My Princess/Pamuk Şekeri Kıvamında

Nisan 14th, 2011

Secret Garden bittikten sonra madde bağımlısı gibi ellerim bomboş, titremeye başladım. Her diziden sonra böyle oluyor ‘Eee bu da bitti. Sırada ne var?’ Diye dolanırken Secret Garden’ın yazarının yeni bir diziye başladığı söylentileri geldi. Sonra o dizinin bu olduğu ortaya çıktı. :)

Hani iyi bir kitap okursunuz da, onun ardından şöyle yormayan, sıkmayan hafif bir şeyler okumak istersiniz ya, My Princess tam da böyle bir ihtiyaca cevap veriyor.

Konusunu yazalım kısaca: Lee Seoul üniversitede sıradan bir tarih öğrencisidir. Seoul evlat edinilmiştir ama sevgi dolu bir ailesi olmuştur. Ülkenin en büyük şirketlerinin sahibi, artık yaşlanmış ve son kalan hanedan üyesini aramaktadır. Bu onun için vefa borcu, ölmeden önce yapması gereken son şeydir. Neyse bir takım olaylar neticesinde kızımız aslında prenses olduğunu öğrenir ve hikâye gelişir.

PARK HAE YOUNG


31 Yaşında Diplomat. Dea Han grubun tek varisi. Yakışıklı, karizmatik ve bunun son derece farkında. :) Esas oğlanımız. Bu oyuncuyu da ilk defa görüyorum.So Ji Sub’un yakın arkadaşıymış kendisi. Ne hoş değil mi? ;)

NAM JEONG WOO

32 yaşında. Arkeoloji Sanat Bölümü Yardımcı Doçenti. Lee Seol’ün ‘en sevdiği’ öğretneni. Evet, dizinin başında kızımız bu profesore platonik bir aşk besliyor. Pudram Tozum Tarih84 ile konuşurken, ‘O kadar Tarih okuduk, şöyle bir ‘Kusunnim’ ile karşılaşmadık’ dedi. Kader utansın. Ben de sayısız kurslarım boyunca şöyle bir öğretmenle karşılaşmadım :)

OH YUN JU

İşte en kötü Karakter. Melek yüzlü şeytan diyeceğim ama yüzünde bile meymenet yok :) 30 yaşında. Müze Yöneticisi. Profesörün ilk aşkı, ayrıca Hae Young ile aralarında bir yakınlaşma var dizinin başında.

LEE DAN


Kötü kalpli kızkardeş kontenjanından yerini alıyor dizide. O da Seol gibi evlat edinilmiş. Aynı yaşta olmalarına rağmen, Seoul ‘unni’ diyor. Anneleri birisinin büyük olması gerektiğini düşünmüş, kura çekmişler Dan abla olmuş. Hırslı, kıskanç ve amaca ulaşmada gitmeyeceği yol yok.

Karakterlere göz attıktan sonra sevdiğim bölümleri anlatayım. Bir kere her Kore dizisinde olduğu gibi, kadın izleyici ekrana çekmek adına ‘fan servis’ sahneleri var. Yaşı küçük olanlar bakmasınlar sakın. :) Bu sahnelerden aslında şunu anlıyoruz, Korede adamların şampuan, sabun gibi temizlik, kozmetik ürünlerine ihtiyaçları yok. Su yeterli temizlenmek için. Öyle ekstra bir şey yapmaya da lüzum yok. Hatta çamaşırınızı bile çıkarmasanız da olur ha ha ha.. Suyun altında ellerini duvara dayayarak, ya da öyle durarak duş almanız kâfi :D :D Şikâyetçi miyiz? Tabii ki hayır :D

Sevdiğim diğer unsurlar ise ikilinin birbirine olan sevgisini göstermekten çekinmemesi, oyuncuların kimyası gerçekten çok iyi. O kadar sevimlilerdi ki… İzleyiciyi kamera oyunlarıyla, dudak değdirme sahnelerini öpüşme diye göstererek, kandırmaya çalışmamaları da ayrıca güzeldi.

 

Yani tövbe haşa diyeyim ama bu adamlara bakınca soruyorum: Seni de mi allah yarattı? Seni ve beni aynı tanrı yarattıysa, ben neden bu güzellikten nasibimi almadım? İnsan mısın sen ve diğerleri de tabii?

Hikâye de olması gereken her şey var :) Beyaz atlı  prens-ler. Kötü kalpli kızkardeş. Şöyle oldu böyle oldu denilecek bir olaylar bütünü yok aslında. Hem var, hem yok. Sevimli, dinlendirici, göze hitap eden izlenilesi bir dizi.

