City Hall / Biraz Politik, Biraz Romantik

Mart 24th, 2012

Photobucket

Kim Sun Ah, Güney Kore’nin gelmiş, geçmiş en iyi aktristlerinden olduğunu, her izlediğim dizisiyle bir kez daha kanıtlıyor. City Hall başlıkta da belirttiğim gibi biraz politik, biraz romantik çoğu zaman eğlenceli bir dizi. Fakat politika kısmına katlanamam diyorsanız -ki ben bir ara epey sıkıldım- size o kadar keyifli gelmiyor. Neyse ki hikaye içinde tüm politik çatışmalar ve günlük yaşam çok iyi harmanlanmış. Böylelikle dizi sıkıcı olmaktan kurtuluyor.

Image and video hosting by TinyPic

Shin Mi Rae: In Ju City denen küçük bir şehirde en düşük dereceden devlet memurudur. Herkese yardım eden ve sevilen biridir. Bunun yanı sıra geçinmek için birden fazla part-time işte çalışmaktadır. Shin Mi Rae tam anlamıyla ‘içimizden biri’

Jo Gook: Genç (bir politikacı olarak) ve hırslı bir adam. Onun için  kazanmak adil oynamaktan çok daha önemli. Shin MiRae’ye önce ortak çıkarları için yardım ediyor ama daha sonra işler elbette değişiyor. Yürüdüğü büyük yolda kendisine yardım edecek bir kadınla nişanlı.

Photobucket

BB: Hırslı ve tecrübeli bir iş adamı ve siyasetçi. Herkesin saygı duyduğu, güçlü ve liderlik özellikleri taşıyan bir adam. Jo Goo ve annesini yıllar önce terketmiş. Kendi büyük hayallerini oğlunun üzerinden gerçekleştirme çabasında.

Photobucket

Go Hae: Jo Gook’un nişanlı olduğu kadın. Da Haen grubun varisi. Fazla söze gerek yok. Hikayedeki kötü kadın kendisi :) The bitch diyebiliriz kısaca :) Hatta dedik bile :)

Photobucket

Jong Waa: Bitch the second : ) İkinci sevimsiz kadın da kendisi oluyor. Jung Do’nun karısı farklı politik amaçları var. Shin Mi Rae’nin eski arkadaşı yeni rakibi.

Photobucket

Jong Du: Shin Mi Rae’nin sağ kolu. Politik destekçisi ve Jong Wa’nın kocası. Karısının aksine sadık ve güvenilir.

Photobucket

BoMi: Shin Mi Rae’nin en yakın arkadaşı. Evli 3 çocuk annesi. Kore Cumhuriyetinin ulusal Ajummalarından biri : )

Bütün bu karakterlerin yanı sıra bir grup büro şefi, sadık destekçiler gibi kişiler de mevcut. Eğlenceli anları dizinin ağır bir politik havada ilerlemesinin önüne geçiyor. Ama bu demek değil ki sabun köpüğü bir drama ile karşı karşıyayız. En başta da dediğim gibi, siyasi hırslar, politik oyunlar ve günlük yaşamın dertlerini aynı potada eritip, çok iyi dengeliyor.

Elbette aşk gibi hayatın tam ortasından bir duyguyu vermeyi de ihmal etmiyor:) Gereksiz egoların, saçma kavgaların olmadığı bir ilişki Jo Gook ve Shin Mi Rae’nin yaşadığı. Hiç bir şey kolay olmuyor tabii ama karakterler size, buna değeceğini gösteriyor.

Aşk demişken Kdrama tarihinden daha tutkulu bir öpücük görmedim ben :) İşte gerçek oyuncuların farkı :)

Photobucket

Photobucket

Bana bir hayal ver, içi boş kampanya sözlerindense bana gerçekleştirebileceğim bir hayal ver.

İşin içinde Kim Sun Ah varsa benim için o yapımın kötü ya da başarısız olması mümkün değil. City Hall da bunun bir kanıtı. Çoğumuzun Dok Go Jin olarak tanıdığı Chae Seung Won ve Kim Sun Ah’nın kimyaları çok uymuş. Gerçi Kim Sun Ah’nın kimyasının uymadığı bir aktör yok sanırım :) Yine de hem yaş, hem de tecrübe itibariyle bu ikiliyi diğerlerinden daha falza beğendim. Yoksa bir Hyun Bin, bir Lee Dong Wook  aynı derecede başarılı aktörler. Chae Seung Won burada çok daha gerçek bir karakter canlandırmış ve bu işin altından son dererece başarıyla kalmış. Çok beğendim.

