Ajuşi / Won Bin

Mayıs 6th, 2012

Image and video hosting by TinyPic

Bu filmi internete düştüğü ilk zamanlarda indirmiş epey süre bekletmiştim bilgisayarda. Biraz ön yargılıydım..  Leon tarzı bir konusu mu var acaba dedim? Sonuçta Leon da çok başarılı bir film olmasına karşın arka planda-alt metinlerde ‘kafa karıştırıcı’ mesajlar veriyordu. Hatta bir kitapta kitabın kadın kahramanı, bu filmi seven erkeklere duyduğu antipatiyi anlatıyordu. Öncelikle belirteyim ki hayır çok temel anlamda benzerlikleri olabilir ama Leon filmi ile alakası yok ‘Ajuşi’ nin.

Won Bin güzel bir yüzden öte iyi bir oyuncu olduğunu çoktan kanıtladı. Aynı şekilde Kim Sae Ron da  küçük yaşına rağmen geleceğin aranan oyuncularından olacağını ispatladı. Takip ettiğim bir sinema blogunda ‘işte uzakdoğu bu’ denmiş. Fazlasıyla aksiyon-şiddet sahneleri barındırdığı için bazı izleyicilerin kafasındaki uzakdoğu imajıyla örtüşmesi muhtemel. Çok belirgin bir durum olmadığı sürece ben kamera açılarından, teknik detaylardan anlamam. Benim için önemli olan filmin ne hissettirdiğidir.

Konusunu kısaca anlatmam gerekirse; bir tarafta dünya yıkılsa umurunda olmayacak bir adam var, rehinecilik yapıyor. Kendi halinde kimse ile iletişim olmayan birisi. Diğer yanda annesi dahil kimseden sevgi görmemiş ama sevgi dolu küçük bir kız. 

Hayatın adaletsizliğine karşı daha fazla sessiz kalamayacağı bir an geliyor ve işte o noktada ‘hiçlikten gelen’ bu adamın neler yapabileceğine tanık oluyoruz. Küçük kızın tehlikede olduğunu öğrenmesiyle, kelimenin tam anlamıyla adamların dünyayı başlarına yıkması. Korkusuzca üzerlerine gitmesi, hem hüzünlendiriyor seyredeni hem de  kararlılığıyla ürkütüyor. Geçmişine dair hiç bir bilgi bulunmayan bu adamın karşısında nasıl duracağını bilemeyen mafya-organ çetesi ilk darbesini buradan alıyor belkide. Filme dair çok fazla bir şey söylemek istemiyorum. 

Beni tek rahatsız eden şiddet sahnelerin fazlalığıydı ama filmin akışı içinde gerekliydi o başka bir konu. Won Bin sevenlerin zaten izlediği-izleyeceği, hakkında bir fikri olmayanların da oyunculuk adına mutlaka seyretmetleri gereken bir film Ajushhi.

Dogani – Yemin bozduran film

Ağustos 30th, 2011

Photobucket

Neden bahsettiğimi bilmeyen varsa şuraya bakın önce :) bildiğiniz gibi, Gong Yoo dizi çekene kadar ‘pause’ tuşuna basmıştık. Dikkatinizi çekerim ama ‘stop’ değil pause :) Son gelişmelerle birlikte yeniden ‘play’ tuşuna basma kararı aldım.

Gong Yoo yeni filmi Dogani ile ekranlara değil ama beyazperdeye dönüş yapıyor. Gerçek bir hikâyeden esinlenmiş bir romanın, romandan filme çekilmiş hali. Karışık mı oldu? Yazar Gong Yi Jung kitabı önce online yayınlamış ve oldukça ses getirmiş. Gong Yoo askerdeyken komutanı bu kitabın basılı bir kopyasını ona hediye etmiş. Tam senin tarzın diyerek. Gong YOO kitabı okumuş ve çok etkilenmiş. Askerdeyken son izin gününde yazarla görüşmüş ve bu kitabın filme çekilmesi için kendisini ikna etmiş.

Image and video hosting by TinyPic

İşitme engelli çocuklara uygulanan cinsel tacizi ve okulda öğretmen olan Kang In ho insan hakları gönüllüsü Seo Yoo Jin ile birlikte bu olayı açığa çıkarmak ve suçluların ceza almasını sağlamak için gösterdikleri mücadeleyi anlatıyor film.

Dogani ile romantik, sevimli prens imajını yıkıp her rolün adamı olduğunu göstermek isteyen Gong Yoo, karakterinin bir kahraman gibi gösterilmesini pek istemediğini ama kitaptan farklı olarak, filmde biraz daha bu yönde bir portre çizdiğini belirtiyor röportajlarında.

‘Daniel Henney’nin rol aldığı ‘My Father’ filmi ile tanınan yönetmen Hwang Dong-hyeok, gerçek bir hikâyeye dayandığı için bu projeyi kabul etmekte tereddüt ettiğini ama daha sonra kabul ettiğini belirtiyor. Ayrıca Gong Yoo’nun oyunculuğunu başka bir tarafını gösterdiğini ve çok başarılı olduğunu ekliyor.

