Kim Bum ve Moon Geun Young Beraberler – SEVİNDİM- :)

Kasım 1st, 2013

Image and video hosting by TinyPic

Kim Bum büyümüş de, kızlarla çıkmaya mı başlamış? Aman Allahımmm :) Çok sevdiğim iki genç oyuncu Kim Bum ve Moon Geun Young 1 aydır beraberlermiş. O bir aydan fazladır ama hadi bozmayalım ;) Ajansları da bu birlikteliği doğrulamış. Ayy ayrılmazlar inşallah Min Hoo ve Park Min Yong gibi. Kim Bum sevgilisi diye arayan arkadaşlar artık cevap belli: Moon Geun Young. Ayy bu kız biraz büyük Bumiden ama olsun. Pek yakıştırdım ben. Siz ne düşünüyorsunuz?

Kim Bum / Çocuklar Büyüyor De mi Korecanlar? :)

Nisan 28th, 2013

Image and video hosting by TinyPic

Bu yazı ne alaka? Nereden icap etti? Merak edenleriniz olursa söyleyeyim Kim Bum’un o masum çocuksu ifadesinin kaybolduğunu anladığımda karar verdim bu yazıyı yazmaya ama üşendim. Neyse şimdiymiş zamanı diyelim. Şekerler, şekeri Bumieyi Boys Before Flowers dizisi ile tanıdık pek çoğumuz. Çapkın ama masum ifadesi, yakışıklılığı, aydınlık gülümsemesi hepimizi mest etti.

Daha sonra The Woman Who Still Wants To Marry dizisi ile 2o’leri yavaş yavaş geride bırakan kadınların kalbini ısıttı. Sevdiği kadına olgun olduğunu ispatlamak için, saçlarını beyaza boyadı. Çapkın ama mahçup halleri bu dizide de devam etti. :) Nuna Killer rollerinin bir numaralı adayı oldu.

Sonra ne oldu? Ne zaman oldu anlamadım? O sevimli yanaklar gitti. Yüz hatları keskinleşti. Estetik mi acaba diyecek olduk ama estetiklik bir durum da görünmüyordu. Aman Allahımm… Ne estetik, ne kozmetik. Kim Bum büyümüş. Sadece BÜYÜMÜŞ. Yavrum; gözümüzün önünde, birden bire genç bir erkek oldu.

Ben buna bir şaşırdım. Bir üzüldüm. Kim Bum’un Nuna Killer hallerini özledim. Çocuğum büyümüş gibi hissettim. Resmen üzerime bir oğlan annesi hali geldi. Nasıl uyuz oldum kızlara. Nasıl kıskandım… Hayır daha önce Kim Buma karşı bu derece anaç duygular da beslemiyordum :) Fakat gençler listemde de yer almıyordu kendisi. Öyle bakmalık, sevmelik bir kategorideydi :)

Ahh birden bire büyümesi yetmemiş gibi, bir de kas yapmaya çalışmış yavrum. Abilerine özendi tabii çocuk. Baktı kaslı olmayana ekmek yok piyasada, ne yapayım modaya uyayım dedi. Ahhhhh ama o kadar egzersizi kaldıramadı tabii vücudu. Ayağından ameliyat olacak bir aşamaya geldi. Kuzum, ben senin daha  gerçek anlamda delikanlı olmanı hazmedemedim. Çıplak poz vermek neyin nesi? Ört, ört üstünü üşüyeceksin. Merak etme, senin yerinede yeterince açan yaşıtların var :)

Ne yapalım. Acı gerçekle yüzleşeceğiz. Zaman geçiyor. Çocuklar büyüyor. Daha da yakışıklı bir adama dönüşüyorlar. Bu arada Kim Bum pek çok Koresever için Oppa sayılabilir. Ancak, o kadar saf bir yüzü var ki, kendinden büyük karakterleri canladırmasına rağmen, o masum ifadesi yaşından da küçük görünmesine sebep oluyordu. Son olarak 41 kere maşallah diyor, merak ve ilgi ile izlemeye devam ediyoruz kendisini :)

Nuna Killer Kim Bum ve diğer diziler

Ağustos 18th, 2010

İzlediğim dizilerden kısaca bahsetmek istiyorum hepsi birikti ve ben yazmaya çok üşeniyorum. Yazmayayım dedim ama sonra neden yazmadın diye söyleniyorsunuz :D