City Hall samimiyetle de var olabileceğinizi, insanların üzerinden basmadan da yükselebileceğinizi gösteren bir romantik-politik dizi. Politika denen zor ve çoğu zaman kirli işte, kirlenmeden gerçekten halka hizmet ederek yer alabileceğiniz mesajlarını veriyor. Sana inanan tek bir kişi bile varsa o insan için yola devam etmelisin. Ben çok sevdim, sabırla izlerseniz sizin de seveceğinizi düşünüyorum ve öneriyorum.

Son olarak diyorum ki… KİM SUN AH MUHTEŞEM  :)

MBC/KBS/SBS Drama Awards

Ocak 5th, 2012

PhotobucketSene sonu Tv Drama ödülleri bu sene yavan geçti benim için sevdiğim oyuncuların çoğu yoktu. Zaten Binie askerde. Gong askerden geldi geleli bir dizi çekmedi. Ben bu ödül törenlerinden en sevdiğim bir kaç fotoğrafı paylaşacağım.

Gong Yoo Jinin tarzına bayıldım. Dürüst olmak gerekirse öyle muhteşem güzellikte bir kadın değil ama sade ve şık olmuş ve içimizden biri imajı ile her kadını güzeldir mesajı da veriyor bence :) Kıyafeti için modacılar neder bilmem ama hem spor hem de klasik stili bir araya getirmiş bir giysi bence bu anlamda ben çok beğendim. Saçı ve makyajı da aynı şekilde hem şık hem doğal.

Photobucket

Min Ho’cum sana söyleyecek  kelimem yok canım. O kadar yakışıklısın ki… Senin güzel yüzün, boyun posun, sıcak gülüşün yeter. Bu saç modeli de yüzüne düşen perçem kısmı dışında şahane olmuş. Çok yakışmış. Ne diyeyim, şıksın hem de çok :) Sevgilisi ile yan yan gelmeseler bile kolajlarda beraberler :) Birleştirilmiş bir resmi tekrar birleştirmek de bana özgü olsa gerek :P

LHM’den bahsetmişken Park Min Yeong’u da anmamak olmaz. Beyazlar içinde kuğu gibi olmuş çok güzel bir kız. Kore standartlarında yani. Estetikli bile olsa parlak, güzel bir gülüşü var bu da onu güzel kılmaya yetiyor. Ojeleri ise elbette çok beğendim :)

Bu adını hatırlamadığım güzel kadın rüküşlük timsali olarak geceye damgasını vurmuş olmalı. Muhtemelen diğerleri gibi pahalı bir tasarımcı kıyafeti falandır. Fakat hanımefendi size söylemem gereken bir şey var: Fatihteki gelinlikçilerde bu tuvaletin aynısını 3/1 fiyatında bulabilirdiniz. :) Gerçi bu kadar gögüs dekolteli olmazdı ama farketmez. Yazık olmuş diyorum.

Bir kırmızı faciası daha bu da bir tasarımcı kıyafeti ancak Honey Lee’ye yakışmamış. Bu kadar güzel bir kadın kendine yakışan bir kıyafet nasıl bulamamış. O ne öyle baştan aşağı kırmızı. Böyle giyinmessem dikkat çekemem diye mi düşünmüş? Kendisi Miss. Korea  olmuş bir kadın, her şekilde güzelliği ile, zarafeti ve yeteneği ile göz kamaştırırdı zaten. Böyle çok boğucu olmuş. Göz yoruyor. Partnerinin papyonu ile uyumu yakalamak istemişler ama bilemiyorum…

Yalvarırım şu Hallyu saç modası bitsin artık. 40 yaşında adamlar bile aynı modeli yapıyor komik duruyor. Bunun dışında ajuşi her daim yakıyorsun. Evli ve iki çocuk babası biri olarak bu kadar fit olman takdire değer. Gerçi nesini takdir ediyorum orası da bir muamma. Sanki çocukları o doğurdu da vücudu bozulsun :) Ama hani aile babasıyım deyip kendini salmamış o yüzden tebrikler :)

