Boys Before Friends – BOF Amerika

Aralık 16th, 2013

Boys Before Friends- Boys Before Flowers Amerikan versiyonu 18 Aralıkta Vikii sitesinde yayınlanmaya başlayacak. En azından son açıklama bu yöndeydi. O kadar tartışma yarattı fakat büyük kanallardan hiçbirinde kendine yer bulamamış olacak ki, ineternette yayınlamaya karar verdiler diziyi. Ayrıca dizide Zoey’i yani esas kızı canlandıracak oyuncu son anda projeden çekildi. Programı çakışıyormuş falan dendi ama bilemiyoruz. Yerine hemen yeni bir oyuncu bulundu şansa. Dizinin internette yayınlanması, daha fazla izleyiciye ulaşması açısından iyi ama diğer açılardan nasıl olacağını, bekleyip göreceğiz. İlk fragmanı yayınlandı. Umarım görüntü kalitesi bu kadar kötü değildir. Ve o at kuyruğu korkunççççççç :)

Marry Him – Future Choice / Yoon Eun Hye Şahane Gerisi Terane

Aralık 16th, 2013

SPOİLER VERECEĞİM AMA OKUYUN BANA TEŞEKKÜR EDECEKSİNİZ… BU BİR UYARI YAZISIDIR EY İZLEYİCİ, BİR DAHA DÜŞÜN YAZISI.

Hepimizin kullandığı bir cümle vardır: ‘Şimdiki aklım olsa’. Geriye dönüp o kıza şunları söylerdim… Şunu yapardım… Bu fikirden yola çıkarak Yoon Eun Hye güzelini de başrole almış, umut vaad eden, mutlu edecek bir dizi beklentimiz vardı. 

Mi Rae gelecekten kendi geçmişine geliyor. Geçmişini değiştirirse elbette geleceğini de değiştireceğini düşünüyor. Kim Shin ile olan evliliği pek çok insanın felaketine yol açacak gibi görünse de, dizinin ilerleyen bölümlerinde bunun tamamen yapılan tercihlerle alakalı olduğunu görüyoruz.

Sizi böyle sahnelerle umutlandırıyorlar….

 photo mrc_zpsf6e9cdb6.jpg

Ya da böyle sahnelerle kandırıyorlar….

Bütün dizide romantizm adına sadece bu geri dönüş-hatırlama sahnesi vardı. Yoon Eun Hye gibi aktrisi buldunuz ve böyle romantizmden yoksun bir şekilde yer verdiniz dizide. Allah hepinizi ıslah etsin inşallah :)

Dizinin bütün gidişatı kurgusu, Ma Ri’nin iki erkekten birini seçmesi üzerine kuruldu. Fakat sonunda ikisini de seçmedi. Buraya kadar tamam diyebiliriz. Ma Ri kendini seçti ama mutlu, kararlı, güçlü bir kadın imajı da vermediler. Öyleyse ne? Sonunu açık bırakmak ile sonunu belirsiz-anlaşılmaz bırakmak arasında fark var. Zeki olmaya çalışmak her zaman işe yaramıyor.

Bunca yıldır yazıyorum, öneriyorum eğer biraz olsun sözüme güveniyorsanız zamanınızı boşa harcamayın.  Yoon Eun Hye var her türlü izlenir diyenlerdenseniz tabii ki YEHi izleyin ama fazla umutlanmayın. Benden söylemesi. Ben de Big dizisini Gong YOO için izledim ve sadece o şahaneydi ama dizinin senaryosu kötüsü ise; oyuncular ne kadar iyi olurla olsun kurtarmıyor maalesef. Ben YEH izlerim arkadaş gerisi boş derseniz buyurun. 16 saatinizi daha faydalı şeylere harcayın. Bundan daha kötü dizilere bile izlemeyin demedim kimseye. Neden bu diye sorarsanız, kandırılmışlık hisse diyebilirim. Söyleyeceklerim bu kadardır. Son kararı siz verin.

Heirs – Lee Min Ho İlk İzlenim-

Ekim 24th, 2013

SPOİLER İÇEREBİLİR HATTA DİREK SPOİLER :)

Uzun zamandır beklenen Lee  Min Ho dizisi sonunda başladı. Min Ho sevenler olarak pek mesuduz :) İlk iki bölümü Hikaru hem özetledi hem de araya yorumlarını kattı. Okumadıysanız hemen gidin buradan okuyun. Ben hala Lee Min Ho ve Yoon Eun Hee’nin bir dizide beraber yer almasını bekliyorum. İSTİYORUM! O zaman tam süper olacak inanıyorum :)

Şimdi 2. bölümün sonunda Sinemada sözde saklanan ikili, filme dalıyor. Tan uyuyormuş gibi yapsada, kızın öf püf anlamıyorum ki nidalarına dayanamayıp, cümleleri çeviriyor. Bazılarına yorum katıyor bebem. Bölüm sonunda kıza yüzünü dönmüş, soruyor  senden hoşlanıyor muyum? Hımmm şimdi o şöyle oluyor, sen dizini başrol oyuncususun kızda öyle. Ehh mecburen hoşlanacaksınız birbirinizden, sen bakma şimdi o elde edilmesi zoru oynuyor. Hayat zor, aşka yer yok bidi bidi ayaklarında ama eninde sonunda o da sana aşık olacak. Sıkıntı yok yani. Bu 3. bölüm kısa özeti, devamı için Supercelin bloguna alalım sizi.

4. Bölüme geçiş yapıyoruz şimdi. Arkadaşlar hazır mısınız? :P Evet, hazırsınız :)

Havaalanına gelen, dış hatların hemen girişinde Tan ve Racheli görüyor. Rachel çocuğa vantuz gibi yapışmış. Tanda ne yapsın çocuk nasılsa gidecek diye, öylece duruyor. Eun Sang’dan numarasını istiyor. Fakat kızımız söylenecek her şey söylendi. Teşekkürümü ettim, veda sözlerimi söyledim. Geriye kalan bir şey yok diyerek, telefon numarasını vermiyor. Tan’ı üzüyor bu durum. Ahh canımmm üzülme sen diyorum yola gelecek… Nuna dediydi dersin  :)

Uçakta, Eun Sang ile karşılaşan Rachel, yeniden karşılaşabiliriz Alimallah bilgilerin ben de olsun minvalinde gıcık bir konuşma yaparak, kızın elindeki bilgi formunu alıyor. Ya işte 2. kadın ya her türlü gıcıklık yapacak. Tam mutlu olmaya başladıklarında araya girerek, sorunlara yol açacak. Zarar ziyan bir karakter işte.