Que Sera Sera dan tanıdığımız Jung Yoo Min doğal oyunculuğuyla ön plana çıkan bir aktristmiş bilmiyordum :) Kendisi rolü canlandırırken, pek zorlanmadığını, çekimler sırasında çok fazla boş zamanının olduğunu söylüyor.

Film Kore’de 22 Eylülde vizyona girecek. Gişesi bol olur umarım. Bu arada bu kadar ciddi ve derin bir konuya dikkat çekmek istediği için Gong Yoo’yu tebrik ediyorum. Dizi çekmemesini de anlıyorum :) Böylesi bir rolün altından kalkmak için fiziksel ve psikolojik olarak hazırlanmak gerekiyor ve bu hazırlık süreci de zaman alıyor haliye. Söylenenlere göre hikâye yaşananların yalnızca yarısını anlatıyormuş. Buna rağmen Gong Yoo o kadar etkilenmiş ki; kimsenin aklında yokken bunun bir sinema filmi olmasını kendisi istemiş. Olanlardan sonra müdür dahil olmak üzere olaya karışanlar hapis cezasına çarptırılmış. Anladığım o ki çok sarsıcı ve ‘rahatsız edici’ bir film bizi bekliyor. Gong Yoo’ya hayran olmaktan öte çok iyi bir oyuncu olduğunda hiç şüphe etmedim ve bu rolün altında layığıyla kalktığına eminim. Merakla bekliyoruz ne diyelim.

Madeo-Mother

Kasım 22nd, 2010

Öncelikle belirtmek istiyorum ki bu Spoiler FREE bir yazı olacak. Garanti ediyorum. Yani filmin konusu ve kendi hislerim dışında olan bitene dair hiç bir ip ucu bulamayacaksınız.

Geçen yıl ülkemizde İKSV İstanbul film festivalinde gösterilen ‘Ana’ filmi çok merak ettiğim, çok seveni ve beğeneni olan bir film.

Filmin konusu: Do Joon 28 yaşında otistik  bir genç adamdır. Anne ve oğul sesiz bir hayat sürmektedirler. Bir gün kasabada genç bir kızın öldürülmesi ve Doo Joo’nun cinayet sanığı olarak tutuklanması ile bu sessizlik bozulur. Avukat dahil kimsenin ciddiye almadığı baştan savma görülen davada Do Joon hapse atılır. Oğlunun suçsuzluğundan emin olan anne onun masumiyetini kanıtlamak için elinden geleni yapacaktır.

Tam bir karanlık film örneği olan ‘Ana’  Anne-Oğulun hastalıklı ilişkisini çok fazla irdelemese de, bir annenin çocuğu için yapabileceklerinin sınırı olmadığını gösteriyor. Anne’nin adını film boyunca ve hatta sonunda da öğrenemiyoruz. Ben izlerken başından, sonunu tahmin edebildiğim için çok keyif alamadım filmden. Bunun sebebi arşivimde çok uzun süre beklemiş olması ve hakkında çok fazla şey duymuş olmam olabilir. Sonuçta filmin gidişatıyla ilgili bilgiler hevesimizi kaçırmaz ama sonuna dair duyduğum tek bir cümle, bütün bir olayı anlamama yetti. Kahretsin çok zekiyim. :) Filmin başındaki sahnenin bile, bir yere bağlanacağını tahmin etmiştim.

Pek çok festivaleden ödüllerle dönmüş ‘Ana’ ve oyunculuklar kesinlikle göz dolduruyor. Zihinsel engelli rolüyle kadınların sevgilisi Won Bin, ve anne rolüyle Hye-ja Kim çok başarılı. Olaylar zaten annenin bakış açısından yansıyor seyirciye. Anenin duyguları, tepkileri etrafında dönüyor film. Bir ‘Old Boy’ gibi insanı duvara çarpmıyor ama belli bir derecede rahatsız edici türden bir yapım olduğunu söylebilirim. Spoiler vermeden bu kadar anlatabilirim ancak :) İzleyin diyorum özetle. Veeeeee geriiiiiiii döndümmmmm :D

NOT: Alıntı paragrafına alınmamışsa, aksi belirtilmedikçe film özetleri, konuları kendi cümlelerimdir. Lütfen alıntı yaparken belirtiniz.

Gong Yoo’nun Yeni Filmi ‘Finding Mr.Destiny’ Poster ve Fragmanı :)

Ekim 6th, 2010

Allahım çok heyecanlıyım :) Gong Yoo aşkımın yeni filmininin posteri ve İngilizce alt yazılı fragmanı çıkmış. Şeker bir şeye benziyor :) Ahhhh fragmanın sonunu hiç sevmedim ama bu bir film olduğu için fazla tepki vermeyeceğim :D Vatana, millete, Güney Koreye ve tüm Gong Yoo severlere hayırlı olsun diyorum :) Umarım en kısa zamanda tamamını izleme şansını buluruz.