Bu çocuklardan biri The Greatest Lovedaki afacan yeğen. Diğeri ise Oh My Lady’de görüp kızım ilan ettiğim küçük melek. Oğlan benim değil :) hem zaten bilmiş çocukları sevmem. Ne o öyle çocuk çocuk gibi olmalı. Ahh kızım görmeyeli büyümüşsün. Biliyorum babana kızıp seni ihmal etmemeliydim. Zaten hep çocuklar zarar görür böyle kavgalardan ha ha. Tamam dizi çekmiyor belki ama reklam filmleri çekip senin geleceğin için daha çok para kazanıyor. Herşey yavurlarımız için ha ha :)

Yoochun’cuğum sana daha önce hiç dikkatli bakmamışım. Bu yukarıdaki resimle bunu farkettim. Bundan sonra kadrajımdasın beybi. Bir de erkek kardeşi ile beraber gelmiş geceye. O da en az Yoochun kadar şirin. Dikkat edin çocuklar. Fangirller doz aşımından gidebilir :)

Aşırı doz demişken. Park Shi Hoo dan bahsetmemek olmaz. Henüz izleyemediğim Princesses Man dizisi ile 2011 e damgasını vurmuş. Geç keşfettiğim yakışıklılardan. Çok hoş, Mon Chae Won a gelince kıyafeti çok basitti beğenmedim. Ama güzel kadın. O kadar :D

Protect the Boss çifti beraber gelmiş ödül törenine. Balon etek yakışmış. Ji Sung çok tatlı. Olmuş, bence ama şirinliklerini kanıtlamak adına şu pozu vermeselermiş daha iyiymiş.

Jejong bu ne kılık canım. Yoochun ne kadar hoşsa sen de o kadar dökülüyorsun. Neden yazık ediyorsun bu güzelliğe neden ama nedeeen? :) Saç rengin kötü, saç modelin kötü. Kıyafetin kötü… Çok üzgünüm Jejongi bir dahaki sefere daha iyi şeyler bekliyorum senden.

En iyisini en sona sakladım. İşte Kim Sun Ah farkı. Elbise çok özel değil belki. Saç makyaj da sade ama o yırtmaç. Son derece seksi ve şık olmuş Sunahshi :) Bacaklarının kaslı olması da dikkatler kaçmadı. Ayakkabılarına bayıldım. Lee Dong Wook için ise; daha şık olduğu zamanları görmüştüm. Dudaklarının üstündeki tüy birikintisi nedir? Anlam veremedim ama o da her şart altında yakışıklı görünen isimlerden.

Evet yılın ilk blog postunu da böylece tamamlamış bulunmaktayım. 2012 de daha çok yazacak enerji bulabilmek ümidiyle. XOXO :)

Scent Of Woman Türkçe (Online)

Kasım 9th, 2011

Photobucket

Arkadaşlar söylemeyi unuttum, Asyadizi.com dan Scent of Womanı çevirisi tamamlanmış bir şekilde online izleyebilirsiniz. İndirmeyen ya da indirmekle uğraşmak istemeyenler için iyi bir seçenek.

http://www.asyadizi.com/ezgidizi/scent-of-a-woman-izle

 

Scent Of A Woman / Kim Sun Ah ROCKS

Ekim 13th, 2011

Image and video hosting by TinyPic

Scent Of Woman aynı adı taşıyan muhteşem filmden Tango temasını almış fakat başka bir benzerliği yok önce bunu söyleyeyim. Lee Dong Wook’un asker dönüşü ilk projesi olma özelliğini taşıyor. Başlamadan önce güzel bir giriş yapalım :) Wookie askerden döndü dönmesine ama bu sürede boş oturmadığını hayranlarına gösterdi.

Evet bu hoş girişten sonra dizinin konusuna gelebiliriz :)


Photobucket

Lee Yon Jae: 34 yaşında bekâr bir kadındır. 10 Yıldır bir turizm şirketinde çalışmaktadır ve şartlar daha farklı olsaydı bir 10 yıl daha şikayet etmeden çalışabilecek bir yapıdadır. Ancak Lee Yon Jae’nin hayatı kanser olduğunu öğrenmesiyle alt üst olur.