Neyse Kore ülke sınırlarına ayak basıyorlar. Racheli Tanı’n eski arkadaşı, Rachelin müstakbel üvey kardeşi Choi Young Do karşılar. Bu karşılamanın zorunlu ve gönülsüz olduğunuda belirtmek gerek. Bunlar birbirlerine laf sokarak, evlerinin yolunu tutsun, bizim Eun Sangı kimse karşılamaz tabii.

Evine döndüğünde bomboş bir daire ile karşılaşır. Öğrenir ki annesi yatılı hizmetçi olarak kalmaya karar vermiş. Evin depozitosunu da meğer ablasına vermiş. Acıların kızı ya… :P

Bu arada Heechul konuk oyuncu olmuş diziye. Bizim köyün delisi kontenjanındandır kendisi.

Neyse efendim o oluyor, bu oluyor… Amerika’da yalnızlıktan sıkılan Tan yurduna dönmek istiyor. Yeter bu hasretlik, bitsin bu gurbet diyerek. Tek bir bavul ve sırt çantası ile temelli dönüş yapıyor. Gidişim suskun oldu ama dönüşüm muhteşem olacak dercesine, Kore’ye doğru yol alıyor. Her zamankinden daha şık ve yakışıklı görünmesi de üstüne bonus oluyor :)

Tan Kore’ye döner dönmez ağabeyini görmek istiyor. Ama umduğu gib karşılanmıyor. Ağabey neyin kinini tutuyorsa artık. Sürekli bir atar, sürekli bir kaba davranma halinde Tan’a. Tan eve geliyor, annesi tarafından sorgu suale tutuluyor :) Hemencecik Eun Sang’ın verdiği Derams Catcher mı ne onu asıyor odasında. Ahhh bebeğim benim :)

Arada başka karakterlerde var elbette. Onlarla da ilgili şeyler oluyor. Mesela Eun Sang’ınen yakın arkadaşı Chan Young ve onun kıskanç sevgilisi Bona çok şekerler :) Ben özledim, hayır ben daha çok özledim gibi klişe olsa da ilişkileri son derece sevimliler. Muhtemelen dizinin gerçek anlamda sorunsuz ilerleyen tek çifti kendileri olacak.

Baba oğulun şeflere taş çıkartan performansıda görmeye değer. Kız diyor meğer evde yemek yiyelim dediğinde bunu kastediyormuşsun. Süper değil mi?

Neyse Tana dönelim. Günlerini evde görünmez bir şekilde geçirmesi söylenen Eun Seung denileni yapıyor vede bu durum farkında olmadan Tan ile aralarında bir köşe kapmaca yaşamalarına sebep oluyor. Biri eve girerken diğeri çıkıyor. Biri  çıkarken diğeri içeri giriyor gibi. Tan şüpheleniyor durumdan ama pek ihtimal vermiyor tabii. Bir akşam otururken, evin içinden gelen sesler dikkatini çekiyor. Korku filmi sesleri. Bir kalkıyor, bakınıyor sağa sola ama bir iz bulamıyor.

Bu arada sana kırmızı çok yakışıyor :)

Bir türlü rastlaşamayan ikilinin durumu sonunda Tanın şüphlerinin doruğa çıkmasına sebep oluyor. Soruyor anasıgile :) Kim var bu evde bizden başka diye. İşte adını doğru teleffuz edemediği hizmetçinin kızı var sen yaşlarda diyor annesi hanım :)  Tan nihayetinde emin olmak için kıza kendi hesabından mesaj atıyor. Malum telefonundan giriş yapmıştı. Çıkmadı ya kızın hesabından bir türlü. Neyse…. Kız da su içiyorum diye cevap veriyor… Buraya alacakaranlık müziği hayal edin. (Vampir olan değil Tv korku klasiği olan) Veeeeeee kızı kendi yaşadığı evin mutfağında görüyor. Girmek ve girmemek arasında kapı eşiğinde kalakalıyor. Aralık kapıdan kızı seyrederken bölüm bitiyor.  Ben de bitiyorum :p

Sevgili Hikaruu’nun  önerisi ile gerçekleştirdiğimiz bu mimsi, özeti yada özetimsi mimi sonlandırıyorum burada. Ayyyy ne zormuş :) 5. bölümü isteyen Piknik Yapan Kıza  gönderiyorum. Kolay gelsin :)

Master’s Sun / So Ji Sub Efsanesi :)

Ekim 13th, 2013

 Image and video hosting by TinyPic

Bazı diziler anlatılmaz izlenir. Masters Sun da onlardan biri. Bu demek değil ki, ben hakkında hiç bir şey yazmayacağım. Elbette söyleyecek iki -üç şeyim var benimde. :) Masters Sun 2013ün bu zamana kadar açık ara en iyi dizilerinden biri oldu. So Ji Sub’u görmeye çok da alışık olmadığımız bir rolde izledik. Romantik Komedilerin aktörü olmadığını bildiğimiz Ji Sub, bu rolün üstesinden geldi. Tabii ki kendi tarzında.

Bilmeyenler için kısaca konusu  şöyle: Tae Gong Shil bir kaç yıl önce bir kaza geçirmiş ve 3 yıl boyunca komada kalmıştır. Komadan uyandıktan sonra, hayaletleri görmeye başlamıştır. Hayalatlerin Güzin Ablası olma vazifesini gönülsüz de olsa üstlenmiştir. Olmadık yerlerde, olmadık zamanlarda karşısına çıkan hayaletler sürekli Gong Shil’den yardım istiyorlar. Tae Gong Shil önce çok korksa da bir süre sonra alışıp, hayaletlere yardım etmek için işe koyuluyor.