Photobucket

The Woman Who Still Wants To Marry

Kim Bum şahane gerisi bahane diyebilirdim ama demiyorum :D Kim Bum kendinden 10 yaş büyük  bir kadına aşık olan bir müzisyeni canlandırıyor. 30 yaşını aşan her kadının mutlaka evlenmesi gerektiğini hatta artık evlenmek için şansı olmadığını dayatan ataerkil bir toplumda hem kariyer yapıp, hem hayatının erkeğini bekleyen kadınların öyküsü gibi DURSA da :D bundan daha fazlası. Herşeyden öte üç kadının dostluğu görülmeye değer. Ne Kim Bum ne başka bir şey. Dizi de en çok özendiğim şey Bu Gi’nin bağımsız karakteri ve diğerlerine bir akıl hocası misali öğüt vermesi ve HER ZAMAN HAKLI Olması :) Ben çok beğendim ve elbette tavsiye ediyorum. 25 yaşın üstündeyseniz daha fazla şey bulabilirsiniz hikâyede :)

MY GİRL

Kore dizilerine başlayanlar önce bu diziyi izlemiş ve beğenmiş oluyor nedense. Benim içinse Full Housetan sonra ki ikinci büyük hayal kırıklığı. Karakterler isteselerdi bile daha aptal olamazlardı hele o kız, akıllara zarar. BEĞENMEDİM.

SWEET RAİN

Chiba-Takeshi-ölüm meleği… İnsanların ömür süresine karar vermek üzere dünyada olsa da insanlar onu hiç ilgilendirmiyor, ilgilendiği ve insanların yarattığı halde sevdiği tek şey müzik. Görevi yaşam ya da ölüm kararı vermek ve yoluna devam etmek. Ama bunu hakkıyla yapabilmek kararından önce seçilmiş kişinin hayatını yedi gün boyunca inceliyor. Bu defa hedefinde Fujiki var. Talihsiz, tüm sevdiklerini kaybetmiş ve kendisi bile hayatına değer vermez olmuş bir kız. Chiba için kolay bir karar görünse de kızın bir yeteneği ona ölüm hatta insanlar hakkındaki fikrini değiştirebilir mi?

Takashi Kaneshiro’nun yeteneğini konuşturduğu filmlerden biri daha. Aslında biraz depresif olsa da kesinlikle izlenmeye değer olduğunu düşünüyorum. Sırf Takashi için bile seyredilir yani. Kendisi Koreli olmayan sevdiğim tek uzakdoğulu. Çok başarılı, çok yakışıklı, çok sakin haddinden fazla bazen :) Özetle tavsiye ederim izleyin. Daha geniş bir tanıtım isterseniz. Buraya ve de buraya bakın.

The World They Live In

İç içe geçmiş yaşamları konu almak istese de, becerememiş bir yapım. Dizi içinde dizi mantığıyla çekilen, fikir olarak çok yaratıcı ve ilgi çekici olan bir diziyi sıkıcı olmaktan Hyun Bin bile kurtaramamış ne yazık ki. Yine un var, yağ var, şeker var ama helva yapamamışlar. Hyun Bin bu dizide o kadar şeker ki, kız da iyi :) Sinir bozucu bir karakteri canlandırıyor ama aslında sevimli biri. Bu dizi sırasında ya da sonrasında emin değilim ama ikilinin gerçek hayatta da beraber olduğunu göz önüne alırsak, oyuncularının kimyalarını da iyi değerlendirememişler. Yine de izlemek isteyen olursa vakit kaybıdır demem. En azından o kadar bayılarak izlediğimiz dizilerin nasıl çekildiğine ve yayına yetiştirildiğine dair bilgi ediniyoruz.

Güzel Gülen Yakışıklı Adamlar : )

Nisan 28th, 2009

Dünyanın dört bir yanından güzel gülen, güzel bakan yakışıklı oyunculardan bir slideshow derledim. Hepsi çok yakışıklı hepsi GAMZELİ :)

Valentino Lanus: Meksikalı Oyuncu, eski bir model. Sevgilisi Kolombiyalı bir manken. Yetenekli ve yakışıklı. Menajeri de dünya tatlısı bir adam.