Photobucket

Photobucket

Kang Ji Wook: Turizm şirketinin patronu. Alışık olduğumuz üzere soğuk ve mesafeli. Cheabol olmanın birinci kuralı bu sanırım. :) Ortak iş yapacakları şirketin sahibinin kızıyla nişanlıdır. Anlaşmalı bir evlilik planlıyorlar. Lee Yoon Jae ile Okinawa’da karşılaşır. Aralarında bir elektriklenme olur.

Photobucket

Im Se Kyeong: Kibirli, agresif, egosu yüksek. Birini sevmiş  geçmişte ve beklemediği bir şekilde kalbi kırılmış. Lee Yoon Jae ile yolları bir proje dolayısıyla kesişir. Tahmin edebileceğiniz üzere hiç de hoş bir karşılaşma yaşamazlar. Dizideki cadı kontenjanın dolduruyor kendisi :)

Photobucket

Choi Eun Suk: Lee Yoon Jae’nin çocukluk arkadaşı, onkoloji doktoru. İşinde iyi olmasına karşın empati ve sempatiden yoksun bir adamdır. Hiç bir duygu belirtisi göstermeden hastaya öleceğini söyleyebilir. Acımasız olmaktan ziyade, fazla direk, düz mantık olarak değerlendirelebilir. Meğer aşıkmış Yoon Jae’ye hiç söylememiş.

Lee Yoon Jae sadece 6 aylık ömrü kaldığını öğrenince bugüne kadar biriktirdiği bütün paraları harcamayı göze alarak, önce bir tatile çıkıyor. Takdir edilmediği, saygı duyulmadığı işyerinden istifa ediyor üstelik. Daha kötüsü olamaz diye düşününce sakin bir ruh haline bürünüyor elbette.

En başta Queen Latifah- Holiday in Romance tarzı bir dizi zannettim. Birinci bölüm boyunca, bir yanlışlık olduğunu anlayacaklar ama bir şekilde Yoon Jae’ye söyleyemeyecekler diye bekledim. Öyle olmadı. Kim Sun Ah’yı bugüne kadar hep romantik komedilerde izlediğim için belki böyle bir beklenti içine girdim. Neyse ki her işte olduğu gibi Kim Sun Ah bu rolün de üstesinden başarıyla gelmiş. Muhteşemdi.

Hoyratça kullandığımız zamanların, kırdığımız insanların, yarına ertelediğimiz isteklerin, telafisi olacağını düşünürüz çoğu zaman, peki ya bir yarın yoksa? Yoon Jae kendine ölmeden önce yapılacaklar listesi hazırlıyor. Bunların arasında: Aşık olmak, seyahat etmek, annesini yeniden evlendirmek, tango öğrenmek, kendisini üzenlerden intikam almak ve sonunda sevdiği adamın kollarında gözlerini yummak var.

Her normal Kore dizisi gibi bu da çok eğlenceli başladı. Üstelik prodüksiyona ciddi para harcadıkları belli. Japonya’ya gidip çekim yapmak para istiyor. Öyle iki cafe, bir kuleyle olacak iş değil :) Artı çekim kalitesi çok yüksek. Ekranda oyuncuların vücudundaki her türlü detayı-kusuru görebiliyorsunuz. Biraz sonra açıklayacağım :) Bu arada çiftimiz bu seyahatte ‘tanışıyorlar’

Yoon Jae’nin babası da kanserden ölmüş bu yüzden annesine söylemekte çok zorlanıyor. Dram deyince insan bir geri çekiliyor, zaten çok üzücü olan bir konuyu bir de daha acıklı hale getirmeleri ihtimali var. Ama Scent Of Womanda ajite etmemişler. Tepkileri çok insani buldum. Gerçi ben olsaydım ne yapardım bilmem. Hastalık korkunç bir şey olsa da, Lee Yoon Jae’ye yapmak istediklerini gerçekleştirmek, aşkın peşinde koşmak için cesaret verdi.

