Birth of Beauty & Another Miss Oh

Temmuz 30th, 2016

Uzun uzun zaman sonra (yaklaşık 1.5 yıl) Kore dizilerime geri döndüm. Alışkanlıklar kolay terk edilemiyor malum :) Bu sırada ancak iki dizi izleyebildim. Başlangıç için fena değil. Birth of Beauty ve son zamanlarda herkesin dilinde olan Another Oh Hae Young ya diğer adıyla Another Miss Oh. Öncelikle Birth of Beauty ile başlamak istiyorum.

Birth of Beauty: Sa Geum Ran kilolu ama pek iyi niyetli, sevimli bir ev hanımıdır. Zaten şişman ve ‘çirkinsen’ bunların aksi bir tutum sergilemen düşünülemez Sea Gem Ran’ın yakışıklı ve yarı ünlü kocası bir gün ondan ayrılmak istediğini söyler. Zaten karısını tv spikeri ile aldatıyordur. Bu noktadan sonra olaylar farklı bir hal alır.

 

Image and video hosting by TinyPic

Sea Geum Ran bir dizi estetik ameliyat geçirir ve Sarah olarak yeniden doğar. Artık zayıf ve güzel bir kadındır. Kore’nin güzellik algısı ve dayatması bana dünyanın geri kalanındaki güzellik anlayışından biraz daha acımasız ve katı geliyor. En azında uzaktan gördüğümüz ve dizi ve filmlerde bize yansıtılan ‘güzellik’ olgusu bütün problemleri çözer nitelikte görünüyor. Sürekli kocası ve ailesi tarafından hor görülen, ezilen Geum Ran estetik ameliyat sonrası bir intikam planı hazırlar ve başta plastik cerrah sandığı daha sonra öyle olmadığını anladığı Han Tae Hee’nin yardımıyla işe koyulur. Elbette süreçte aralarında bir aşk doğar doğmaması doğanın kuralına aykırıdır zaten :) Kaldı ki adamın kocasının iki katı romantik -ki kocası kendisine karşı hiç romantk değildir- iki katı yakışıklı olduğu düşünülürse aşık olmak iş bile değil. Birth Of Beauty zaman zaman sıksa da komedi dozu yüksek, macera, aşk ve intikamın harmanlandığı eğlenceli bir diziydi.

İkinci kadın rolündeki oyuncuyu hep ikinci kötü kadın rollerinde görüyoruz. Yazık değil mi bu kızcağıza halbuki çok temiz bir yüzü var. Biraz da masum rollerde görelim kendisini. Yalnız beni bu güzellik vurgusu bir noktadan sonra rahatsız etti. Artık güzelim onu yapabilirim, artık güzelim bunu yapabilirim tarzı cümleleri çok fazla duyduk başrol karakterin ağzından. Tamam anladım görüntüsü yüzünden çok aşağılanmış, çok acı çekmiş, terk edilmiş, canına kast edilmiş ama bu kadarına gerek yoktu. Ha bir de tamam Güney Kore’de estetik cerrahinin ne kadar gelişmiş olduğunu biliyoruz ama henüz boy uzatan ve ses değiştiren başarılı bir estetik ameliyat vakasını duymadık ;) Bunu da görmezden gelelim. İzleyelim eğlenelim. Bir de iç güzellik de önemlidir diyelim. Dış görünüş elbette mühim ama bir yere kadar. Önemli olan güzel insan olabilmek.

 

 

Another Oh Hae Young:  Oh Hae Young ortalama bir görünüşe sahip sıradan bir genç kızdır. Kendisi ile aynı adı taşıyan güzel Oh Hae Young ile aynı sınıftadır ve lise hayatı bu güzel ve kendisinden daha başarılı kızın gölgesi altında geçmiştir. Her etkinlikte koşulsuz desteklenen, teneffüslerde etrafında pervane olunan güzel Oh Hae Young sevimli ve nazik bir kızdır. İçten içe kendisine yöneltilen ilgiden hoşlansa da mütevazı davranır ve bu da ondan nefret etmeyi zorlaştırır. Öyle ki bu isim benzerliği geleceğini bile etkileyecek niteliktedir. Liseden sonra Hae Young yurt dışına çıkar ve herkes kendi yoluna gider. Sıradan  Oh Hae Young zengin ve yakışıklı bir adamla beraberdir her şey mükemmel görünüyordur ancak düğüne bir gün kala ayrılırlar.

 

Image and video hosting by TinyPic

Eric Mun’un başrolde olması benim için artı bir durumdu. Ayrıca yerli ve yabancı sitelerde diziden çokça ve övgüyle bahsediliyordu. Haliyle  merak ettim. Öncelikle bildiğimiz Kore dizi klişelerine yer vermemesi açısından başarılı bir yapımdı diyebilirim. Yine Kore’nin klasik güzellik anlayışını alt metinde hafiften eleştiren bir konusu olduğunu düşünüyorum. Esas kızın ne istediğini bilen sevmekten ve bunu belli etmekten korkmayan karakteri de etkileyiciydi. Zaten Kore dizilerinde kadınların sevgilerini göstermekte, ısrarcı olmakta ve sevdiğine sıkıca tutunmakta bir sorunları yok. Çok az kadın karakter tersi bir davranış sergiliyor.

