüphesiz daha yumuşak, daha romantik bir şekilde yansıtabilirdi karakteri. Yine de soğuk görüntüsü ile romantik-komediyi birleştirmeyi başarmış.

Jong Woon, Gong Shil ile yağmurlu ve fırtınalı bir günde karşılaşıyorlar. Gong Shil ona dokunduğunda hayaletlerin gittiğini farkediyor ve bu andan itibaren bu adama 404 gibi yapışmaya karar veriyor. Sadece kendini korumak için elbette. Tabii ki dizinin işleyişi için bu kadar kalmaması gerekiyor. ;)

İkili, bütün engellere rağmen mutlu olabilecekken, kelimenin tam anlamıyla geçmişin hayaletleri peşlerini bırakmıyor. ;)

Dizi aslında bir So Ji Sub güzellemesi? Öyle yapalım ki, hayranlarına hayran katalım demişler. Her hali ile karizmatik görünebilir mi bir adam? Bakalım görünebilir mi? :)

Bir erkeğe göre fazlasıyla zarif ve güzel olan ellerini her fırsatta gözümüze soktu yönetmen. Şahsen benim şikayetim yoktu. Adam full paket olarak geliyor sanırım. Yüz, ses, fizik, eller… Sarın eve götürelim :) Kendi de farkındadır bunun sanırım :) Bknz: Alttaki resim :)

Ellerim sizce de,  muhteşem değil mi?

Hemen, hemen bütün Kore dizilerinde olan ‘öpüşememe’ hadisesi bunda da vardı. So ji Sub ve Gong Hyo Jin gibi profesyonel oyuncuların, bu kadar sahte bir oyunculuğa mahal vermemeleri gerekiyor. İş yönetmende bitiyor denebilir ama her ikisi de isim yapmış, kaliteli oyuncular. Söz söyleme hakları olduğunu düşünüyorum.

Fotoğrafta nispeten iyi görünüyor ama izlerken, romantizmin katilisiniz dedirtiyor :P

Hong Sisters’ın Big faciasından sonra, yine eskisi gibi eğlenceli bir yapımla dönüş yapmaları isabet olmuş. ‘Big’ de farklı bir şey denediler olmadı. Demek ki bildiğinden şaşmayacakmışsın bunu öğrendik :) Neyse en iyi bildikleri alana geri dönerek, izleyicileri ve sadık hayranlarını bir kez daha mutlu ettiler. Oyuncu seçimleri de çok başarılı. Gong Hyo Jin’i zaten çok beğeniyordum. Abartısız mimikleri, yalın oyunculuğu, iddiasız ama zarif görüntüsünü hep takdir ediyorum. So Ji Sub desen sözlere gerek bile yok. Seo In Guk yeni bebek yüzlümüz :) Kim Yo Ri’de Alice dizisinden hatırlıyorum. Orada çok donuk bir ifadesi vardı. Burada oyunculuğunu daha çok gösterme fırsatı bulmuş. Pek çok arkadaş eş zamanlı izledi. Ama hala seyretmeyen varsa, elbette tavsiyemdir. Korkutucu mu acaba diye düşünene varsa; cevabım hayır. Gayet sevimli bir romantik komedi. Hong Sister+So Ji Sub+ Gong Hyo Jin= ‘We Rock babe’ :P

MBC/KBS/SBS Drama Awards

Ocak 5th, 2012

PhotobucketSene sonu Tv Drama ödülleri bu sene yavan geçti benim için sevdiğim oyuncuların çoğu yoktu. Zaten Binie askerde. Gong askerden geldi geleli bir dizi çekmedi. Ben bu ödül törenlerinden en sevdiğim bir kaç fotoğrafı paylaşacağım.

Gong Yoo Jinin tarzına bayıldım. Dürüst olmak gerekirse öyle muhteşem güzellikte bir kadın değil ama sade ve şık olmuş ve içimizden biri imajı ile her kadını güzeldir mesajı da veriyor bence :) Kıyafeti için modacılar neder bilmem ama hem spor hem de klasik stili bir araya getirmiş bir giysi bence bu anlamda ben çok beğendim. Saçı ve makyajı da aynı şekilde hem şık hem doğal.