Cesaret veren bir diğer unsur da, hastane arkadaşı bu şeker kız :) Kanser hastası olmasına rağmen her zaman neşeli, hayat dolu ve etrafa pozitif enerji saçan bir kız. En zor anlarda bile gülümsemeyi başarmasıyla, Lee Yoon Jae ye ölmediğin sürece hala bir umut olduğunu gösterdi.

Tango öğrenmekten bahsetmişken bir sahne var ki of of of yüzlerce sevişme sahnesine bedel. İngilizce forumlarda ‘smoking hot’ sözcükleri dolanıp duruyordu. Gerçi yakın çekimlerde Kim Sun Ah’nın bacaklarında alınamamış kısa tüyleri görmeseydik daha iyi olurdu ya neyse :)

Photobucket

Üşenmedim video da koydum sırf sizin için :)

Senin iyiliğin için senden vazgeçiyorum tripleri de vardı. Bir arada olamayız ama ayrı da kalamayız halleri de. Tango sahnesi de bunuın en belirgin örneği. Belki de bugünü yaşamak  ve anın değerini bilmek gerektiğini vurguluyor. Ben bu diziyi çok sevdim. Hatta sonunu da beğendim. Gerçek dışı bir şekilde, ‘sonsuza kadar mutlu yaşadılar’ da denmez. ‘Kader ağlarını ördü de’  Scent of  Womanı sevmemde bir başka etkense, olayları kalbinizi paramparça edecek şekşilde yansıtmamaları. Bunun aksine çok sevimli, gülümseten sahneler çoğunluktaydı.

-Sana bir hediyem var:

-Ne?

-Ben :)

Durum zaten kendi başına üzücü bunun üzerine zaten açık olan bir yaraya tuz basarak, üstüne bir de bıçakla deşercesine izleyicinin duygularıyla oynamamın mantığı yok. Oyunculuklar zaten mükemmel. Tek derdim Kim Sun Ah neden bu kadar zayıfladı? NEDEN?? :) Yapma bunu bize Sun Ah -şi sen ki hafif balık etli kadınların sığınağıydın :)

Dizi boyunca canı sıkıldıkça, üzüldükçe, bunaldıkça, bölüm reytingleri düştükçe duşa giren Lee Dong Wook bu kadar kasmış madem, onunla noktalayalım yazıyı. Maksat halka hizmet, başka bir niyetim yok  ;)

Photobucket

Hayatın değerini bilmekle ilgili dersler çıkarabileceğimiz Scent of Woman’ı izleyelim, izletelim… İzlemeyenleri sağda, solda diziden övgü ve beğeni sınırları aşan sözcüklerle bahsederek özendirelim, merak etmelerini sağlayalım. Yine işe yaramazsa Lee Dong Wook duştan çıkmıyor diyelim garanti olsun :)

My Name is Kim Sam Soon/0 Beden Çılgınlığı

Nisan 20th, 2009

Image and video hosting by TinyPic

YÜKSEK DOZDA SPOİLER İÇERİR :)

Kim Sam Soon 29 yaşında çok sevimli, doğal ve sevgi dolu ve pasta yapmak konusunda  çok yetenekli bir kızdır. Kim Sam  Soon çevresindeki kadınlardan biraz daha kiloludur ama kesinlikle ve kesinlike şişman değil. Kim Sun Ah diziden önce 50 kiloymuş ve boyu 1.70. Aradaki farka bakar mısınız? Kemikleri sayılıyor olmalı :)) Bence bu haliyle de çok güzel.

Medyanın günümüz toplumu üzerindeki etkisi yadsınamaz ama bu kadar saçma sapan bir zihniyet olamaz. Hep daha zayıf, hep daha güzel olma fikrini pompalıyorlar durmaksızın. Artık zayıf olmakta yetmiyor. Daha zayıf olabilirsiniz, elmacık kemikleri daha çıkık, dudaklar daha şişik ve burun her zaman daha sivri olabilir. Biliyorum bu laneti başımıza kim sardı.1970’lerde Twigy diye bir manken vardı bütün dengeleri o alt üst etti. Neyse günahı boynuna diyorum  ha ha ha

My Lovely Kim San Soom dizinin bir diğer adı. Asya tarzı Bridget Jones da diyebiliriz. İlk iki bölümün videolarında problem olduğu için bölümlerin tamamını izleyemedim. Kim Sam Soon bir şekilde işinden ayrılıyor. Bu arada 3 yıllık sevgilisi tarafından terk ediliyor. Tuvalette hüngür şakırt ağlarken esas oğlanla karşılaşıyor. Burası erkekler tuvaleti sen sapık mısın? Diye bir de üstüne azar işitiyor. Başka bir mekanda ikilinin yolları yeniden kesişiyor ve Sam Soon adamın restoranında pasta şefi olarak işe başlıyor.