James Van Der Beek: İlk göz ağrım Dawson’ım  kendisi gibi oyuncu Heather McComb ile (2003) ile evli ve çok mutlular. Hollywoodun kirletemediği güzel insan.

Jaime Camil:  La Fea Mas Bella dizisi ile tanıdığım Latin ateşi. Fazla söze gerek yok biyografisi blogda mevcut.

Mehmet Günsür: Gururumuz mu desem : ) Türk olduğu için ne kadar mutluyum mu desem :) Burada gül gibi Türk kızları dururken (misal ben ha ha ha;) gitti elin İtalyanıyla evlendi, bir de oğlu var. Allah daha da mesut etsin ne diyelim.

Kim Bum: Çıtır çerez. F4 ün çapkın Yi Jungu gerçek hayatta çok masum ve çok tatlı.  Yaşına göre oldukça olgun ve kariyerinin başında yetenekli ve parlak bir genç.

Lee Min Hoo: Avusturalyada bile kendine hayranlar edinmiş ve resmi  sitesi yoğun ilgiden çökmüş olan oyuncu. Bu yakışıklı da bana göre çok genç. BBF dizisinden sonra fiyatını ikiye katladığı söyleniyor. Bir kozmetik firmasının yüzü. Pek çok reklam filminde rol almaya başladı. Çok yetenekli, çok genç ve çok yakışıklı.

Lee Seo Ji: Gamzeli gangster, Kral Yi San öldüren bakışlara ve muhteşem bir gülüşe sahip oyuncu. Şu an için sevgilisi yok. Bizde bunun için hiiç üzgün değiliz. : )

Josh Hollaway: Türkiye’ye gelişi olay olan, Türk erkeklerini kıskançlıktan deliye döndüren, dünayı kasıp kavuran Lost dizisinin yakışıklısı. Sarışınlığın yakıştığı ender adamlardan biri. Evli ve sanırım çok yakın zamanda baba oldu.

Hyun Bin: Bir başka güzel gülen Koreli. My Name İs Kim Sam Soon dizisi ile tanıdığım yakışıklı oyuncu. Kız arkadaşı da kendi gibi ünlü bir oyuncuymuş.

Alejandro Tous: İspanyol oyuncu. Kendisini Çirkin Betty’nin İspanyol versiyonu olan Yo Soy Bea dizisindeki Alvaro karakteri ile tanıdım. Alvaro’dan nefret ettim ama Alejandroyu çok sevdim. Dizideki rol arkadaşı (Bea/Betty) Ruth Nunez ile beraber. Çok aşık görünüyorlar.

Stefona Acrosi: Muhtemelen adını yanlış yazdım. Cahil Periler filmi ile tanıdığım İtalyan aktör. Dünyanın en güzel kadınlarından Fransız model Leticia Casta ile nişanlı. Bir çocukları var ikincisi de yolda. Sırf gülüşünü görebilmek için filmdeki kapı açma sahnesini tekrar tekrar izlediğim insan.

veeeeee GONG YOO: O gülsün ben sadece onu seyredeyim dediğim adam. Gülünce etrafına ışık saçan, günümü aydınlatan yakışıklı. Keşke böyle bir sevgilim olsa dediğim insan. Sadece Coffee Prince dizisinde ki karakterine değil kendisine de ayrıca hayranım. Gel Koreye yerleş dese bir dakika durmam giderim. Tanımayana hiç üzülmem bir rakip eksilir : ) ama tanıyıpta sevmeyen varsa gözüme görünmesin.

Kim Bum/Çıtır Çerez :)

Nisan 18th, 2009

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Adı: Kim Bum
Meslek: Actor
Doğum Tarihi: 1989-Temmuz-07
Boy: 179cm
Kilo: 62kg
Burcu: Yengeç

Dizileri
Boys Over Flowers (KBS,2009)
East of Eden (MBC, 2008)
Unstoppable High Kick (MBC, 2006)
Outrageous Women (MBC, 2006)

Filmleri
Gosa/The Story (2008)
I Like It Hot (2008)

Image and video hosting by TinyPic

Boys  Before Flowes dizisi sayesinde keşfettiğim başka bir yakışıklı oyuncu Kim Bum. 7 Temmuz 1989 doğumlu. Sadece 20 yaşında benden çook küçük ve bu yaşına kadar hiç sevgilisi olmamış. Amerika ve Avrupa da bazı çocukların 13 yaşında seks ile tanışıp 15 yaşında kızları hamile bıraktığını düşünürsek Kim Bum çok masum. Ağabeyleri Lee Min Hoo, Gong Yoo gibi o da çok güzel gülüyor ve çok güzel giyiniyor. Yaşına göre son derece olgun ve yetenekli.  Kpculture sitesinden aldığım bir röportajını ekliyorum. Türkçeye çeviremedim üzgünüm : (

ISplus (IS): You seem like you would be a playboy like Boys Over Flowers‘ So Yi Jeong.