Photobucket

Min Ho’cum sana söyleyecek  kelimem yok canım. O kadar yakışıklısın ki… Senin güzel yüzün, boyun posun, sıcak gülüşün yeter. Bu saç modeli de yüzüne düşen perçem kısmı dışında şahane olmuş. Çok yakışmış. Ne diyeyim, şıksın hem de çok :) Sevgilisi ile yan yan gelmeseler bile kolajlarda beraberler :) Birleştirilmiş bir resmi tekrar birleştirmek de bana özgü olsa gerek :P

LHM’den bahsetmişken Park Min Yeong’u da anmamak olmaz. Beyazlar içinde kuğu gibi olmuş çok güzel bir kız. Kore standartlarında yani. Estetikli bile olsa parlak, güzel bir gülüşü var bu da onu güzel kılmaya yetiyor. Ojeleri ise elbette çok beğendim :)

Bu adını hatırlamadığım güzel kadın rüküşlük timsali olarak geceye damgasını vurmuş olmalı. Muhtemelen diğerleri gibi pahalı bir tasarımcı kıyafeti falandır. Fakat hanımefendi size söylemem gereken bir şey var: Fatihteki gelinlikçilerde bu tuvaletin aynısını 3/1 fiyatında bulabilirdiniz. :) Gerçi bu kadar gögüs dekolteli olmazdı ama farketmez. Yazık olmuş diyorum.

Bir kırmızı faciası daha bu da bir tasarımcı kıyafeti ancak Honey Lee’ye yakışmamış. Bu kadar güzel bir kadın kendine yakışan bir kıyafet nasıl bulamamış. O ne öyle baştan aşağı kırmızı. Böyle giyinmessem dikkat çekemem diye mi düşünmüş? Kendisi Miss. Korea  olmuş bir kadın, her şekilde güzelliği ile, zarafeti ve yeteneği ile göz kamaştırırdı zaten. Böyle çok boğucu olmuş. Göz yoruyor. Partnerinin papyonu ile uyumu yakalamak istemişler ama bilemiyorum…

Yalvarırım şu Hallyu saç modası bitsin artık. 40 yaşında adamlar bile aynı modeli yapıyor komik duruyor. Bunun dışında ajuşi her daim yakıyorsun. Evli ve iki çocuk babası biri olarak bu kadar fit olman takdire değer. Gerçi nesini takdir ediyorum orası da bir muamma. Sanki çocukları o doğurdu da vücudu bozulsun :) Ama hani aile babasıyım deyip kendini salmamış o yüzden tebrikler :)

Bu çocuklardan biri The Greatest Lovedaki afacan yeğen. Diğeri ise Oh My Lady’de görüp kızım ilan ettiğim küçük melek. Oğlan benim değil :) hem zaten bilmiş çocukları sevmem. Ne o öyle çocuk çocuk gibi olmalı. Ahh kızım görmeyeli büyümüşsün. Biliyorum babana kızıp seni ihmal etmemeliydim. Zaten hep çocuklar zarar görür böyle kavgalardan ha ha. Tamam dizi çekmiyor belki ama reklam filmleri çekip senin geleceğin için daha çok para kazanıyor. Herşey yavurlarımız için ha ha :)

Yoochun’cuğum sana daha önce hiç dikkatli bakmamışım. Bu yukarıdaki resimle bunu farkettim. Bundan sonra kadrajımdasın beybi. Bir de erkek kardeşi ile beraber gelmiş geceye. O da en az Yoochun kadar şirin. Dikkat edin çocuklar. Fangirller doz aşımından gidebilir :)

Aşırı doz demişken. Park Shi Hoo dan bahsetmemek olmaz. Henüz izleyemediğim Princesses Man dizisi ile 2011 e damgasını vurmuş. Geç keşfettiğim yakışıklılardan. Çok hoş, Mon Chae Won a gelince kıyafeti çok basitti beğenmedim. Ama güzel kadın. O kadar :D

Protect the Boss çifti beraber gelmiş ödül törenine. Balon etek yakışmış. Ji Sung çok tatlı. Olmuş, bence ama şirinliklerini kanıtlamak adına şu pozu vermeselermiş daha iyiymiş.

Jejong bu ne kılık canım. Yoochun ne kadar hoşsa sen de o kadar dökülüyorsun. Neden yazık ediyorsun bu güzelliğe neden ama nedeeen? :) Saç rengin kötü, saç modelin kötü. Kıyafetin kötü… Çok üzgünüm Jejongi bir dahaki sefere daha iyi şeyler bekliyorum senden.