Photobucket

Senkron sorunu olan fragman kaldırıldı. Daha zamanı değilmiş gösterim için ama olsun biz gördük. Diğer ikisini hala izleyebilirsiniz :D


BEN YOUTUBE AÇAMAM DERSENİZ BUYURUN BURADAN İZLEYİN

Naked Kitchen-Hayal Kırıklığı

Şubat 18th, 2010

Shin Min Ah ve Jo Ji Hoo’nun kimyasının ekrana tam anlamıyla yansıtılamadığı bir film Naked Kitchen. Yine uzun zamandır izlemek istediğim en sonunda Sevgililer günü münasebetiyle şöyle romantik-eğlenceli bir şey izleyeyim dedim seyrettim. İyi oldu çıktı aradan. Filmin konusunu yazmaya üşeniyorum Sinemasia‘dan alıntılıyorum. Filmi o kadar sevdim yani!

Bugün Mo-rae ve Sang-in’in birinci evlilik yıldönümleri. Kutlama hazırlıkları içinde geçen yoğun bir sabahın ardından Mo-rae, Sang-in’e bir hediye bakmak için sanat galerisine gider. Galeride hiç tanımadığı biriyle karşılaşır ve bu ikili hesapta olmayan bir cinsel ilişkiye girerler. Mo-rae eve yaşananlardan dolayı gergin ve suçluluk duyarak gider ve olanları Sang-in’e itiraf eder. O akşam, evlerine bir misafir gelir. Du-rae, Sang-in’e yeni işinde yardımcı olmak için Paris’ten gelmiştir. Mo-rae’nin yaşadığı şokun sebebi ise Du-rae’nin galerideki adam olmasıdır. Adam geçici bir süre için çiftin yanında kalacaktır ve riskli aşk üçgeni de böyle başlar.

Şimdi nereden başlasam; gerek posteri, gerek konusu, gerekse oyuncularıyla çok şey vaat eden fakat ne yazık ki bu beklentilerin karşılığını veremeyen bir yapım. Mo rae hayatına ilk giren erkekle evlendikten sonra muhtemelen kendisinin de farkında olmadığı duyguları birden, yabancı birinin varlığıyla uyanıyor. Kimseye farkettirmeden galeri de sevişmeleri bir tarafa, bir sürü mantık hatası var bence filmde. Ben olsam tanımadığım biri ile yalnız kalmaya korkarım. Manyak mıdır? Katil midir? Sapık mıdır? Nereden bileceksin a kadın bu kadar mı kendini kaybettin? :p ha ha. Ha tabi söz konusu adam Ji Hoon olunca insan pek sağlıklı düşünemeyebilir o anda ha ha ha. Öhöm konudan sapmayalım ne diyordum: İşte bunlar tesadüfen aynı evde yaşamaya başlıyorlar. Bu arada kadın kocasına kırdığı fındığı söylediğinde adam tamamen yok sayıyor bu olayı, üzerinde konuşturmuyor bile. Durae ile aralarında bir çekim olduğu seyirciye hissetiriliyor ama bu çekimin ne kadar güçlü olduğu ya da olmadığı pek yansıtılmıyor, özellikle evin içindeki sahnelerde. Kocanın tepkisizliğinin sebebi belki de böyle bir şeyi bekliyor olması olabilir. Bu tarz bir gerçekle başa çıkamayacağını düşünerek yok saymak istedi. Sonuçta kız ‘gözünü açmış onu görmüş’. Sonra karşısına daha fazla ilgisini çeken biri çıkıyor ve ona kapılıyor bir şekilde.

null

Ne yalan söyleyeyim sevmedim kızın kocasını çok pasif, çok sıkıcı. Ha diğeri daha eğlenceli ya da çok daha neşeli falan değil, sadece diğerine göre daha aktif. İş konusunda ve de kadınlar konusunda daha tecrübeli gibi duruyor hepsi o. Bir  de yakışıklı tabiiki :) Aslında çok uzatmak istemiyorum. İki adam bir kadın hikayesini çok daha iyi işleyebilirlerdi. KDA‘nın ShinMinAh’sına yazık etmişler bence :) Ne mutfak sahneleri yeterince göz alıcı, ne ikilinin yakınlaşması romantik ya da seksi. Olmamış diyorum. Eldeki bunca malzemeyle ortaya çok,  çok daha iyi bir iş çıkarabilirlerdi. Bir de ne zaman bu çocuğu izlesem üzülüyorum kariyeri bitti diye. Yazık etti kendine. İnşallah asker dönüşü yeniden başlama fırsatı bulur. Neticede bir şeyler eksik kalmış fimde. Aslında pek çok şey eksik kalmış. Yine de vaktiniz varsa oyuncuları görmek adına izlenebilir.