Güvenlik şefi Kang ya da diğer bir değişle ‘Şeker Kang’ Tae Gong Shil’in komşusu. Krallıkta güvenlik şefi. Gong Shile karşı ufaktan bir hisler beslemekte. Tabii ki ikinci adamın esas kızı alamayacağı kuralından habersiz :D ‘Küçük Güneş’in de kancasını attığı, sevimli ve yakışıklı bir karakter.

Tae I Ryeong: Tae Gong Shil’in liseden arkadaşı. Krallığın yüzü ve çok ünlü bir yıldız. Lise yıllarında Tae Gong Shilin gölgesine kalmış. ‘Küçük Güneş’ olarak anılmış. İkinci kadınlar itici olurlar ama ben çok rahatsız olmadım bu karakterden. Sevimli buldum hatta. Biraz ego sorunu vardı ama o da normal. Eh kadın star ne yapacaksın. :)

Jo Jong Woon, Krallık alışveriş merkezinin ve bir takım diğer şirketlerin sahibi. Klasik Kdrama erkeği işte. Soğuk, mesafeli, zengin, yalnız, yaralı vs :)  So Ji Sub çok yetenekli bir aktör. Şüphesiz daha yumuşak, daha romantik bir şekilde yansıtabilirdi karakteri. Yine de soğuk görüntüsü ile romantik-komediyi birleştirmeyi başarmış.

Jong Woon, Gong Shil ile yağmurlu ve fırtınalı bir günde karşılaşıyorlar. Gong Shil ona dokunduğunda hayaletlerin gittiğini farkediyor ve bu andan itibaren bu adama 404 gibi yapışmaya karar veriyor. Sadece kendini korumak için elbette. Tabii ki dizinin işleyişi için bu kadar kalmaması gerekiyor. ;)

İkili, bütün engellere rağmen mutlu olabilecekken, kelimenin tam anlamıyla geçmişin hayaletleri peşlerini bırakmıyor. ;)

Dizi aslında bir So Ji Sub güzellemesi? Öyle yapalım ki, hayranlarına hayran katalım demişler. Her hali ile karizmatik görünebilir mi bir adam? Bakalım görünebilir mi? :)

Bir erkeğe göre fazlasıyla zarif ve güzel olan ellerini her fırsatta gözümüze soktu yönetmen. Şahsen benim şikayetim yoktu. Adam full paket olarak geliyor sanırım. Yüz, ses, fizik, eller… Sarın eve götürelim :) Kendi de farkındadır bunun sanırım :) Bknz: Alttaki resim :)

Ellerim sizce de,  muhteşem değil mi?

Hemen, hemen bütün Kore dizilerinde olan ‘öpüşememe’ hadisesi bunda da vardı. So ji Sub ve Gong Hyo Jin gibi profesyonel oyuncuların, bu kadar sahte bir oyunculuğa mahal vermemeleri gerekiyor. İş yönetmende bitiyor denebilir ama her ikisi de isim yapmış, kaliteli oyuncular. Söz söyleme hakları olduğunu düşünüyorum.

Fotoğrafta nispeten iyi görünüyor ama izlerken, romantizmin katilisiniz dedirtiyor :P

Hong Sisters’ın Big faciasından sonra, yine eskisi gibi eğlenceli bir yapımla dönüş yapmaları isabet olmuş. ‘Big’ de farklı bir şey denediler olmadı. Demek ki bildiğinden şaşmayacakmışsın bunu öğrendik :) Neyse en iyi bildikleri alana geri dönerek, izleyicileri ve sadık hayranlarını bir kez daha mutlu ettiler. Oyuncu seçimleri de çok başarılı. Gong Hyo Jin’i zaten çok beğeniyordum. Abartısız mimikleri, yalın oyunculuğu, iddiasız ama zarif görüntüsünü hep takdir ediyorum. So Ji Sub desen sözlere gerek bile yok. Seo In Guk yeni bebek yüzlümüz :) Kim Yo Ri’de Alice dizisinden hatırlıyorum. Orada çok donuk bir ifadesi vardı. Burada oyunculuğunu daha çok gösterme fırsatı bulmuş. Pek çok arkadaş eş zamanlı izledi. Ama hala seyretmeyen varsa, elbette tavsiyemdir. Korkutucu mu acaba diye düşünene varsa; cevabım hayır. Gayet sevimli bir romantik komedi. Hong Sister+So Ji Sub+ Gong Hyo Jin= ‘We Rock babe’ :P

Boys Over Flowers Amerikan Versiyonu

Eylül 27th, 2013

Image and video hosting by TinyPic

Benim gibi pek çoklarının Kore versiyonu ile tanıdığı Hana Yori Dango, Asyaseverlerin çok aşina olduğu ve sevdiği bir hikaye. Orjinali bir manga ve Japon, Çin, Kore versiyonu dizileri var. Bizde de Güneşi Beklerken adıyla bir adaptasyon yayınlanıyor Tv de. Ama bizdeki sanırım çok farklı. Epeydir haberler dolanıyordu ama artık netleşti. Boys Before Flowers orjinal ismi ile bir Amerikan yapımı geliyor. Amerikan versiyonu ne kadar gerekliydi bilemiyorum. Ama pek çok hayran bu konuda endişeli ve açıkçası Amerikan adaptasyonuna karşı ön yargılı. Haksız olup olmadıklarını göreceğiz. Ancak dizinin yapımcıları mangadaki hikayeye olabildiğince sadık kalacaklarını açıkladılar. Sadece Amerikan kültürüne uydurmak için ufak değişiklikler yapacaklarını belirtiyorlar açıklamalarında.