En iyisini en sona sakladım. İşte Kim Sun Ah farkı. Elbise çok özel değil belki. Saç makyaj da sade ama o yırtmaç. Son derece seksi ve şık olmuş Sunahshi :) Bacaklarının kaslı olması da dikkatler kaçmadı. Ayakkabılarına bayıldım. Lee Dong Wook için ise; daha şık olduğu zamanları görmüştüm. Dudaklarının üstündeki tüy birikintisi nedir? Anlam veremedim ama o da her şart altında yakışıklı görünen isimlerden.

Evet yılın ilk blog postunu da böylece tamamlamış bulunmaktayım. 2012 de daha çok yazacak enerji bulabilmek ümidiyle. XOXO :)

The Greatest Love – Devlerin Aşkı

Eylül 20th, 2011

Image and video hosting by TinyPic

Bir zamanlar çok sevilen bir kız müzik grubu lideri fakat şimdi sönmüş bir yıldız olan Goo Ae Jung sevimli, uyumlu sakin biridir. Kaybettiği şöhreti yeniden kazanmak en azından biraz olsun adından söz ettirmek için çeşitli show programlarına katılıyor. Kariyerinin, ünün doruğunda bir yıldız Dokko Jin.. Kibirli, kasıntı ve bugüne kadar kendine başka hiç kimseyi sevmemiş. Kang Seri, aynı kız grubunun maknesi şimdinin sevilen tv sunucusu. Dokko Jin ile bir reklam aşkı yaşıyorlar. Yoon Pil Jo gösteri dünyası ile ilgisi olmayan, genç, yakışıklı bir doktor. Gözde bekârlardan. İşte bu dörtlünün yolları kesişiyor ve hikâyemiz böylece başlıyor.

Bu dizi blog camiasını sallayıp geçen yapımlardan. Herkes o kadar beğendi ki.  Bana sorarsanız o kadar etkilenmedim ama sevimli bir diziydi. Artık Hong Sistersın tarzını anlamış buluyorum. Absürd komedi yazıyorlar ve bu konuda çok başarılılar. Şu ana kadar izlediğim dizilerinde eğlenmediğim olmadı diyebilirim. Gerçi ben karikatürize edilmiş karakterleri, abartılı jest ve mimiklerle desteklenen oyunculukları sevmiyorum ama işte bazı oyuncular bunu bile göze sokmadan izleyiciye aktarmayı başarıyor.

Hakkında uzun, uzun yazıp konuşmak istediğim bir dizi değil. O adamın o sıradan kıza, nasıl ve neden aşık olduğunu sormayacağım. Hayır Kore dizilerin olmazsa olmazı olağanüstü durumu kanıksadım artık :) Dok Go Jin’in aşkını sanki bilinç altı, psikolojik bir yanılma gibi sundular başta bu aşkı ama sonradan klasik, aşkı için herşeyi yapabilecek bir Kore dizisi kahramanına döndü adamımız :) Çok tatlı mıydı? TABİİKİİ :) Daha detaylı bir tanıtım yazısı okumak isteyenleri buraya alayım. Hala izlemediyseniz, izleyin yormayan sıkmayan bir romantik komedi işte. Son olarak:

I LOVE HONG SİSTERS

2010 Drama Awards

Ocak 14th, 2011

2010 geride bıraktığımız şu günlerde yılın son günü yapılan farklı kanalların, farklı dizi-tv ödüllerinin yankıları azalsa da sürüyor. Birazcık gecikmeyle de olsa bir göz atalım dedim :) Hem de azıcık kızsal-kokoş yanımı ortaya çıkarayım istedim :) MBC ile başlayalım Kazananların listesi burada tıklayınız :) Herkesi sığdırması güç, o yüzden ben en sevdiklerimle başlayacağım.

Gong Hyo Jin: Pasta dizisi ile tanıyıp sevdim ben bu şeker kızı. Benim Gong’umla da iyi arkadaş oluşu daha da ısınmamı sağladı kendisine. Kimse onun kadar güzel ‘Şeeepp’ diyemez :) Top Exelence (mükemmellik ödülü gibi bir şey) Actress ve izleyicinin seçimi ile Lee Seon Gyun ile beraber en iyi çift ödülünü aldı. Ama bu kıyafet olmamış sanki. Tamam çok şekersin ama daha yetişkin gibi giyinsen olmaz mıydı? Fransız mürebbiyelere benzemiş böyle ya da ‘İngiliz Hastada’ki hemşirelere. :) Yine de seviyoruz kendisini.