Kim Beom (KB): Thank you for the compliment, but we’re actually quite different. Due to my extreme shyness, I can’t get along with people that easily, let alone have the skill to seduce women. Although, I do have some characteristics similar to So Yi Jeong such as being cool-headed, not showing my inner feelings easily, etc. Come to think of it, when I was young, many girls my age used to follow me around a lot. (Laughs.)

IS: Have you ever had a girlfriend?

KB: Up til now, I have never had a girlfriend. I’ve always been very preoccupied with something, so it seems that my mind hasn’t been free to have a girlfriend. I don’t think I’ll that freedom for some time to come.

IS: Are you sure you aren’t like So Yi Jeong who is a playboy, but has blocked off his heart from women with an emotional wall?

KB: Come to think of it, that could be true too. However, Yi Jung developed that attitude due to his playboy father. I am like this because I am devoted to work, which thus far has more value and importance than a girlfriend. Still, I have a lot of female friends such as Boys Over Flowers‘ (Ga Eul) Kim So Eun, Park Shin Hye, and Go Ara, etc. that I get along well with. (KP’s note: All three actresses are his classmates in Chung-Ang University’s Theatre & Film program.)

IS: If you get a girlfriend, what kind of present would you most want to receive from her?

KB: I’d like to receive a meal (lunch box) made directly by her. With a busy filming schedule, I skip meals often. At such times, if I could eat a homemade meal by my girlfriend, I think it would spring forth energy (strength) that wasn’t there.

IS: Who is number 1 on your cellular phone speed dial?

KB: The agency representative and hyung that I trust and depend on the most. There are many things to discuss (consult) with him, so I put him as speed dial number 1 in order to speak on the phone with him often. Even if I do get a girlfriend, I don’t think I will change my speed dial number 1.

IS: What will you do if your parents oppose your marriage like Boys Over Flowers’ Gu Jun Pyo?

KB: If I love [that person] to the point of wanting to get married but can’t due to the opposition of those around me, I would regret it forever. I would [try to] persuade them again and again until they give me permission. I have lived with such integrity that my parents have remarkable faith in me. They will accept my wish.

IS: What is your life motto?

KB: “You may lose once, but don’t lose again.” As you live life, you can encounter failures and you can make mistakes. I don’t want to suffer the same setback by making the same mistake again. [The motto means that] although a person cannot be perfect, one should try his or her best in order to get closer to perfection.

IS: When was the greatest crisis [you’ve faced] in life so far?

KB: I don’t consider a crisis you cannot overcome as a crisis. Although I’ve had trivial cases that were difficult, I’ve overcome them. I don’t think that I’ve experienced any extraordinary crisis.

IS: If you became a chaebol (tycoon) like in Boys Over Flowers, what would you most want to do?

KB: I don’t want to become a chaebol. I want to always have dreams and put in intense effort in order to achieve those dreams. I think if I become a chaebol, I might become indolent (lazy) and lose sight of my dreams.

IS: Which websites do you have bookmarked?

KB: Portal sites such as Daum and Naver. I can come by a variety of information such as news in a short amounth of time.

IS: Do you read internet comments [regarding yourself] and take them seriously? Is there a negative comment that remains on your mind?

KB: There was a time at the beginning of my debut when I agonized over negative comments that I don’t even want to recall now. After that, I made up my mind not to pay attention to negative internet comments. I usually don’t read those kinds of comments, but there doesn’t seem to be a lot.

IS: Have you ever left a comment (reply) on the Internet?

KB: There hasn’t a single time when I have added a reply.

IS: What are some objects that you always carry around in your bag?

KB: My cellphone and wallet. I only put things that I absolutely need in my bag.

IS: How do you manage your income and how much allowance do you [get and] spend?