İlk bölümü 21 Kasımda yayınlanacak olan Amerikan versiyonu üniversitede geçecek. Zoey (Makino-Jandi) bir dans seçmesine katılıp, yeteneği ile okula girmeye hak kazanacak. Asya dizileri gibi tek sezon 16 bölümden oluşacak. Amerikanın genelde Asya yapımlarını görmezden geldiğini düşünecek olursak, neden remake sorusuna dünyanın dört bir tarafından tv hayranı olan kendilerinin sadece iki  kişi dizinin fanı diyorlar. Diğer Amerikan şirketleri gibi Asya pazarını görmezden gelmeyi seçmediklerini söylüyorlar. Hayranların -neden bilmem- en çok  merak ettikleri soru da, telif hakkı ödenip, ödenmediği. Ne kadar ödendiği vs. Prodüksiyon şirketi bu tarz bilgilerin halka açılanmayacağını ama Shueisha şirketi ile bağlantıda oldukları ve dava edilmediklerini söylüyor. [Özetle sana ne kardeşim ne kadar ödedik, alan memnun veren memnun diyor :) ]

Asya yapımlarının kendine has bir dokusu, farklı bir izleme keyfi olduğu biliniyor. İzlenmesinin sebebi, çok büyük bir hayran kitlesin olduğundan, iyi bir yapım olmasa bile sırf bu sebepten izlenir mi diye soruyolar. Yapımcıların cevabı: Evet hayran kitlesi büyük ama Amerikan Tv’lerinin ve izleyicisinin bileceği  kadar büyük değil diyorlar. -kısacası Amerikalılar kale almaz demiş abi- Satır aralarında bir biz zaten profesyoneliz, aslında bizim bu remake ihtiyacımız yok mesajları aldım ben :) Ama adamlar da bir yer de haklı. Hiç bir versiyon bu derece tepki ve endişe ile karşılanmamıştı.

Bir diğer soru ise zorbalık, psikolojik şiddet vb. unsurların yer alıp, yer almayacağı. Tabii ki ABD’de bunların alası olduğu için bu sahnelere de yer verecekler. Ayrıca Zoey ve Liam’ın geleneksel bir Amerikalı genç çift olacaklarını, birbirlerine sarılacaklarını, el ele tutuşacaklarını ve öpüşeceklerini belirtmişler. Asya dizilerindeki kimya eksiliği -mış gibi yapma- durumunun fazlasıyla anlaşılır, hatta komik olduğunu hatırlayacak olursak yerinde bir soruya, yerinde bir cevap. Yani dudaklarını sımsıkı kapatıp, birbirine değdirince öpüşmüş olmuyorlar :)  Yalnız benim merak ettiğim bu ABD yapımı olduğuna göre bir sonraki adıma geçecekleri mi? +13 uyarısı ile gösterilecek olan Boys Before Flowers Amerika bizi şaşırtır mı acaba? Bütün bunlara ek olarak Akira/Woo Bin karakterine hikayede daha fazla yer verileceği söyleniyor.

ŞİMDİ GELELİM OYUNCULARA BAKALIM KİM KİMDİR.

Bütün oyuncular video elemeleri yoluyla seçilmiş. Dizinin müzikleri ise henüz belli değil. Her türlü öneriye, besteye vs. açık olduklarını söylüyor prodüktörler. Oyuncular ünlü değil ama profesyoneller vurgusu da gözlerden kaçmıyor :)

Joseph Almani /Liam Montgomery (Tsukasa Domyouji / Goo Jun Pyo / Dao Ming Si) 

Çocuk hoş ama bana göre yine de bir Goo Jun Pyo etmez. Bakalım oyunculuğu nasıl.

Trenton Culkin (karakterin adı yazmıyor) Rui Hanazawa / Lee Ji Hoo / Hua Ze Lei

6 packs önemlidir :) bir bakalım dedim ama ı-ııhhh :(

Kim Bum şekerimin rolü bu arkadaşa gitmiş. Bilemiyorum…

Napoleon Tavale /Chase Carlton (Sojirou Nishikado / So Yi Jung / Xi Men)

Jason S. Mordeno Noah McCallster (Akira Mimasaka / Song Woo Bin / Mei Zuo)

Bütün versiyonlarda en geri planda kalan ama en vefalı karakter. Bakalım Amerikan versiyonunda nasıl olacak.

Bir de benim Kore versiyonunda görmediğim ama orjinal hikayede olan bir karakter var. Domyouji’nin düşmanı. Zoey’i kullanıyor ona ulaşmak için ama daha sonra kıza karşı bir şeyler hissediyor.

Andrew Klasnic as Riley Jensen

Veee son olarak Makino-Jandi – Zoey-

Siz ne düşünüyorsunuz bu adaptasyon hakkında? Amerikalılar güzel bir hikaye yakalayacaklar mı?  Ya da zaten iyi olan hikayeyi düzgünce aktarmayı başarabilecekler mi? Yoksa güzelim seneryo Amerikan yapımcılarının ellerinde duygusunu, özelliğini, enteresanlığı kayıp mı edecek? Benim de endişelerim var şahsen ama bir izleyip, şans vermeyi düşünüyorum. Ya siz?

King of Dramas / Siwon Güzellemesi

Nisan 24th, 2013

King Of Dramas ayıla, bayıla izlediğimiz dizilerin arka ve karanlık yüzünü anlatan bir dizi. Canlı çekim dizi olayını artık öğrendik. Oyuncuların günlerce uykusuz kaldıklarını falan biliyoruz. Boys Before Flowers’da dizi çekimleri sırasında sürekli çocukların hastaneye kaldırıldığına dair haberler okuyorduk. Aşırı yorgunluk, stres, uykusuzluk bünylerini zayıflatıp, hasta ediyor pek çok oyuncuyu. Her ne kadar vitamin- serum takviyesi ile çözülen bir sorun olsa da; sektörün acımasız olduğu bir gerçek. Şartlar çok çetin. Bizdeki çalışma koşulları bile iyi değilken; Kore’nin ki bizden de kötü. En azından Türkiye’de canlı çekim sistemi yok. Yayın günü o bölüm çekilmiş, montajlanmış yayına hazır oluyor. (diye biliyorum ben izleyici olarak) Bütün bunların farkında olarak, yine de izlemeye devam ediyoruz. Bu da öz eleştirimiz olsun izleyici olarak.

Anthony Kim; her dizisi hit olan çok ünlü ve başarılı bir yapımcı. Oldukça katı ve bir o kadar da hırslı. Diziler ona göre sadece rakamlar ve istatistiklerden ibaret. Gözünü kırpmadan insanları harcamaktan çekinmiyor. Bu hırsının sonucunda yayına kaseti yetiştirmesi gereken kişi kaza yapıyor. Bu olayla Anthony’nin hayatı bir anda tepe taklak oluyor. En tepeden büyük bir hızla düşüyor.