Image and video hosting by TinyPic

Lee Seon Kyun: Acuşiii ne diyebilirim ki? Hoşsun,  şıksın. Seviyoruz seni Saranghe oppa :)

Image and video hosting by TinyPic

Jung So Min: Bad Guy’ın şımarık prensesi, Playful Kiss’in sırnaşık aşığı, yeni gelini :) Umut vaad eden genç aktristlerden. Ödül alamadı bu sene olsun daha yolun başında. Kıyafeti hoş ama ne bileyim yaşı daha çok genç ağır gibi geldi bana. Gümüş renk çok yakışmış, taşlarda hava katmış. Devam diyorum :D

Image and video hosting by TinyPic

Veee Lee Min Hoo:Execelence Award aldı o da. KBS ödül töreninde de katılmış onu da göstereceğim :) Maşşallah canım sana. Düşmedin de kırmızı halıda bu sefer :D Nazar değmesinnn diyorum. Mükemmelsin başka sözüm yok :)

Image and video hosting by TinyPic

Gelelim KBS Ödül Töreninine ödüllerini tamamı için tıklayın.

Jang Gun Seok: Aman tanrım gözlerime inanamıyorum. Onca ‘deneysel’ giysiden sonra tam bir beyefendi gibi görünüyor bu kıyafetin içinde. Büyüdün mü canım sen? Düzgün giyinmeye mi karar verdin? Valla 10 üzerinden 9 veriyorum 1 puan kırdım nazar boncuğu olsun diye :) Hallyu star saç modasına uymadığın için de seni ayrıca tebrik ediyorum :)

Image and video hosting by TinyPic

Moon Geun Young: Ne kadar güzel, ne kadar zarif ve ne kadar sade bir genç bayan. Çok güzel görünüyor Moon Geun beyazlar içinde. Tam bir prenses. Ancak boynu biraz fazla sade kalmış. Bir kolye, bir küpe kombinasyonu yapsaydı hem kıyafetini tamamlardı hem de daha şık görünürdü. Popularity Award ve Jang Geun ile beraber en iyi çift ödülünü aldılar. Ben canlı izledim KBS World’de töreni. Ödül alırken ağladı ama alt yazı yoktu ne dediğini anlamadım.

Image and video hosting by TinyPicYeniden Lee Min Hoo daha spor bir tarzla karşımızda. O kalp figürü sanırım ceketin içindeki. Bir de o dar pantalonlar olmasa. Ahhh olmasa!

Image and video hosting by TinyPic

Lee Da Hae kızım sen zaten güzeldin. Yazık ettin kendine bence estetik ameliyat olmakla. Elbise çok iddialı ama bizim mankenler olsa içine o ten rengi astarı giymezlerdi :) Sen yine ‘edepli’ çıktın :) Peki bu elbiseye o saç ne? Sanki temizlik yaparken ya da ders çalışırken bunaltmasın diye tepeden şöyle bir toplamış gibi. O ayakkabılar ne? Tırnaklara söyleyecek laf bile bulamıyorum. Kötü çok kötü.

Image and video hosting by TinyPic

Kim So Eun: Boys Before Flowersda Kim Bum ile şahane bir ikili olmuşlardı. O gün bugündür bekliyorum ikisi yeniden bir dizide yer alsa diye. Kıyafeti biraz daha uzun olsaymış daha güzel olacakmış. Saçları da hoş, ayakkabıları da ama bu giysi ile sanki arkadaşının kına gecesine ya da plaja gidiyor gibi görünüyor :)

Image and video hosting by TinyPic

Bu yazı epey uzun oldu. SBS ödül törenini de ayrı bir postta yorumlayacağım.Takipte kalın :)

Pasta yani Makarna-Acıktıran Dizi

Ocak 26th, 2010

MBC kanalından ses getirecek bir dizi daha 2010 yılının başında bizlerle buluştu. Çok didaktik bir giriş oldu ama nasıl başlayacağımı bilemedim. Başrolde Coffe Prince dizisinden tanıdığımız canımız, kanımız “acuşimiz” Lee Sun Gyun var. Esas kızımızı ise Gong Hyo jin canlandırıyor. Bu oyuncuyu ilk kez izliyorum ama adından ötürü sonsuz bir sempati duydum kendisine :) Böyle bir girizgâhtan sonra kısa kesmeyeceğimi anladınız değil mi? Hazır mısınız? Çok fena spoiler veririm haberiniz olsun. Bu sayfayı ya şimdi terkedin, ya da günah benden gitti. Ah ama merak etmeyin dizinin sonunu söylemem çünkü daha bitmedi : ) ha ha.