KB: I manage my own income so there’s no separate allowance. Truthfully, lately I haven’t even had time to spend money.

IS: Do you have any superstitions or customs?

KB: I can’t sleep before the first day of filming. I go to set after staying up all night. But I act better because my mind has become clearer. From a certain point in time, I decided not to sleep. However, there is the disadvantage of my physical condition being worse.

IS: What method do you use to relieve extreme stress?

KB: I meet up with cheerful people. Although I’m on the quiet side, I find that stress is relieved as I laugh when absorbed in pleasant conversations with pleasant people.

IS: Do you have any sleeping habits?

KB: I wouldn’t k now my own sleeping habits. People who have slept with me on vacation haven’t said anything in particular about it.

IS: Which athlete do you like the most?

KB: Manchester United’s Cristiano Ronaldo. He plays the kind of soccer that I dreamt about when I was a soccer player in middle school.

IS: Which three objects would you take with you if you had to be stuck on a deserted island?

KB: A [handheld] video game console, a DVD player, and also a cellphone. If I watched movies on the DVD player and play video games in between, I think it would be enjoyable even on a deserted island. I would need the cellular phone to request aid (a rescue) when I get bored. Does a cellphone work on a deserted island, you ask? I saw a commercial awhile ago where jjajangmyun (black bean noodles) was even ordered for delivery using a cellphone.

IS: If you were given a perfectly [schedule-]free day, what would you want to do?

KB: No matter how leisurely the one day is, wouldn’t the next day be busy? In order to prepare [for the following day], it probably won’t be completely free. I would want to just go somewhere nearby and get some fresh air and cool my head (mind) for a bit.

Image and video hosting by TinyPic


Boys Over Flowers Final/Bu Çocukları Seviyorum

Nisan 5th, 2009

Image and video hosting by TinyPic
2 aylık macera sonunda bitti. Tek söyleyebileceğim bu çocukları çok özleyeceğim. Bir de çok şükür çekimleri sağ salim tamamladılar. Hiç bir dizide oyuncuların başına bu kadar çok kaza, aksilik gelmemiştir sanırım.

Final hakkında yorum yapmak istemiyorum çünkü beğenmedim. Çok gelişi güzel olmuş. Ben çok daha  anlamlı F4’ün görkemine yakışır bir final beklerdim ama bu da fena değildi. Şimdi ne anlatsam spoilera girecek sadece şunu  belirtmek istiyorum; Kore versiyonu oyunculuk ya da kurgu olarak değil belki ama görsel olarak hem Tayvan hem de Japon versyionunu ikiye katlar.

Başından beri söylüyorum bu çocukların yüreği sevgi dolu ve bu sevgiyi de birbirlerinde buldular. Gu Jun Pyoo Jandinin aşkıyla sakinleşti hatta ehlileşti :) bu çocuğun sevme kapasitesi beni başından beri şaşırtmıştır.  Le Min Ho çok genç ama çok başarılı bir oyuncu. Rolü alıp götüren aktörler vardır ya işte onlardan. Gu Jun Pyoo’nun öfkesi, kırgınlığı, kızgınlığı, kibri, aşkı  Min Hoo’nun gözlerinden bize geçti. Bir de şu gömleksiz t- shirtsüz sahneler vardı ki tam bir göz ziyafeti : )

Image and video hosting by TinyPic

Ji Hoo beyaz atlı prens olarak bütün bir dizi boyunca Jandi’nin kurtarıcısı oldu. İçim acıdı resmen onu o hallerde görünce. Yine bir ikileme düştüm her ne kadar Ju Pyoo çok sevsem de kalbimin bir tarafı Jandi ve Ji Hoo yu çift olarak görmek istedi. Tabiiki bu gerçekleşmedi zaten olmayacağını baştan beri biliyordum ama bu Ji Hoo için üzülmeme engel değil. Jandi’nin acil durum çanı ne zaman çalsa Ji Hoo yardım etmek için oradaydı. Son bölümlerden birinde Jandi’nin ona yine ihtiyacı olduğunu hisseti ve yakınında olmamasına rağmen onu buldu. Şaşkınlık içindeki Jandi ‘Senin burada ne işin var? Diye sorunca. ‘Onu duydum, acil durum çağrını duydum. Bu sefer duyamayacağım diye çok endişelendim, gecelerce uyanık kaldım’ diyor ve beni benden alıyor. Kim Hyun Joon oyunculuğuyla ilgili çok fazla eleştiriye maruz kaldı ama bence rolün altında başarıyla kalktı.