Lee Go Eun; büyük çıkışını yapmak için bekleyen çaylak bir senarist. Elegant Revenge dizisinin yardımcı yazarlarından. Antony Kim yüzünden sekteye uğrayan kariyeri, yine onun sayesinde düzlüğe çıkıyor. Tabii süreçte aralarında romantik bir yakınlaşma da oluyor. Olmazsa olmaz zaten. :) Ben bu aktristi My Name is Kim Sam Soon’dan hatırlıyorum. Orada böyle uyuz, aşırı zayıf bir şeydi. Burada çok şeker. Hem kilo da almış acık, yüzü gözü dolmuş maşallah :P

Kang Hyun Min; ünlü bir aktör. Paraya çok önem veriyor. Tabii ki pek çok star gibi egosu tavana vuruyor. Rol arkadaşı Sung Min Ah ile aralarından ciddi bir kıskançlık var. Birbirlerinin oyununu bozmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Örneğin öpüşme sahnesi öncesi bir avuç sarımsak yemek gibi :)

Şu yüz ifadesine bakar mısınız? Siwon bebeğim sana yeteneksiz diyenler, susup oturmuşlardır umarım. Utanç içinde bir köşede ağlamalarını istiyorum :)

Sung Min Ah; ünlü bir oyuncu. Çaylak zamanında Anthony’nin onun kariyerine çok yardımı olmuş . Ayrıca geçmişte aralarında bir ilişki varmış. Kız hala Anthony’e karşı bir şeyler hissediyor gibi.  Bu oyuncuyu tanımıyorum. Ama büyük ihtimal estetikli de olsa güzel bir kadın. Oyunculuğu da fena değil.

Aradan geçen 3 yılda kariyeri biten Antohny, eline geçen bir fırsatla, yeniden piyasaya dönme şansı yakalar. Zamanında herkesi karşısına aldığı için, tek bir dostu, tek bir iyilik yapanı yoktur. Kendine yeni bir şirket kurar ve kör topal ilerlemeye çalışır. Bu süreçte daha önce çaylak yazar diye bir köşeye attığı, Lee Go Eun’nun ‘yüksek bütçeli’ senaryosuna ihtiyaç duyar. Zamanla köşeleri törpülense de, dramalar hala onun için herşeyin önünde gelmektedir. King of Dramas, rekabetin kıran kırana olduğu dizi piyasasının, aslında camdan bir kale olduğunu gösteriyor. Bir an zirvede herkesin saygı duyduğu biriyken, biraz sonra kimsenin yüzüne bile bakmadığı bir hiç olabilirsin. Dengeler pamuk ipliğine bağlı. Sektörün karanlık yüzüne biraz olsun ışık tutan ama boğmayan, yer yer duraksamalar olsa da, sıkmayan, güldüren bir yapım King of Dramas. Sadece Siwon için bile izlemeye değer olduğunu düşünüyorum.

Kapanışı Siwon ile yapalım. Fan servis yapmış o kadar. Değerlendirmek lazım fotoğrafları :)

Alice in Cheongdamdong / Alice Beyaz Tavşanın Peşinde

Mart 4th, 2013

Image and video hosting by TinyPic

Koreli senaristlerin Alice Harikalar Diyarında hikâyesini ne çok sevdiklerini ve her fırsatta gönderme yaptıklarını da biliyoruz. Bu da Alice’i referans alan, ondan örnekler sunan bir hikâye. Se Kyung moda tasarımcısı olmak isteyen, yetenekli, azimli bir genç kızdır. Okul yıllarından beri beraber olduğu bir sevgilisi vardır, daha iyi yerlere gelmek için çok çalışmanın yeterli olacağını düşünmektedir. Fakat hayat acımasızca bunun her seferinde mümkün olmadığını gösterir Se Kyunga.

Bunun üzerine kızımızda yıllarca çalışkan, iyi ve tatlı bir insan olmanın faydasını görmedim. O halde ben de servet avcısı olup, kendimi zengin bir erkeğe yamayacağım. Bu şekilde sınıf atlayıp, istediğim yaşama kavuşacağım diye düşünür. Hırs yapar. Ama bu işler o kadar kolay değildir. Sen yıllarca Candy girl olarak yaşa sonra değişeceğim de. Herkeste kollarını açıp seni beklesin. Oldu güzelim :)

Yurt dışında eğitim görmediği için yükselme şansı zor olan ve bu yüzden hor görülen Se Kyung Fransızcayı kendi kendine öğrenmiş.

L’effort est ma force” (Çabam gücümdür)

Cheongdam elbette bir semt olmaktan öte sınıfsal ayrımcılığın ve zenginliğin en fazla hissedildiği alan. Ulaşmak istediğin zengin yaşamı temsil eden bir simge. Girmek istediği dünyada, ne yaptığın, kim olduğun değil, nasıl göründüğün önemli. Yani imaj her şey. Taktığın kolyeden, giydiğin ayakkabıya kadar bir imaj yaratıp, bunu da karşı tarafa satmalısın. Biraz GossipGirl tarzı konuşulmadığın sürece hiç kimsesin.

 

Seung Jo/Jean Thierry Cha: Artemis Korenin başkanı. Yıllarca Fransa’da yaşamış. Aslında aileden zengin fakat hem adını hem de aile servetini kullanmayı reddetmiş. Kendini  kanıtlamış ve hatta babasına rakip olmuş. Çocuksu halleri kendisine hafiften çatlak damgası vursa da çok sevimli :) Geçmişte aşk acısı yüzünden cidi bir travma yaşamış ve dizi boyunca sürekli buna vurgu yapılıyor. Aman bir daha kalbi kırılmasın, sonra hiç toparlayamayız ömür billah diye :)

Image and video hosting by TinyPic

Alice harikalar diyarına, garip beyaz tavşanı takip ederek gidiyor. Se Kyung da kendisine ‘tavşan’ arıyor. Onu daha yükseğe, hedeflerine ulaştıracak, ona yardım edecek bir yol arkadaşı. Suç ortağı belki de.