Esas oğlan Park Do Kyung ses yönetmeni ve işinde çok titiz mükemmeliyetçi bir adam. Güzel Oh Hae Young ile bir ilişki yaşamış ama evlilik arefesinde terk edilmiş. Bir yanlış anlaşılma sonucu Oh Hae Young’un sevgilisi ile ayrılmasına sebep oluyor. Yolları tesadüfen kesişen ikili biraz vicdan azabı biraz benzer hayal kırıklıkları yaşamış olmalarının etkisi ile her geçen gün yakınlaşıyorlar. Eric Mun’un oyunculuğunu da tipini de çok beğenirim. Ama bu dizide biraz donuk buldum. Elbette bu da biraz karakterin nasıl yazıldığı ile ilgiliydi. Park Do Kyun olmadık zamanda bazı sahneler görmektedir. Bu da kısa süreli geleceği görme yeteneğine sahip olduğu olarak yorumlanıyor. İlerleyen bölümlerde geleceği değil de geçmiş gördüğü açıklanıyor. Do Young’un bu vizyonları bir uyarı mı? Yoksa sadece olacakları- olanları yalın haliyle gösteren bir rahatsızlık mı? İlerleyen bölümlerde daha net anlıyoruz. Yaptığımız her hareket, söylediğimiz her söz geleceğe bir tuğla ekliyor ya da çıkarıyor.

Fotoğraf altı yorumum yok. Eric Mun’u göstermek istedim :D

Park Do Kyung ablası, kardeşim dediği iş arkadaşları ile birlikte yaşıyor. Bu grup çok eğlenceli, çok sevimli ve birbirine çok bağlı.  Kim Ji Suk dizideki en güzel sürprizlerden biriydi. Kötü- çapkın adam rollerinde ne kadar başarılıysa komedi de çok başarılı olduğunu kanıtladı. Bu adam ne zaman kendi dizisinde başrol oynayacak ne zaman? Kampanya mı başlatsak? :) Bu arada dizide öpüşme sahneleri konuşulmuş ortalama Kore dizilerine göre iyiydi ama ben Eric Mun’u daha önce de izledim o yüzden bana pek tatmin edici gelmedi. Ben deli gibi sevmedim ama izlediğime de pişman değilim. Son olarak Kim Ji Suk rulzzz :D

Marry Him – Future Choice / Yoon Eun Hye Şahane Gerisi Terane

Aralık 16th, 2013

SPOİLER VERECEĞİM AMA OKUYUN BANA TEŞEKKÜR EDECEKSİNİZ… BU BİR UYARI YAZISIDIR EY İZLEYİCİ, BİR DAHA DÜŞÜN YAZISI.

Hepimizin kullandığı bir cümle vardır: ‘Şimdiki aklım olsa’. Geriye dönüp o kıza şunları söylerdim… Şunu yapardım… Bu fikirden yola çıkarak Yoon Eun Hye güzelini de başrole almış, umut vaad eden, mutlu edecek bir dizi beklentimiz vardı. 

Mi Rae gelecekten kendi geçmişine geliyor. Geçmişini değiştirirse elbette geleceğini de değiştireceğini düşünüyor. Kim Shin ile olan evliliği pek çok insanın felaketine yol açacak gibi görünse de, dizinin ilerleyen bölümlerinde bunun tamamen yapılan tercihlerle alakalı olduğunu görüyoruz.

Sizi böyle sahnelerle umutlandırıyorlar….

 photo mrc_zpsf6e9cdb6.jpg

Ya da böyle sahnelerle kandırıyorlar….

Bütün dizide romantizm adına sadece bu geri dönüş-hatırlama sahnesi vardı. Yoon Eun Hye gibi aktrisi buldunuz ve böyle romantizmden yoksun bir şekilde yer verdiniz dizide. Allah hepinizi ıslah etsin inşallah :)

Dizinin bütün gidişatı kurgusu, Ma Ri’nin iki erkekten birini seçmesi üzerine kuruldu. Fakat sonunda ikisini de seçmedi. Buraya kadar tamam diyebiliriz. Ma Ri kendini seçti ama mutlu, kararlı, güçlü bir kadın imajı da vermediler. Öyleyse ne? Sonunu açık bırakmak ile sonunu belirsiz-anlaşılmaz bırakmak arasında fark var. Zeki olmaya çalışmak her zaman işe yaramıyor.

Bunca yıldır yazıyorum, öneriyorum eğer biraz olsun sözüme güveniyorsanız zamanınızı boşa harcamayın.  Yoon Eun Hye var her türlü izlenir diyenlerdenseniz tabii ki YEHi izleyin ama fazla umutlanmayın. Benden söylemesi. Ben de Big dizisini Gong YOO için izledim ve sadece o şahaneydi ama dizinin senaryosu kötüsü ise; oyuncular ne kadar iyi olurla olsun kurtarmıyor maalesef. Ben YEH izlerim arkadaş gerisi boş derseniz buyurun. 16 saatinizi daha faydalı şeylere harcayın. Bundan daha kötü dizilere bile izlemeyin demedim kimseye. Neden bu diye sorarsanız, kandırılmışlık hisse diyebilirim. Söyleyeceklerim bu kadardır. Son kararı siz verin.