Image and video hosting by TinyPic

Hyun Jin Heon zengin bir ailenin 27 yaşında yakışıklı, ukala oğludur. İşte klasik bir Mr. Darcy tipi. Görüşmeden sonra tamam beraber çalışabiliriz der. Kim Sam Soon’un beraber çalışmak için tek bir şartı vardır adının Kim Heen Jin olarak bilinmesi. Kore diline özgü bir ayrıntı var sanırım bu isimlerde ne yazık ki ben anlamadım. Kim Sam Soon neden komik? Diğeri neden güzel bir isim? Neyse kızımız umutsuzca görücü usulü randevulara gider onlardan birinde Hyun Jin de aynı mekandadır. Aklına ‘parlak’ bir fikir gelir. Önce gider kızın kırk yılın bir başı düzgün giden randevusunu bozar. Sonra kıza ‘sevgili’ olmayı önerir. Elbette gerçek bir birliktelik değildir bu. Annesinin dırdırından kurtulmak, görücü usulü randevulardan kaçmak için oynayacağı bir oyundur.

Kim Sam Soon önce kabul etmez bu teklifi. Daha sonra babasından kalan evin satılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu öğrenince mecburen kabul eder. Neden ben diye sorduğunda Hyun Jin: Çünkü birbirimizden hoşlanmamıza imkan yok diye cevap verir. Bu cümleleyle olayların akışının planlandığı gibi olmayacağını hemen anlıyoruz. Sen Hyun Jin bu kıza fena aşık olacaksın diyor izleyen ha ha ha : )

Bir önceki gün,  mahvolan randevusunun moral bozukluğu ve Hyun Jine olan siniriyle kendini içkiye veren Kim Sam Soon. Sabah çocuğun evinde uyanıyor. Nerede yaşadığını bilmediği için bizim adam kendi evine getirmiş kızı. Bu esnada annesi geliyor ve bu kız arkadaş olma durumu da tesadüfen daha bir inandırıcılık kazanıyor ama anne çakal oğlunu da çok iyi tanıyor. Bu işin içinde bir bit yeniği var diyerek tedbiri elden bırakmıyor.

Bu kaba, şımarık genç adam yeğenin yanında şeker kıvamında, sevimli, şefkatli tadından yenmez biri oluveriyor. Tahmin edersiniz ki Kim Sam Soon küçük kıza kendini sevdirmekte zorlanmıyor. Beraber hamurdan şekiller yapıyorlar. Ufaklık hiç konuşmuyor ama sürekli gülümsüyor. Anne ve babasının ölümünden sonra Babaannesi ve amcası ile yaşamaya başlamış. Bir de uyuz donuk bir sekreterleri var her işe koşan. Kızın suratında zerre sevimlilik yok.

Hyun Jin annesi eski sevgilisini unutması için, başka kadınlarla çıkmasını, eğlenmesini falan istiyordur ama Hyun Jin bunu yapmaz. Kim Sam Soon da şaşırır normal olarak. Erkeklerden daha fazla hoşlandığın için mi? Diye sorar. Hemen akabinde ‘istersen kanıtlayayım’ tarzında maço bir muhabbet geçer. Basitçe hayır deyip mantıklı bir neden söylemek yetmez çünkü maçoların dünyasında. Kanıtlayabileceğini göstermesi en azından dillendirmesi gerekir.  Hyun Jin bir şartı vardır sahte bile  olsa sevgilisi başka erkeklerle görüşmemelidir.