Tomy Hong: Başarılı bir tasarımcı ancak asıl prestijini ve servetini çöpçatanlık işlerinden kazanıyor. Herkes onun tarafından gelin adayı olarak önerilmek, anne-babalardan gelin adaylarını onun seçmesini istiyorlar. Beyaz tavşan olmak için mükemmel.

Seo Yoon Jooo: Shin grubunun başkanının karısı. Jan Tery Chang yani Seung Jo’nun ilk aşkı. İstediklerini ondan alamayacağını anlayınca Seung Jo’yu terk etmiş. Se Kyun’un eski okul arkadaşı. Hayatı boyunca hep birilerini kullanmış. Cheongdamdonga girmek için Se Kyung’a yol gösteriyor. Kendisi de aynı taktikleri kullanarak eşi ile tanışmış ve düşlediği lüks yaşantıya kavuşmuş böylece.

 

Shin In Hwa: Yoon Joo’nun görümcesi. İfadesiz uyuz yaratık. Bu kadına her baktığımda kocaman gözlerinin nasıl bir operasyondan geçtiğini düşündüm. Çok güzel bir yüzü ve bir o kadar güzel gözleri var. Estetiksiz olması mucize olur. Karaktere gelince; herşeyi bir iş ve işin parçası olarak gören bir kadın. Evliliği bile bir iş anlaşması olarak görüp, kendisine ve şirketine değer katacak bir eş adayı arıyor. Tesadüf eseri bu kişi Seun Jo olunca işler sarpa sarıyor.

Yan karakterlerde klasik sert görünümlü ama evladını çok seven bir baba, orta halli çalışkan, onurlu çocuklarıa düşkün anne-baba gibi figürler vardı. Hikayenin akışında yerlerini aldılar gerektiği kadar.

SPOİLER İÇEREBİLİR (içermeyedebilir ama bazı okuyucular çok hassas uyarayım dedim:) )

Alice, bütün bunlara ek olarak Nazım Hikmet ve Antalya göndermeleri ile Türk izleyicisinin dikkatini anında çekiverdi. Farkındaysanız Kore dizilerinde hep belli ülkelerin bahsi geçer, Fransa-İtalya-İspanya- Amerika. Genelde bir numarayı Fransa alır. Koreliler dünyada başka ülke bilmiyor dedirtiyor bu..  Ama K-dramaların ve K-popun dünyada popülerliği artttıkça, hayranlar sosyal medyadan, internetteki diğer mecralardan seslerini duyuruyor, kendilerini tanıtıyorlar. Karakterlerden birinin Brezilya’ya gitmesi acaba tesadüf mü? G. Amerikada Kpop’un en popüler olduğu ülke Brezilya çünkü. Bir de dizideki çıkarımları sevdim. Evet ben buyum, böyleyim ama seni sevdiğim gerçeğini değiştirmez tüm bunlar. Ya da ‘Ağaca çıkmaya hakkın olmadığı halde, çıktıysan düşüp ölmeli misin? Doğrusu bu mudur? gibi repliklerin olması Alice’i klişe zincirinden uzaklaştırıyor.

SPOİLER BİTTİ

Özetlemek gerekirse, Park Si Hoo çok tatlıydı. Ama Moon Geun Young yerinde başka aktris olabilirdi. Ben rahatsız olmadım performansından ama bu kız dramlarda daha başarılı gibi duruyor. Kim Ji Suku artık başrol olarak görmek istiyorum bir dizide. Amin diyorum :P Oyunculukları genel anlamda beğendim. Fazla ‘aygo’ tarzı mimikler yoktu. Elbette hikâye içinde bazı klişeler vardı ama bütününe bakarsak klişelerden uzak bir yapımdı. Ben sevdim. Güzel vakit geçirdim. Tavsiye ederim. İzleyelim, izletelim mümkünse :)

Answer to 1997/ 90′lara Yolculuk

Aralık 13th, 2012

Her bir karakterin kendine ait bir hikayesi olan ‘Answer to 1997′ yüzümde kocaman bir gülümseme ile izlediğim bir dizi oldu.  Fazla beklentim yoktu aslında ama okuduğum ve zevkine güvendiğim blogdaşlar tavsiye edince, izlemeliyim dedim. Çok da iyi yaptım.

Öncelikle dizinin Seulde değil de, Busanda geçiyor olması, başlı başında bir farklılık, güzellik. Karakterler çok daha hayatın içinden. Ergenlik çağında ki çocuklar ıslak rüyalar görebiliyor, yetişkin içerikli filmlere baş yapıt muamelesi yapıyor ama iş gerçekten bir kızla iletişim kurmaya gelince çuvallıyorlar.

90′ları anlatması sebebiyle dizide o yıllara ait evrensel detaylar vardı. Sanal bebek gibi, poster biriktirmek, kaset almak, CD çalara teknoloji harikası muamelesi yapmak vb. Pek çoğumuzun kendini bulabileceği, keyifli ve nostaljik ayrıntılarla bezenmiş sahnelerle doluydu Anwer 1997.

Photobucket

Yoon Jae’nin Shi Won’a karşı olan hisleri, aşık olmak ile ilgili bütün romantik komedi klişelerinin gereksizliğini vurguluyor  Birini neden sevdiğin sorusunun cevabı nedir? Bize iyi davrandığı için mi? Güzel-özel hissettirdiği için mi? Kendimizi yanında hiç olmadığı kadar rahat hissettiğimiz için mi? Hepsi mi? Bütün bunlar bir etken olabilir elbette ama hiç biri, birini sevmek için tek başına yeterli değil. Neden sorusunun cevabı yok. Sadece sen olduğun için. Bundan daha güzel bir sebepte yok aslında.

 answer02-00076

Shi won sadık bir H.O. T hayranı. Bütün boş zamanını ve enerjisini bu ‘hayran kız’ olma durumuna harcıryor. Bu da geleneksel ve tutucu babasının pek hoşuna gitmiyor. Biricik Tony Oppası ve H.O. T üyeleri hakkında çirkin şeyler söylüyor. Hain baba işe ne olacak :P Halbu ki dizide de belirtildiği bu yoğun enerjiyi bastırmak yerine, başka bir yöne kanalize edebilse bir fan girl, kendine harika bir kariyer inşa edebilir :)