Heirs – Lee Min Ho İlk İzlenim-

Ekim 24th, 2013

SPOİLER İÇEREBİLİR HATTA DİREK SPOİLER :)

Uzun zamandır beklenen Lee  Min Ho dizisi sonunda başladı. Min Ho sevenler olarak pek mesuduz :) İlk iki bölümü Hikaru hem özetledi hem de araya yorumlarını kattı. Okumadıysanız hemen gidin buradan okuyun. Ben hala Lee Min Ho ve Yoon Eun Hee’nin bir dizide beraber yer almasını bekliyorum. İSTİYORUM! O zaman tam süper olacak inanıyorum :)

Şimdi 2. bölümün sonunda Sinemada sözde saklanan ikili, filme dalıyor. Tan uyuyormuş gibi yapsada, kızın öf püf anlamıyorum ki nidalarına dayanamayıp, cümleleri çeviriyor. Bazılarına yorum katıyor bebem. Bölüm sonunda kıza yüzünü dönmüş, soruyor  senden hoşlanıyor muyum? Hımmm şimdi o şöyle oluyor, sen dizini başrol oyuncususun kızda öyle. Ehh mecburen hoşlanacaksınız birbirinizden, sen bakma şimdi o elde edilmesi zoru oynuyor. Hayat zor, aşka yer yok bidi bidi ayaklarında ama eninde sonunda o da sana aşık olacak. Sıkıntı yok yani. Bu 3. bölüm kısa özeti, devamı için Supercelin bloguna alalım sizi.

4. Bölüme geçiş yapıyoruz şimdi. Arkadaşlar hazır mısınız? :P Evet, hazırsınız :)

Havaalanına gelen, dış hatların hemen girişinde Tan ve Racheli görüyor. Rachel çocuğa vantuz gibi yapışmış. Tanda ne yapsın çocuk nasılsa gidecek diye, öylece duruyor. Eun Sang’dan numarasını istiyor. Fakat kızımız söylenecek her şey söylendi. Teşekkürümü ettim, veda sözlerimi söyledim. Geriye kalan bir şey yok diyerek, telefon numarasını vermiyor. Tan’ı üzüyor bu durum. Ahh canımmm üzülme sen diyorum yola gelecek… Nuna dediydi dersin  :)

Uçakta, Eun Sang ile karşılaşan Rachel, yeniden karşılaşabiliriz Alimallah bilgilerin ben de olsun minvalinde gıcık bir konuşma yaparak, kızın elindeki bilgi formunu alıyor. Ya işte 2. kadın ya her türlü gıcıklık yapacak. Tam mutlu olmaya başladıklarında araya girerek, sorunlara yol açacak. Zarar ziyan bir karakter işte.

Neyse Kore ülke sınırlarına ayak basıyorlar. Racheli Tanı’n eski arkadaşı, Rachelin müstakbel üvey kardeşi Choi Young Do karşılar. Bu karşılamanın zorunlu ve gönülsüz olduğunuda belirtmek gerek. Bunlar birbirlerine laf sokarak, evlerinin yolunu tutsun, bizim Eun Sangı kimse karşılamaz tabii.

Evine döndüğünde bomboş bir daire ile karşılaşır. Öğrenir ki annesi yatılı hizmetçi olarak kalmaya karar vermiş. Evin depozitosunu da meğer ablasına vermiş. Acıların kızı ya… :P

Bu arada Heechul konuk oyuncu olmuş diziye. Bizim köyün delisi kontenjanındandır kendisi.

Neyse efendim o oluyor, bu oluyor… Amerika’da yalnızlıktan sıkılan Tan yurduna dönmek istiyor. Yeter bu hasretlik, bitsin bu gurbet diyerek. Tek bir bavul ve sırt çantası ile temelli dönüş yapıyor. Gidişim suskun oldu ama dönüşüm muhteşem olacak dercesine, Kore’ye doğru yol alıyor. Her zamankinden daha şık ve yakışıklı görünmesi de üstüne bonus oluyor :)

Tan Kore’ye döner dönmez ağabeyini görmek istiyor. Ama umduğu gib karşılanmıyor. Ağabey neyin kinini tutuyorsa artık. Sürekli bir atar, sürekli bir kaba davranma halinde Tan’a. Tan eve geliyor, annesi tarafından sorgu suale tutuluyor :) Hemencecik Eun Sang’ın verdiği Derams Catcher mı ne onu asıyor odasında. Ahhh bebeğim benim :)

Arada başka karakterlerde var elbette. Onlarla da ilgili şeyler oluyor. Mesela Eun Sang’ınen yakın arkadaşı Chan Young ve onun kıskanç sevgilisi Bona çok şekerler :) Ben özledim, hayır ben daha çok özledim gibi klişe olsa da ilişkileri son derece sevimliler. Muhtemelen dizinin gerçek anlamda sorunsuz ilerleyen tek çifti kendileri olacak.