Talihsiz  Kim Sam Soon başka bir şanssız tesadüf eseri eski sevgilisinin nişan partisi için pasta hazırlarken bulur kendini. Nişanlandığı kız Kim Sam Soon’un eski bir tanıdığıdır. Bankacının ikinci kızı olarak bahseder kendinden belli ki zengin bir hatun ama bu şımarık ve saygısız biri olmasına engel değil. Kim Sam Soon ve Hyu Jin’in birlikteliğini öğrenince kendince kızı aşağılamaya çalışarak hesap sorar. Genç değilsin, güzel değilsin ne yaptın da kandırdın ‘oppa’mı diye sorar. Sam Soon’un özgüvenine hayran kaldım burada. Kızla öyle güzel alay edip ağzının payını veriyor ki görülmeye değer.

Hyun Jin ile Sam Soonayı beraber gören eski sevgilisi yeniden kızın peşine düşer. Tabii ne de olsa kaçan balık büyük olur. Ailesinin otel açılışı için Jecu adasına giden ikili burada da Min Hyun Wo ile karşılaşır. İki adam birbirlerine girerler. Olaydan sonra sanırım odadalar iken, Hyun Jin, Kim Sam Soon’un karnına yatıp ağabeyi ve yengesinin nasıl öldüğünü anlatır. Buna ben sebep oldum o yüzden gülmeye hakkım yok der. Yetmezmiş gibi bir de kazadan bir hafta sonra sevgilisi Amerikaya gitmiştir. Böylelikle neden asık suratlı ve asabi olduğunu da anlamış bulunuyoruz. Bu an ve itiraf birbirlerine karşı bir şey hissettiklerinin habercisidir ama ne yazık ki bu mutlu tablo çok uzun sürmez.

Image and video hosting by TinyPic

Tam otelden ayrılırken eski sevgilisi ve arkadaşı Dr. Hennry ile karşılaşırlar. Daniel Henney’nin ilk dizilerinden biri sanırım bu. Yakışıklılığıyla göz dolduruyor ama oyunculuğu için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bu arada tesadüf bu ya eski sevgilinin adı da Heen Jin dir. Önceki bölümlerde Koreye döndüğünde Hyun Jini bulup özür dilediğini falan görüyoruz. Es geçiyorum oraları. Jecu adasında yüzleşen iki sevgili kavga ederken Henrynin araya girmesiyle kızın neden Kore’yi terk ettiğini öğreniyoruz. Bu sebepten ötürü affediliyor elbette ama hiç bir şeyin eskisi gibi olamayacağını da görüyoruz ilerleyen bölümlerde. Bu arada Henry de Heen Jine aşık ve ta Amerika’dan onunla vakit geçirebilmek için Kore’ye geliyor. Öyle kıza baskı yapmak için değil. Sadece seviyor karşılık beklemeden.

Image and video hosting by TinyPic

Hyun Jin farkında olmadan Sam Soona aşık olur. Gecenin bir yarısı evinde bıraktığı bisikleti alması için çağırır falan. Görmek için bahane arar ama kendine bile itiraf edemez en başta. Hyun Jin’in ona olan aşkında en sevdiğim şeyse onu olduğu gibi görmesi ve sevmesi. Kız şimdi seninle sevişemem kilo verdikten sonra dediğinde yüzünün ifadesi ne var ki bu halinde der gibiydi. Gerçi bunu belli eden bir şeyler de söylüyor. Nitekim bence de hiç bir sorun yok da kız 0 beden olmayınca şişman sayılıyor işte! Bir bölümde diyor ki ‘Sen ne kadar çekici olduğunun farkında değilsin bu da seni daha çekici yapıyor.’

Image and video hosting by TinyPic

Ben yine çok uzattım. Özetlemek gerekirse çok eğlenceli bir dizi. Hani öyle izleyene bir şey katan mutlaka görmeniz gereken bir yapım değil ama izlerken hoşça vakit geçirebileceğiniz kadınlık hallerinde zaman zaman kendinizi bulabileceğiniz bir dizi. Bu arada elbette başrol oyuncusu YİNE güzel gülen bir adam. YİNE oldukça yakışıklı bir aktör. Kızlar (üzgünüm beyler değil SADECE kızlar :P) ne zaman gidiyoruz Koreye?

Türkçe alt yazı ile izlemek için buraya İnglizce için buraya tıklayın. Türkçe çeviri çok kötü bu arada uyarmadı demeyin.

Neye benziyormuş bir bakayım diyorsanız. Buyurun size bir fan video.