Sevdiğiniz sanatçıya ait ufacık bir kağıt parçasının bile sizin için paha biçilemez bir eser olduğunu bilmeyen ebeveynler, bir de hakkında ileri geri konuşunca, sinirlenmemek elde değil tabii. Zamanında Tarkan kartpostalları, posterleri, gazete-dergi röportajları benim için altın değerindeydi. (O arşive ciddi bir harçlık yatırmıştım.) Hem de öyle bir tıkla ulaşılabilme lüksü de yoktu. Bütün Fatih’te Vizyon dergisi aradığımı biliyorum. Ahh ahh şimdiki gençler çok şanslı :)

 

Shiwon’un kiminle beraber olduğu son ana kadar gizemini korumaya çalışsa da, başından beri çok bariz olan sonucu anlamamıza engel olmadı. Sonuçta ikinci adamlar her zaman kaybetmeye mahkumdur. K-dramaların kuralı bu. Ama bu dizide en azından kendine göre birini buldu Tae Wong.

Muhtemelen düşük bütçeli, yeni yetme oyuncuların yıldız mertebesine eriştiği bu güzelim dizi, sessiz ve derinden sardı izleyiciyi. Özellikle 90′larda çocuk ve genç olanlar için, badem şekeri tadında bir nostalji yaşattı.

İçinizde yaşayan çocuk büyümesin, fan girller ölmesin :) İlk gençlik yıllarını hatırlamak isteyenlere, gençlere ve her zamannn genç kalacak olan bizlere, şiddetle öneriyorum. İzleyin, izletin.

 

A Gentleman’s Dignity/ F 44

Kasım 30th, 2012

2012 Kore dizileri açısından pek verimli geçmedi. Mutlaka izlenmeli diyeceğim diziler olmadı. Birbirinden sıradan yapımların arasında sadece A Gentelman’s Dignity aradan sıyrıldı. Yabancı sitelerde bu orta yaşlı 4 adamın arkadaşlığı BBF ‘ye gönderme olarak F 44 olarak nitelendiriyor. Çok sevimli buldum bu benzetmeyi. Dizinin senaristi Secret Garden’ın da senaryosunu yazn kişi. Bu dizinin ilk bölümündeki ufak göndermede ve karakterlerinin sevimliliğinden anlaşılılıyor :)

Kim Do Jin: Yakışıklı, varlıklı ve çapkın :) İlk görüşte Yi Soo’ya ‘karşılıksız’ aşık oluyor. Bunu da her fırsatta dile getiriyor. Ama hem adamın geçmişinden dolayı, hem de muzip tavrında ötürü bir türlü ciddiye almıyor kendisini. Oysa ki Do Jin aslında, koşmuş, yorulmuş. Dalganmış da durulmuş.

 

Im Tae San: Do Jin’in iş ortağı. Yi Soonun karşılıksız aşkı. Bence olmasa da olur bir karakter :)

 

Im Me Ah Ri: Tae San’ın kardeşi. Yoon’a uzun zamandır aşık. Aşkının peşinden koşmaktan hiç korkmayan, çekinmeyen bir kız. Tam da bu sebepten göz yaşları hiç dinmiyor. Aralarındaki yaş farkı, ağabeyinin arkadaşı oluşu gibi etmenler, bu aşkın önünde dikilen engellerden bir kaçı.

 

Choi Yoon: Grubun en aklı selim üyesi. Avukat, eşini 3-4 yıl önce kaybetmiş. Hala anısına sadık. Tam bir ideal eş adayı. Ma Ah Ri ilgisinin farkında ama arkadaşı ve hisleri arasında kalmak istemediğinden, Ma Ah Ri’yi mümkün olduğunca kendinden uzaklaştırıyor. 

Seo Yi Soo: Lise öğretmeni ve Im Tae  San’a karşılıksız aşık. Güzel, akıllı, idealist ve masum. Tam bir Kore dizisindeki başrol kadın karakterin olması gerektiği gibi :)

Lee Jung Rok: 4 arkadaşın en çapkını. Kendinden yaşça büyük, çok zengin bir kadınla evli. Her çapkınlık yaptığığında yakalanıyor ama asla vazgeçmiyor. Karısı ile arasında biraz da olsa gerçek bir sevgi bağı var mı? Hiç anlayamadık. Ya da ben anlamadım.

 Park Min Sook: Zengin, güçlü, gururlu ve ürkütücü :) Sadakatsiz bir eşe sahip olsa da, kendinden genç ve yakışıklı bir adamla beraber olması, çevresine hava atmasındaki en büyük etken.

Hong Se Ra: Im Tae San’ın sevgilisi. Yi Soo’nun ev arkadaşı. Profesyonel golfçü. Güzel, seksi ve özgüvenli hem de fazla. Tae San ile inişli çıkışlı bir ilişkileri var.

A Gentelmen’s Dignity 40′lı yaşlarına gelmiş 4 adamın arkadaşlığını çok eğlenceli ve romantik bir şekilde anlatıyor. Standart bir Kore dizisi ile karşılaştırıldığında, erkeklerin duygu ve düşüncelerini daha net ortaya koyan bir anlatımı var diyebiliriz. Mesela; kendi kız arkadaşlarının güzelliklerini saklamak istemeleri ama yanlarından geçen herhangi dekolteli bir kadına bakmaktan kaçınmamaları gibi. Dürtülerini kontrol etmekte güçlük çekmeleri gibi, gerçek hayattan kesitler sunuyor.

- SPOİLER İÇEREBİLİR-

Kim Do Jin  ve Yi Soo’nun karşılaşmaları ve ilişkileri çok romantik. Tabii yılların kurdu Kim Do Jin’nin karşılıksız aşkı, 10 metre uzaktan tanıması şaşırtıcı olmasa da, Yi Soo’ da bunu saklamak için yeteri kadaer dikkatli değildi bence. Zaten Tea Sean olan sevgisi  çok uzun zaman önce bitmesine rağmen, hayatında kimse olmaması ve ona olan sevgisinin bir alışkanlık haline gelmesinden başka bir şey değildi.