Baba oğulun şeflere taş çıkartan performansıda görmeye değer. Kız diyor meğer evde yemek yiyelim dediğinde bunu kastediyormuşsun. Süper değil mi?

Neyse Tana dönelim. Günlerini evde görünmez bir şekilde geçirmesi söylenen Eun Seung denileni yapıyor vede bu durum farkında olmadan Tan ile aralarında bir köşe kapmaca yaşamalarına sebep oluyor. Biri eve girerken diğeri çıkıyor. Biri  çıkarken diğeri içeri giriyor gibi. Tan şüpheleniyor durumdan ama pek ihtimal vermiyor tabii. Bir akşam otururken, evin içinden gelen sesler dikkatini çekiyor. Korku filmi sesleri. Bir kalkıyor, bakınıyor sağa sola ama bir iz bulamıyor.

Bu arada sana kırmızı çok yakışıyor :)

Bir türlü rastlaşamayan ikilinin durumu sonunda Tanın şüphlerinin doruğa çıkmasına sebep oluyor. Soruyor anasıgile :) Kim var bu evde bizden başka diye. İşte adını doğru teleffuz edemediği hizmetçinin kızı var sen yaşlarda diyor annesi hanım :)  Tan nihayetinde emin olmak için kıza kendi hesabından mesaj atıyor. Malum telefonundan giriş yapmıştı. Çıkmadı ya kızın hesabından bir türlü. Neyse…. Kız da su içiyorum diye cevap veriyor… Buraya alacakaranlık müziği hayal edin. (Vampir olan değil Tv korku klasiği olan) Veeeeeee kızı kendi yaşadığı evin mutfağında görüyor. Girmek ve girmemek arasında kapı eşiğinde kalakalıyor. Aralık kapıdan kızı seyrederken bölüm bitiyor.  Ben de bitiyorum :p

Sevgili Hikaruu’nun  önerisi ile gerçekleştirdiğimiz bu mimsi, özeti yada özetimsi mimi sonlandırıyorum burada. Ayyyy ne zormuş :) 5. bölümü isteyen Piknik Yapan Kıza  gönderiyorum. Kolay gelsin :)

Master’s Sun / So Ji Sub Efsanesi :)

Ekim 13th, 2013

 Image and video hosting by TinyPic

Bazı diziler anlatılmaz izlenir. Masters Sun da onlardan biri. Bu demek değil ki, ben hakkında hiç bir şey yazmayacağım. Elbette söyleyecek iki -üç şeyim var benimde. :) Masters Sun 2013ün bu zamana kadar açık ara en iyi dizilerinden biri oldu. So Ji Sub’u görmeye çok da alışık olmadığımız bir rolde izledik. Romantik Komedilerin aktörü olmadığını bildiğimiz Ji Sub, bu rolün üstesinden geldi. Tabii ki kendi tarzında.

Bilmeyenler için kısaca konusu  şöyle: Tae Gong Shil bir kaç yıl önce bir kaza geçirmiş ve 3 yıl boyunca komada kalmıştır. Komadan uyandıktan sonra, hayaletleri görmeye başlamıştır. Hayalatlerin Güzin Ablası olma vazifesini gönülsüz de olsa üstlenmiştir. Olmadık yerlerde, olmadık zamanlarda karşısına çıkan hayaletler sürekli Gong Shil’den yardım istiyorlar. Tae Gong Shil önce çok korksa da bir süre sonra alışıp, hayaletlere yardım etmek için işe koyuluyor.

Güvenlik şefi Kang ya da diğer bir değişle ‘Şeker Kang’ Tae Gong Shil’in komşusu. Krallıkta güvenlik şefi. Gong Shile karşı ufaktan bir hisler beslemekte. Tabii ki ikinci adamın esas kızı alamayacağı kuralından habersiz :D ‘Küçük Güneş’in de kancasını attığı, sevimli ve yakışıklı bir karakter.

Tae I Ryeong: Tae Gong Shil’in liseden arkadaşı. Krallığın yüzü ve çok ünlü bir yıldız. Lise yıllarında Tae Gong Shilin gölgesine kalmış. ‘Küçük Güneş’ olarak anılmış. İkinci kadınlar itici olurlar ama ben çok rahatsız olmadım bu karakterden. Sevimli buldum hatta. Biraz ego sorunu vardı ama o da normal. Eh kadın star ne yapacaksın. :)

Jo Jong Woon, Krallık alışveriş merkezinin ve bir takım diğer şirketlerin sahibi. Klasik Kdrama erkeği işte. Soğuk, mesafeli, zengin, yalnız, yaralı vs :)  So Ji Sub çok yetenekli bir aktör. Şüphesiz daha yumuşak, daha romantik bir şekilde yansıtabilirdi karakteri. Yine de soğuk görüntüsü ile romantik-komediyi birleştirmeyi başarmış.