Daha 6 bölüm yayınlandı ama ben şimdiden merakla bekliyorum gelecek bölümleri. Konusuna gelince Seo Yoo Kyung 26 yaşında 3 yıldır La Sfera İtalyan lokantasında çırak olarak çalışmaktadır. En büyük hayali bir gün iyi bir aşçı olabilmektir. İdolü Oh Sae Young Korenin ünlü kadın şefi Tv de program yapıyor. Choi Hyun Wook  ise İtalya’da eğitim görmüş, orada uzun zaman yaşamış yıllar sonra ülkesine dönmüştür. Kore’nin aranan aşçılarından diyor bölüm özetleri ama buna dair bir iz göremedim henüz.

Herneyse ikilinin karşılaşması hayli enteresan ve kendi içinde romantik. Yoo Kyung alışveriş yaparken, bir dükkanda japon balıkları hediye ediyorlar buna. Alsam mı almasam mı? Diye kararsız kaldıktan sonra alıyor su dolu poşeti ve yola koyuluyor. Tam ışıklarda biri ile çarpışıyor, poşet yırtılıyor, balıklar yere düşüyor. Kahraman erkeğimiz koşaraktan elindeki su şişesiyle kızın avucuna su döküp, balıkları kurtarıyor. Aman allahım, ne romantik bir dizi olacak bu diye düşünüyorsanız çok beklersiniz. Tabiiki romantizm var olacak; sonuçta bir romantik komedi bu ama bu kadar pembe ilerlemiyor olaylar. Öğreniyoruz ki Bay Romantik La Sferanın yeni şefidir ve dahası kadınlarla çalışamazmış. İlk gün herkesi strese sokup, bayan elemanların tümünü bir sebeple işten kovuyor. Gerçekte de böyle midir şefler bilmem ama şef herkese tepeden bakan, bağırıp çağıran öfkeli bir tip. Bunu da tabii marifet sayıyor. Ha bu çekiciliğinden bir şey kaybettiriyor mu? Bana sorarsanız evet. Biri bağırırsa ben daha çok bağırırım :p Çözümsüzlük uzayıp gider böyle : ) Ancak Kore dizilerinden öğrendiğim bir şey varsa, bir adam bir kadına ne kadar bağırıyorsa, ondan o kadar hoşlanıyor demektir. Hadi hayırlısı :) Neyse bizim kız (malum isimleri hatırlamak da yazmak da güç) kolay pes eden bir tip değil ama ne yapıp, edip yeniden mutfağa dönüyor. Elbette bu o kadar da kolay olmuyor.

Diğer karakterleri şöyle bir geçelim, restoranın sahibi olduğunu saklayan bir adam var. Yoo Kyunga hafiften asılıyor :) Tavsiyeleri ondan istiyor, önüne çıkıyor olmadık yerlerde. Sonra bizim kızın hayran olduğu kadınla iyi arkadaşlar, bir de bu kadınla bizim şef arasında geçmişte bir şeyler yaşanmış, o yüzden kadınlarla çalışmama kararı almış ama sebebini henüz bilmiyoruz. Cast son derece güzel insanlardan seçilmiş yine. Ben ikinci şefi daha çok beğendim ne yalan söyleyeyim :) Bir de Şef kendi ekibini getiriyor. İtalya takımı ve Kore takımı olarak ikiye ayrılıyor mutfak.

Bu arada Honey Lee’nin ikinci dizisiymiş, bu kadın taş resmen. Kıskanmayalım, kadere küsmeyelim de ne edelim a dostlar :) Dostlar derken dişi popülasyonunu kastediyorum :) Dizi son derece sevimli ve izlenesi bir yapım. Tek kusuru çok acıktırıyor olması. Makarna benim en çok sevdiğim şey, her gün yiyebilirim hele o soslar yeme de seyret işte :) Beklentilerimi ve tahminlerimi de hemen belirteyim. İllaki bir aşk üçgeni, çok geni yaşanacak. Şefin kalbinin geçmişte nasıl kırıldığını öğreneceğiz. Belki içimiz acıyacak ama kızı iyi, şefkatli, yardımsever olan adam değil ortalarda dolanıp, bağırıp çağıran adam alacak. Bakın izleyin La Fea söylemişti dersiniz