Her ne kadar Ji Hoo ve Jan Di ruh eşi olsalarda bir arada olamadılar. Senaristler Ji Hoo’yu  Jandi’nin ilk aşkı ve her daim koruyucusu ve en yakın arkadaşı olarak konumlandırdılar. Aralarında ki özel bağı bu şekilde açıkladılar sanırım.  Ju Pyoo Jandi’yi ancak onunla görmeye dayanabilirdi. Jandiyi mutlu edebilecek -kendinden başka tabii- tek insan arkadaşıydı onun gözünde.  Sevdiği kızı bırakmanın düşüncesi bile onu deli etse de.  Sadece ve sadece Ji Hoo ile beraber güvende olabilirdi biricik Jandi.

So Yi Jun’ga  gelince o da geçmişi ile barışarak kendine ve Ga Eul’ a yeni bir sayfa açmak için şans verdi. Ne yazık ki hayranların çok istediği öpüşme sahnesi gerçekleşmedi final bölümünde. Dizide bir aşk hikayesi anlatıldığı halde pek fazla fiziksel yakınlaşma olmadı. Bir de KBS sanırım anket düzenlemiş ‘Dizide çok mu fazla öpüşme sahnesi var sizce’ diye.  Şaka yapıyorlar sanırım. Amerikan dizilerinde neler,  neler oluyor. Hadi o başka bir kültür diyelim ama diğer Kore dizilerinde de ‘gerçek’ öpüşme sahneleri gördüm ben. BBF de sadece Jandi ve Ju Pyoo’nun dudakları birbirine değdi bir kaç kere hepsi bu. Bir de çok şeker bulduğum bir durum var ki oyuncular öpüşme sahneleri çekerken utanmışlar biraz. Her ne kadar kulağa amatörce gelse de hala bir şeylerin, birilerinin saf kalabildiğine dair bir işaret. Elbette oyuncular çok genç daha ve zamanla bu duruma alışacaklar ama yine de çok sevimli.

Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic

Son olarak dizinin gidişatı içinde bireysel hikayesine pek yer verilmese de Won Bin F4 ün olmazsa olmazıydı. Hele arada ‘Yoo what’s up guys’  gibi sarfettiği İngilizce cümleler fenomen oldu. Aksanının sevimliliğinden bahsetmeye bile gerek yok. Arkadaşları için herşeyi yapabilecek kadar onlara bağlı ve sadık Woo Bin benim de hayalini kurduğum türden bir dost.

Bu arada hep erkeklerden bahsederken dizinin sevimli ve güzel aktristlerini de es geçmemek lazım. Kim Seo Eun (Ga Eul) 20 yaşında ve şeker kıvamında bir kız. Ge Eul karakteri için mükemmel bir seçim olmuş. Kim Bum ile aralarında ki kimya ve uyum da çok güzel. Bu yüzden diğer versiyonlardan farklı olarak Yi Jun ve Ga Eul’u bir çift olarak görmek istedi herkes.

Gu Hye-su (Jandi) 25 yaşında ve Lee Min Hoo’dan ve Woobin hariç diğer oyunculardan 3–4 yaş büyük. Set arkasında kıza ‘nona’ diyorlarmış. Umarım bu sadece Korelilerin saygısındandır. Eğer o ‘Nona’ ise ben ‘Ajumma’ falan olurum her halde :) En büyük oyuncu bile benden küçük :( Gu Hye-su Jandi rolünde çok başarılıydı ve çok güzel gülen bir kız. Hep söylüyorum içten bir gülüş kadar insanı güzelleştiren başka bir şey yok.

Image and video hosting by TinyPic

Jan Di’nin Ju Pyoo’ a dediği gibi ‘Sen sevgi dolu ama yalnız bir adamsın’ F4 ün bütün karakterlerine uyabilecek bir cümle bence bu. Bir kez daha söylüyorum,  bu çocukları çok sevdim Boys Before Flowers izlediğim en sevimli dizilerden biriydi. Elbette bir takım aksayan yönleri oldu ama herşeye rağmen  başarılı bir yapım olduğunu düşünüyorum.