Jong Woon, Gong Shil ile yağmurlu ve fırtınalı bir günde karşılaşıyorlar. Gong Shil ona dokunduğunda hayaletlerin gittiğini farkediyor ve bu andan itibaren bu adama 404 gibi yapışmaya karar veriyor. Sadece kendini korumak için elbette. Tabii ki dizinin işleyişi için bu kadar kalmaması gerekiyor. ;)

İkili, bütün engellere rağmen mutlu olabilecekken, kelimenin tam anlamıyla geçmişin hayaletleri peşlerini bırakmıyor. ;)

Dizi aslında bir So Ji Sub güzellemesi? Öyle yapalım ki, hayranlarına hayran katalım demişler. Her hali ile karizmatik görünebilir mi bir adam? Bakalım görünebilir mi? :)

Bir erkeğe göre fazlasıyla zarif ve güzel olan ellerini her fırsatta gözümüze soktu yönetmen. Şahsen benim şikayetim yoktu. Adam full paket olarak geliyor sanırım. Yüz, ses, fizik, eller… Sarın eve götürelim :) Kendi de farkındadır bunun sanırım :) Bknz: Alttaki resim :)

Ellerim sizce de,  muhteşem değil mi?

Hemen, hemen bütün Kore dizilerinde olan ‘öpüşememe’ hadisesi bunda da vardı. So ji Sub ve Gong Hyo Jin gibi profesyonel oyuncuların, bu kadar sahte bir oyunculuğa mahal vermemeleri gerekiyor. İş yönetmende bitiyor denebilir ama her ikisi de isim yapmış, kaliteli oyuncular. Söz söyleme hakları olduğunu düşünüyorum.

Fotoğrafta nispeten iyi görünüyor ama izlerken, romantizmin katilisiniz dedirtiyor :P

Hong Sisters’ın Big faciasından sonra, yine eskisi gibi eğlenceli bir yapımla dönüş yapmaları isabet olmuş. ‘Big’ de farklı bir şey denediler olmadı. Demek ki bildiğinden şaşmayacakmışsın bunu öğrendik :) Neyse en iyi bildikleri alana geri dönerek, izleyicileri ve sadık hayranlarını bir kez daha mutlu ettiler. Oyuncu seçimleri de çok başarılı. Gong Hyo Jin’i zaten çok beğeniyordum. Abartısız mimikleri, yalın oyunculuğu, iddiasız ama zarif görüntüsünü hep takdir ediyorum. So Ji Sub desen sözlere gerek bile yok. Seo In Guk yeni bebek yüzlümüz :) Kim Yo Ri’de Alice dizisinden hatırlıyorum. Orada çok donuk bir ifadesi vardı. Burada oyunculuğunu daha çok gösterme fırsatı bulmuş. Pek çok arkadaş eş zamanlı izledi. Ama hala seyretmeyen varsa, elbette tavsiyemdir. Korkutucu mu acaba diye düşünene varsa; cevabım hayır. Gayet sevimli bir romantik komedi. Hong Sister+So Ji Sub+ Gong Hyo Jin= ‘We Rock babe’ :P

A Gentleman’s Dignity/ F 44

Kasım 30th, 2012

2012 Kore dizileri açısından pek verimli geçmedi. Mutlaka izlenmeli diyeceğim diziler olmadı. Birbirinden sıradan yapımların arasında sadece A Gentelman’s Dignity aradan sıyrıldı. Yabancı sitelerde bu orta yaşlı 4 adamın arkadaşlığı BBF ‘ye gönderme olarak F 44 olarak nitelendiriyor. Çok sevimli buldum bu benzetmeyi. Dizinin senaristi Secret Garden’ın da senaryosunu yazn kişi. Bu dizinin ilk bölümündeki ufak göndermede ve karakterlerinin sevimliliğinden anlaşılılıyor :)

Kim Do Jin: Yakışıklı, varlıklı ve çapkın :) İlk görüşte Yi Soo’ya ‘karşılıksız’ aşık oluyor. Bunu da her fırsatta dile getiriyor. Ama hem adamın geçmişinden dolayı, hem de muzip tavrında ötürü bir türlü ciddiye almıyor kendisini. Oysa ki Do Jin aslında, koşmuş, yorulmuş. Dalganmış da durulmuş.

 

Im Tae San: Do Jin’in iş ortağı. Yi Soonun karşılıksız aşkı. Bence olmasa da olur bir karakter :)

 

Im Me Ah Ri: Tae San’ın kardeşi. Yoon’a uzun zamandır aşık. Aşkının peşinden koşmaktan hiç korkmayan, çekinmeyen bir kız. Tam da bu sebepten göz yaşları hiç dinmiyor. Aralarındaki yaş farkı, ağabeyinin arkadaşı oluşu gibi etmenler, bu aşkın önünde dikilen engellerden bir kaçı.

 

Choi Yoon: Grubun en aklı selim üyesi. Avukat, eşini 3-4 yıl önce kaybetmiş. Hala anısına sadık. Tam bir ideal eş adayı. Ma Ah Ri ilgisinin farkında ama arkadaşı ve hisleri arasında kalmak istemediğinden, Ma Ah Ri’yi mümkün olduğunca kendinden uzaklaştırıyor. 

Seo Yi Soo: Lise öğretmeni ve Im Tae  San’a karşılıksız aşık. Güzel, akıllı, idealist ve masum. Tam bir Kore dizisindeki başrol kadın karakterin olması gerektiği gibi :)

Lee Jung Rok: 4 arkadaşın en çapkını. Kendinden yaşça büyük, çok zengin bir kadınla evli. Her çapkınlık yaptığığında yakalanıyor ama asla vazgeçmiyor. Karısı ile arasında biraz da olsa gerçek bir sevgi bağı var mı? Hiç anlayamadık. Ya da ben anlamadım.