Prensesin ‘prenses giysilerine’ :) Kullandığı taçlara, tokalara bayıldım. Kim Tae Hae de gerçekten çok güzel ve sevimli bir kız olduğu için çok yakıştırmış hepsini kendine. Tam bir kız dizisi işte. Ne söylenebilir ki üstüne. İzleyelim, izletelim hepimiz aslında prenses olabiliriz diye hayaller kuralım amin diyelim :D Yazıyı burada bitirelim :D

NOT: Son iki postumda rengârenk oldu. Ama bu biraz ruh halimle, biraz da dizi ve filmlerin yansıttığı imaj, ben de yarattığı his ile alakalı. Arada yapıyordum zaten de. Yeni alana geçince, ekstradan belirtmek gereği duydum :)

Dal Ja’s Spring/Dal Ja’nın Baharı pehhh

Ocak 15th, 2010

Bu diziye daha önce kısa değinmiştim. Eski yazımı kopi-pest :) ederek ve de eklemeler yaparak yeniden yayınlıyorum. Bilginize ve ilginize sunarım.

Dramabeans blogunda tesadüfen gördüğüm ve konusu itibariyle çok içselleştirdiğim bir hikaye Dal Jea’s Spring. Oh Dal Ja 33 yaşında bir alışveriş kanalında MD olarak çalışan (MD nedir hiç bir fikrim yok belki Marketing Director) bekar bir kadındır. İçten içe bir erkek arkadaşı olması istesede yalnızlığa alışmış daha da ötesi kanıksamıştır. Birinci bölümde Dal Ja’nın şirkette çalışmaya başladığı ilk gün ‘unni’ dediği arkadaşı ile tanışmasına şahit oluyoruz. Sohbet esnasında ben çok fazla çalışmayı düşünmüyorum bir iki sene sonra evlenip çoluk çoluğa karışmak istiyorum der. Bunun üzerinde kadınların kendi ayakları üzerinde durması gerektiğine dair bir söylev dinler. Aradan yıllar geçer kariyer kadını ‘unni’ evli ve çocuk sahibi Dal Ja ise 33 yaşında kariyer sahibi bir kadın olarak karşımıza çıkar.

Bir gün iş yerinde ‘playboy’ olarak bilinen mesai arkadaşlarından birine çıkma teklif eder. Hayal kırıklığıyla sonlanan bu ilişki Dal Ja’nın gurunu zedeler. Tesadüfler sonucu hayatına iki erkek girer bir kendinden 6 yaş küçük Tae-Bong biri de Dal Ja’nın yaşlarında kariyer sahibi Ki Joon. Tae Bong ile ’sevgili rolü’ oynamak üzere anlaşırlar. Her ne kadar Kim Sam Soon’a benzediği söylensede bence çok alakası yok çünkü Tae Bong başından beri Dal Ja’ya ilgi duyuyor ve bunu da belli ediyor. Korede kadının erkekten yaşlı olması büyük mesele. Bu konuda sıkça işleniyor. Tesadüfler sonucu hayatına giren bu iki erkekle Dal Ja birden kendini bir aşk üçgeninin içinde bulur. Aşk ve erkekler hakkında ki bilgileri teoriden öteye geçemeyen Dal Ja bu durumda epey bocalar. Her şeyden önce beni rahatsız eden bir şeyi söylemeliyim; mantık hatasımı nedir, buna ne denir bilmem. Dal Ja o siyaha çalan bordo ojeleri dizinin sonuna kadar çıkarmadı. Bana fenalıık geldi. Kadının başından onca şey geçti, o kadar kıyafet değiştirdi ama oje rengi hep aynı olmamış diyorum.  :)

Dal Ja’nın hayal gücü oldukça geniş bu da diziye renk katıyor. Hayallerinde popüler dizilere-filmlere göndermeler çok fazla. Bir gün Dea Jangeum bir gün Goong dan bir sahne canlandırıyor zihninde. Chae Rim çok başarılı bunu da söylemeliyim. Hepsi başka bir karakter ama hepsi aynı zamanda Dal Ja. Ben çok eğlenceli buldum. Sonra Taa Bong da çok tatlı ve romantik. Dal Ja’yı en başından beri önemsiyor. O kadar ki annesi Dal Jaya vurmak istediğinde önüne geçiyor. Benim de bu olayda suçum var siniriniz geçene kadar bana istediğiniz kadar vurun diyor. Ben ne yapıyorum bu esnada ‘ahhh canım’ diyorum tabii :) ama diğer adam da çok komik aslında. Şeker Kız Candy mangasını okurkenki halleri görülmeye değer.

Ben çok severek ve eğlenerek izledim. Dramabeans’in de önerilenler listesinde. Ne diyeyim izleyin. ilk 6 bölüm Türkçe izlemek için buraya tıklayın bulabildiğim tek online link bu. Diğerleri ne yazık ki kırık.