Uzun lafın kısası her güzel şeyin bir sonu vardır ve her son yeni bir başlangıçtır. Bundan sonra F4 ün oyuncularını yeni projelerinde takip edeceğim.


Boys Before Flowers /Büyük Aşklar Nefretle Başlar

Şubat 17th, 2009

Kore yapımı başka bir dizi daha beni benden aldı bu aralar. Boys Before Flowers. Beatles kılıklı takım elbiseler içinde gezen 4 tane oğlan çocuğunun hikâyesi Aslında ilk versiyon Taiwan yapımıymış. (Meteor Garden) Daha sonra Japon (Hana Yori Dango) versiyonu çekilmiş ve çok popüler olmuş. İlkine şöyle bir göz attım. Yanlış anlaşılmasın ama ne dil nede oyuncular hoşuma gitmedi.  Japon versiyonunu izledim fena değildi. Başrol oyuncusu kızı çok sevdim ama Kore versiyonu beni ekrana bağladı. Koreli oyuncular çok daha güzel bence.

Dizinin konusu kısaca şöyle. Jandi orta halli hatta fakir sayılabilecek bir ailenin kendi halinde kızıdır.  Ailesi Shinwa denilen zengin çocuklarının gittiği bir okulun yakınlarında kuru temizlemeci işletmektedir.  Tabiiki her okulda olduğu gibi bu okulda da belalı birer erkek ve kendini beğenmiş bir kız grubu vardır. Kendilerini kısaca F4 ( Flower 4/Çiçek dörtlüsü) adlandıran bu grup Kore’nin en zengin ailelerinin biricik oğullarıdır. Gel görki hepsi bir şekilde sorunludur.  İçlerinde en sorunlu olan da grup lideri Goo Joon Poo dur.  En ufak bir şeyde sinirlenen kibirli, asabi bir çocuktur. F4 den birine özellikle de Goo Joon Pooy’a saygısızlık yapan biri ölüm fermanını imzaladı demektir. Dolabına bir kırmızı kart konur ve bütün okul tarafında bitmek bilmeyen işkencelere maruz kalır.

Bu işkenceler zaman zaman sadece ‘rahatsızlık verme’ sınırının aşabiliyor. Öyle ki psikolojisi bozulan bir öğrenci kendini okulun çatısından atmak ister. F4 ün Jan Di ile yollarının kesişmesi de yine bu olaya bağlantılı olarak gerçekleşir. Çocuk kendini atacakken Jan Di onu son anda yakalar ve bir anda bütün  basın ondan kahraman olarak söz etmeye başlar. Bu olayın akabinde ‘gizemli’ bir sponsor Jan Di’yi bu sadece zengin çocuklarının gidebildiği Shin Hwa Koleji’ne kaydettirir. Jandi önce istemese de ailesinin tepkisi ve tabiiki okulda sunulan imkanlardan ötürü fikrini değiştirir ve okula başlar.

Okul ve F4 ile ilgili anlamadığım bir kaç şey  var. Neden kimse bu ‘popüler’ çocukların işkencelerine karşı durmaz? Bir de dikkatimi çeken bir şey var kızların okul formasının eteği süper mini. Vallahi abartmıyorum.  Biz lisedeyken o etek boyları yüzünden az çekmedik. Biraz dizin üstünde diye azarlananlar mı istersin, oradan buradan çekiştirerek uzatmaya çalışanlar mı istersin. Biz de olsaydı bacaklarımızı kırarlardı öğretmenler :) Yalnız allah için kızların hepsinin vücutları çok düzgün ve yakışıyor mini ‘forma’ onlara. Bir şey daha var bu çocuklar ayrı bir ofiste ders alıyor. Ayrı bir bölmede yemek yiyor. Madem bu kadar özelsiniz, oturun evinizde özel ders alın en iyi hocalardan. Diploma nasıl olsa bir şekilde alınır öyle değil mi?

Neyse konumuza dönelim.  Jan Di bir şekilde okula başlar ve en baştan beri sinir olduğu bu gruptan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışarak hayatına devam eder. Tabiiki  bu imkansızı başarmak gibi bir şeydir. Eğer uzak durabilseydi  dizi başlamadan biterdi öyle değil mi? Biz soluklarımızı tutmuş acaba ne zaman arıza çıkacak diye beklerken senaristler bizi fazla bekletmeden Jandi ve Goo Joon Pyoo’yu karşı karşıya getirir. Olay çok çok kısaca şöyle gerçekleşir: Jandi’nin arkadaşı Goo Joon Pyoo’nun üzerine dondurma düşürür. Bizim asabi ve de yakışıklı oğlan sinirlenir Jan Di de arkadaşını savunur veeeee ertesi gün dolabında kırmızı bir not bulur.