 Park Min Sook: Zengin, güçlü, gururlu ve ürkütücü :) Sadakatsiz bir eşe sahip olsa da, kendinden genç ve yakışıklı bir adamla beraber olması, çevresine hava atmasındaki en büyük etken.

Hong Se Ra: Im Tae San’ın sevgilisi. Yi Soo’nun ev arkadaşı. Profesyonel golfçü. Güzel, seksi ve özgüvenli hem de fazla. Tae San ile inişli çıkışlı bir ilişkileri var.

A Gentelmen’s Dignity 40’lı yaşlarına gelmiş 4 adamın arkadaşlığını çok eğlenceli ve romantik bir şekilde anlatıyor. Standart bir Kore dizisi ile karşılaştırıldığında, erkeklerin duygu ve düşüncelerini daha net ortaya koyan bir anlatımı var diyebiliriz. Mesela; kendi kız arkadaşlarının güzelliklerini saklamak istemeleri ama yanlarından geçen herhangi dekolteli bir kadına bakmaktan kaçınmamaları gibi. Dürtülerini kontrol etmekte güçlük çekmeleri gibi, gerçek hayattan kesitler sunuyor.

– SPOİLER İÇEREBİLİR-

Kim Do Jin  ve Yi Soo’nun karşılaşmaları ve ilişkileri çok romantik. Tabii yılların kurdu Kim Do Jin’nin karşılıksız aşkı, 10 metre uzaktan tanıması şaşırtıcı olmasa da, Yi Soo’ da bunu saklamak için yeteri kadaer dikkatli değildi bence. Zaten Tea Sean olan sevgisi  çok uzun zaman önce bitmesine rağmen, hayatında kimse olmaması ve ona olan sevgisinin bir alışkanlık haline gelmesinden başka bir şey değildi.

Kim Do Jin’in mimikleri, kıskançlıkları ve jestleri çok tatlıydı. Aşkla bakan ve bunu bakışlarıyla etrafındaki herkese hissetirebilen ender karakterlerden biri Kim Do Jin. Jang Don Gun’un gerçek hayatta evli, mutlu, çocuklu olduğunu düşünürsek bu ilüzyon biraz kısa sürüyor ama olsun :)

Secret Garden senaristinin elinden çıkmış olması, yeteri derecede iyi bir referans ama bir de ben önereyim. Aşkın, hata yapmanın, sadece 20’li yaşlarında ki gençlere ait olmadığını gösteren, eğlenceli, muzip ve çok sevimli bir dizi. Ajuşi deyip geçmeyin izleyin derim :)

Turkey Wants Kpop – We’ll Rock You :)

Şubat 10th, 2012

Malumunuz JYJ üyesi Jaejong 5 şubatta ülkemize teşrif etti :) Uzaktan gözlemlediğim kadarıyla ilk kez olması sebebiyle tecrübesizliğimize denk gelen minik aksaklıklar olsa da, Jaejong başarılı bir Fan Meeting düzenledi. Ülkemizden mutlu ayrıldığını düşünüyorum. Ankara’da olduğu için gidemedim şartlar el vermedi. Zaten öyle deli gibi sevdiğim, görmezsem öleceğim biri değildi. Fakat bu geliş pek çok yerde haber oldu. Türk hayranlar hakkında gurur verici yorumlar yapılmış sitelerde, forumlarda. Bu gelişin diğer Kpop starlarına, aktörlerine örnek olmasını ve yollarını açmasını diliyorum. Ankaralıları da tebrik ediyorum. (Elbette bir daha ki sefere İstanbula bekliyoruz. :) ) Burada konsolosa süperstar muamelesi yapıp, kimseyle görüştürmezlerken Ankara’da Büyükelçi ile Korefanları gayet yakın. Neyse esas meseleye gelelim Jaejong’un gelişiyle cesaretlenen Türk Kpop fanları bir video hazırlayıp Twitterda dünya çapında trend olmayı hedeflemişler. Kısa süreli de olsa gerçekleşti bu istek. Fakat bu istek ve etkinlik Twitterla sınırlı kalmamalı bence. İnternette karşımıza neyin, ne zaman çıkacağı belli olmuyor. Kendi bloglarımızda, profillerimizde vs. duyurarak daha fazla kişiye  ulaşabiliriz bence. TURKEY WANTS KPOP ( i want Gong Yoo-Ben Gong Yoo’yu istiyorum :))
Not long time a go on 5th February JYJ’s Jaejong visited our country and held a fan meeting with his Turkish fans. I couldn’t go because of various reasons and I am also not so great fan of him. But I am very glad a very famous idol visited our county. He is surprised in front of love and interest of his Turkish fans. And I believe he left with good impressions and memories. I’ve read flattered comments about Turkish fans written by other fans. Which is good because everybody knows how Kpop fans are a bit scary and jealous :) Around this time Turkish Kpop fans made a video for Twitter Trending activity. The aim was to get a place on World Wide Trending list. It succeed even for very short time. Well  Turkey Wants Kpop. We are also affected by Halyyu-Korean Wave. SPREAD THE WORD…

Protect The Boss/Patronun Böylesi :)

Ocak 28th, 2012

Sevgili Kimbapsuşi’nin  blogunda görüp, onun önerisiyle izlemeye başladım bu diziyi. Her zamanki gibi Kimbapın tavsiyesi beni yanıltmadı. Protect the Boss klasikleşmiş patron-veliaht profilini tamamen yıkıyor.