Kim Do Jin’in mimikleri, kıskançlıkları ve jestleri çok tatlıydı. Aşkla bakan ve bunu bakışlarıyla etrafındaki herkese hissetirebilen ender karakterlerden biri Kim Do Jin. Jang Don Gun’un gerçek hayatta evli, mutlu, çocuklu olduğunu düşünürsek bu ilüzyon biraz kısa sürüyor ama olsun :)

Secret Garden senaristinin elinden çıkmış olması, yeteri derecede iyi bir referans ama bir de ben önereyim. Aşkın, hata yapmanın, sadece 20′li yaşlarında ki gençlere ait olmadığını gösteren, eğlenceli, muzip ve çok sevimli bir dizi. Ajuşi deyip geçmeyin izleyin derim :)

City Hall / Biraz Politik, Biraz Romantik

Mart 24th, 2012

Photobucket

Kim Sun Ah, Güney Kore’nin gelmiş, geçmiş en iyi aktristlerinden olduğunu, her izlediğim dizisiyle bir kez daha kanıtlıyor. City Hall başlıkta da belirttiğim gibi biraz politik, biraz romantik çoğu zaman eğlenceli bir dizi. Fakat politika kısmına katlanamam diyorsanız -ki ben bir ara epey sıkıldım- size o kadar keyifli gelmiyor. Neyse ki hikaye içinde tüm politik çatışmalar ve günlük yaşam çok iyi harmanlanmış. Böylelikle dizi sıkıcı olmaktan kurtuluyor.

Image and video hosting by TinyPic

Shin Mi Rae: In Ju City denen küçük bir şehirde en düşük dereceden devlet memurudur. Herkese yardım eden ve sevilen biridir. Bunun yanı sıra geçinmek için birden fazla part-time işte çalışmaktadır. Shin Mi Rae tam anlamıyla ‘içimizden biri’

Jo Gook: Genç (bir politikacı olarak) ve hırslı bir adam. Onun için  kazanmak adil oynamaktan çok daha önemli. Shin MiRae’ye önce ortak çıkarları için yardım ediyor ama daha sonra işler elbette değişiyor. Yürüdüğü büyük yolda kendisine yardım edecek bir kadınla nişanlı.

Photobucket

BB: Hırslı ve tecrübeli bir iş adamı ve siyasetçi. Herkesin saygı duyduğu, güçlü ve liderlik özellikleri taşıyan bir adam. Jo Goo ve annesini yıllar önce terketmiş. Kendi büyük hayallerini oğlunun üzerinden gerçekleştirme çabasında.

Photobucket

Go Hae: Jo Gook’un nişanlı olduğu kadın. Da Haen grubun varisi. Fazla söze gerek yok. Hikayedeki kötü kadın kendisi :) The bitch diyebiliriz kısaca :) Hatta dedik bile :)

Photobucket

Jong Waa: Bitch the second : ) İkinci sevimsiz kadın da kendisi oluyor. Jung Do’nun karısı farklı politik amaçları var. Shin Mi Rae’nin eski arkadaşı yeni rakibi.

Photobucket

Jong Du: Shin Mi Rae’nin sağ kolu. Politik destekçisi ve Jong Wa’nın kocası. Karısının aksine sadık ve güvenilir.

Photobucket

BoMi: Shin Mi Rae’nin en yakın arkadaşı. Evli 3 çocuk annesi. Kore Cumhuriyetinin ulusal Ajummalarından biri : )

Bütün bu karakterlerin yanı sıra bir grup büro şefi, sadık destekçiler gibi kişiler de mevcut. Eğlenceli anları dizinin ağır bir politik havada ilerlemesinin önüne geçiyor. Ama bu demek değil ki sabun köpüğü bir drama ile karşı karşıyayız. En başta da dediğim gibi, siyasi hırslar, politik oyunlar ve günlük yaşamın dertlerini aynı potada eritip, çok iyi dengeliyor.

Elbette aşk gibi hayatın tam ortasından bir duyguyu vermeyi de ihmal etmiyor:) Gereksiz egoların, saçma kavgaların olmadığı bir ilişki Jo Gook ve Shin Mi Rae’nin yaşadığı. Hiç bir şey kolay olmuyor tabii ama karakterler size, buna değeceğini gösteriyor.

Aşk demişken Kdrama tarihinden daha tutkulu bir öpücük görmedim ben :) İşte gerçek oyuncuların farkı :)

Photobucket

Photobucket

Bana bir hayal ver, içi boş kampanya sözlerindense bana gerçekleştirebileceğim bir hayal ver.

İşin içinde Kim Sun Ah varsa benim için o yapımın kötü ya da başarısız olması mümkün değil. City Hall da bunun bir kanıtı. Çoğumuzun Dok Go Jin olarak tanıdığı Chae Seung Won ve Kim Sun Ah’nın kimyaları çok uymuş. Gerçi Kim Sun Ah’nın kimyasının uymadığı bir aktör yok sanırım :) Yine de hem yaş, hem de tecrübe itibariyle bu ikiliyi diğerlerinden daha falza beğendim. Yoksa bir Hyun Bin, bir Lee Dong Wook  aynı derecede başarılı aktörler. Chae Seung Won burada çok daha gerçek bir karakter canlandırmış ve bu işin altından son dererece başarıyla kalmış. Çok beğendim.

City Hall samimiyetle de var olabileceğinizi, insanların üzerinden basmadan da yükselebileceğinizi gösteren bir romantik-politik dizi. Politika denen zor ve çoğu zaman kirli işte, kirlenmeden gerçekten halka hizmet ederek yer alabileceğiniz mesajlarını veriyor. Sana inanan tek bir kişi bile varsa o insan için yola devam etmelisin. Ben çok sevdim, sabırla izlerseniz sizin de seveceğinizi düşünüyorum ve öneriyorum.

Son olarak diyorum ki… KİM SUN AH MUHTEŞEM  :)