Bütün okulu bir anda karşında bulan Jan Di kolay lokma olmadığını kanıtlar. Bir süre sonra bu ‘hayatını zindan edeceğim’ tavırları Goo Joon Pyo’nun kızdan hoşlandığını anlatma şekline dönüşür. Tabiî ki henüz kimse bunu bilmez. Aslında tüm o şiddeti, hiddeti de yine sevgisizliğin ve ilgisizliğin getirdiği boşluğu kendince kapatmak için. Bütün hayatı boyunca ‘evlat’ değil aile şirketinin varisi olarak görülmüş bir erkek çocuğu düşünün, sürekli çalışan ve ‘cadı’ sıfatını sonuna kadar hak eden bir anne ile çoğu zaman yalnız olarak büyüyen bir çocuk elbette ki asabi ve hırçın olacak. Başka ne beklenir ki. Hani ilkokulda ya da anaokulunda bazı çocuklar vardır. Belli bir kızla sürekli uğraşırlar. Bu çocuk ya kızın saçını çeker ya çelme takıp düşürür, mutlaka ve mutlaka ağlatır. Aslında tüm yapmak istediği dikkatini çekmektir. İlgi çekmenin başka bir yolunu bilmediği içinde can yakar. Goo Joon Pyo da tam böyle bir çocuk. Her yeni işkencede ağlayarak yanına gelmesini beklerken Jan Di her seferinde bütün tacizlere yılmadan karşı durur. Bu da Goo Joon Pyoo’nun ondan daha çok hoşlanmasını sağlar. F4 e kafa tutan ilk kişi olan Jan Di F4’ün iki üyesinin birden kalbini çalmıştır.

Bu çocukların hepsi aslında bir derece yalnız ve sorunludur ama her birinin de ayrı bir yeteneği vardır. Jan Di’nin kurtarıcı prensi, her başı sıkıştığında koşup kurtaran Yoon Ji Hoo keman çalıyor. Jan Di ile aralarında bir yakınlaşma olduğunu da dip not olarak belirteyim. Yakışıklılığıyla kadınların kalbini çalan So Yi Jung başarılı bir seramik sanatçısı. Bu oyuncuya bakarken ‘Allahım ne hoş çocuk’ diye diye izliyordum. Bir bakayım dedim neyin nesiymiş. 89 doğumlu olduğunu öğrendim, yıkıldım. Çok küçük daha. Ama çok yakışıklı. Bunların en büyüğü 23 yaşında. Hepsi çok yakışıklı.. Bu arada Flowers 4 (Çiçek dörtlüsü) ‘çiçeklerden daha güzel’ çocuklar oldukları için bu ismi almışlar. Doğru söze ne denir :)

Jan Di ile bir ilişkiye başlayan Goo Joon Pyo’u izlerken bu kadar ‘öfkeli’ bir çocuğun aslında çok kırılgan ve sevgiye aç olduğunu görüyorsunuz. Açıkçası böyle bir çocuk nasıl bu kadar tutkulu sevebilir diye ben de şaşırdım. Sadece o değil elbette, buz gibi görünen Yoon Ji Hoo’nun aslında ne kadar sadık ve iyi kalpli biri olduğunu fark ediyorsunuz. En azından ben öyle düşünüyorum. Kazanova So Yi Jung’un aslında gerçek aşkı bulamadığını belki de geçmişte bir kalp kırıklığı yaşadığını, grubun en sessiz üyesi Song Woo Bin’in arkadaşları için her türlü fedakârlığı yapabileceğini görerek bu çocuklara başka bir gözle bakıyorsunuz. O kadar sevimliler ki zengin züppe olarak değerlendirmek çok zor. İzleyin pişman olmazsınız diyorum.  Türkçe  alt yazılı izlemek için buradan (ilk 9 bölüm) İngilizce alt yazılı izlemek istiyorsanız buradan (yayınlanan 13 bölüm) bulabilirsiniz.