Elimizde bir adet patronumuz var: Cha Ji Heon… Her türlü arızası mevcut. Sosyalfobisi var, panik atağı var, kalabalık önünde konuşmaktan korkuyorr -hadi bu bir normal olsun herkeste var çünkü bir derece-, kocaman adam olmuş hala babasından dayak yiyor. İşte sorunlu bir adam. Süregelen bir iletişimde bulunması yorucu bir insan modeli. Bir tarafı çocuk kalmış fakat izleyici olarak bu karşı tarafta son derece büyük bir sempati yaratıyor.

Tabii ki bir adet esas kızımız var adam çocuk ruhlu ve çeşitli yönlerden arızalı olabilir ama kızın da ondan aşağı kalır yanı yok. Bugüne kadar bu dizi ve filmlerde mükemmel esas adamların hatta daha da mükemmel ikinci adamların neden sarsak, pasaklı, çoğu zaman eğitimsiz ÇİRKİNN :) (Bunu ben ekliyorum tabii yoksa kızlar güzel) kızlara aşık olduklarını, ilgi duydukları çözememiştim. Protect the Bossla bir aydınlanma geldi üzerime şimdi anladım. ‘Farklı’ geliyor bu kızlar o karakterlere. Hani zaten zengin, yakışıklı, eğitimli vs. vs. elini sallasa kendi sosyal çevresinden en az 50 kız toplanır çevresinde. Ama işte zenginlerin garip zevkleri oluyor demek. Paranın gözü kör olsun :)

Lise yıllarında tam bir başbelası olan kızımız, günlerini şiddet ve öğrenci kavgalarıyla geçirmiştir. Elinin ağır olduğunu da ilerleyen dakikalarda görüyoruz :) Tabii Üniversiteye de gidememiş bu sebeple. No Eun Seol’un hayattan tek dileği düzenli geliri olan bir iş. Azıcık aşım kaygısız başım mantığında. Babası bir sürü borç takmış şimdilerde kırsalda inzivaya çekilmiş. Bizde yatır, camii falan dolaşılır No Eun Seol Korede olduğu için  orada tapınak, kilise, camii üçlemesine gidiyor duasının kabulünü garantiye almak için :)

Ji Heon ve Eun Seol’ün karşılaşmaları elbette hareketli oluyor… Bir takım olaylar sonucu Eun Seol, Ji Heo’un sekreti olarak işe giriyor.

Tabii dizimize bir mükemmel ötesi ikinci adam gerekiyor. Bu da Jaejong’un canlandırdığı Cha Moo Won karakteri. Kendisi Ji Heon’un kuzeni ve onun aksine şirketle son derece ilgili, iyi bir konuşmacı başarılı bir genç iş adamı. Ne oluyor bu arkadaş da Eun Seol’e ilgi duyuyor. Ama gerçekten ilgileniyor mu? Yoksa Ji Heon ile ilgili herşeyde olduğu gibi bunu da içgüdüsel olarak rekabet hissi ile mi yapıyor çok emin olamadım.

Tabiiki bu tabloyu tamamlamak için bir rakip dişi gerekiyor o da Nah Yoon. Bu oyuncuyu Personal Taste dizisinde In Hee olarak izleyip karakterden ölesiye nefret etmiştik. İşte oyunculuk bu olsa gerek tamam zıt bir rolle karşımızda çıkıyor Wang Ji Hye. Nah Yoon da zengin bir ailenin tek kızı. Şımarık biraz ama tatlı bir şımarık. Kötü diyebileceğimiz bir karakter değil. Zaten evden kaçıp Eun Sol ve arkadaşının evine sığınyor. Kendisi diğer Chaebollardan farklıymış. Kendi başına yaşamış bir süre, ailesinden yardım almadan yaşayabilirmiş. O süre ne kadar diye soran olursa 3 ay :)

Bu sahnede 50 kere falan NG olmuş yani sahneyi defalarca tekrarlamak zorunda kalmışlar. Koreli fanların ne kadar deli olduğunu bilen WGJ röportajlarında defalarca özür dileyip, sadece iş bu gerçek öpücük değil diyerek hayranların tepkisini çekmekten ne kadar ürktüğünü de göstermiş oldu. Valla ben olsam ben de korkardım :) Ama söylenenlere göre olaya sakin yaklaşmış Fangirller.

 Ji Heon aşkını son derece bilimsel bir dille açıklıyor ‘Limbik sistemimin amigdalasına bir göktaşı çarptı’ Canım psikolojik sorunların olduğunu biliyoruz zaten ha ha :) Dizinin eğlenceli unsurlarından biride  iki kuzenin birbirleriyle olan ilişkisi çok komik ve içten içe sevgi dolu :) Jaejong oyunculuğunu geliştirmiş burada en azından bir kaç mimik ve duygu ifadesi gösterebiliyor. Ama Jaajongi yaylanmadan yürü yavrum :) Kendine güvenen Chaebollar öyle yürümez. Bknz. Kim Jo Won/Hyun Bin.  Bir dahaki rolde bunu öğren :) Babadan, büyükanneden, hırslı yengeden ( Moo Won’un annesi) bahsetmedim onlarda var. Onlarda komik. Özellikle babanın ikide bir toplum servisi cezası alması tam bitti derken, bir yenisi ile karşılaşması oldukça eğlenceliydi. Ben çok eğlendim izlerken. Çok keyifliydi. Zaman kaybı olmaz bende sizde seyredin :)

Kişisel Bir Not: Bu yazıyı da sağ salim bitirdim çok şükür. 9 Ocak günü yazmaya başladım. Daha öncesinde taslaklarda duruyordu. Yazım sürecimin uzunluğunu arkadaşlarım bilir. İçimdeki sıkıntıdan dolayı bitiremeyeceğimi anladım ve bir kolaj postu yolladım o gün. Sonrası malum… Bir süre internete girmeme rağmen kolum kalkmadı. İçimde hala derin bir acı var ama umarım eğlenmişsinizdir okurken.

You are Beautiful/Bu mudur?

Aralık 31st, 2009

2009 yılının son aylarında yayına girip bu kısa sürede fenomen olmuş bu dizi.  Ben o kadar da sevmedim. Evet çok eğlenceli bölümleri vardı. Oyuncular her zamanki gibi çok genç ve çok yetenekli. Görsel olarak tatmin edici ama konu oldukça tanıdık. Hatta ilk başta en sevilen dizilerden ortaya bir karışık yapmışlar gibi geldi. Yine de söylemeliyim ki keyifle izledim. Biraz Coffee Prince, biraz Boys Before Flowersı anımsatıyor. Eğer her iki yapımıda izlediyseniz bunu da sevmeniz olası. Dizinin konusu kısaca şöyle: Mi Nam zaten meşhur olan üç kişilik ANJELL adlı bir pop grubuna dördüncü olarak alınır. Ancak, ciddi bir kaza geçirince, Mi Nyeo kardeşinin kimliğini ve yerini almaya zorlanır.En başta isteksiz olsa da daha sonra erkek kardeşinin şarkıcı olmak istemesinin sebebinin annelerini bulmak olduğunu öğrenince. Kardeşi dönene kadar bu oyunu sürdürmeyi kabul eder.

Yalnız bir problem vardır ki;  Min Nyeo hayatı boyunca manastırda yaşamıştır ve dış dünya hakkında çok fazla bilgiye sahip değildir. Her Kore dizisinde olduğu gibi, kızımız aşırı derecede masum, aşırı derecede sevimli. Bütün bu özelliklerden ötürü ANJELL grup üyelerinin üçü de kendisine aşık oluyor.

Karakterlere gelince; Tae Kyung grubun lideri, sert ve biraz da öfkeli bir çocuktur. Biraz BBF de ki Gu Jun Pyu anımsatıyor. Hatta Gu Jun Pyu rolü, Hwang Tae Kyungı canlandıran aktör Jang Geun Suk’a önerilmiş ama daha deneyimli aktörler var diye Bethowen Virus de oynamayı tercih etmiş bu yakışıklı. Allkpop sitesinin kim daha iyi Gu jun Pyu olurdu? Anketinde Lee Min Hoo ile %49 %51 gibi bir rakamla başa baş gidiyorlardı. Tabiiki Min Hoo önde. Harika bir performans sergiledi geçen yıl ve bütün ödülleri sonuna kadar hak etti. Yine de Jang Geun Suk da kötü bir seçim olmazmış. Neyse devam edelim. Tae Kyun da aynı Gu Jun Pyu gibi sert kabuğunun altında sevecen ve kırılgan bir ruh barındırmaktadır. Temizlik delisi, takıntılı ve sinirli bir tip olmasına rağmen son derece sevimli. Go Mi Nam deyişine de ayrıca hastayım :) Go Mi Namı en başlarda kabul etmek istemese de aralarında zamanla bir yakınlaşma olacağını söylememe gerek yok sanırım. Geun Suku da diğerlerini de ilk kez  izliyorum. Fakat Geun Suk ta sevimli gülüşüyle beğendiğim gençler arasına katıldı. Senin beğenmediğin var mı? Demeyin. :P VAR! Sayamam belki ama çok var ha ha ha.

Bir diğer grup elemanı Shin Woo grubun sağ duyulu ismi. Aynı Boys Before Flowers daki Ji Hoo gibi. Şefkatli, sabırlı, anlayışlı yakışıklı. Bir kızı mutlu edebilecek bütün özelliklere sahip. Bölümleri izlerken adını bir türlü ezberleyemediğim için kendisinden sürekli ‘ortanca’ diye bahsediyordum. Go Min Nam’ın kadın olduğunu daha ilk günden anlıyor. Farkettirmeden onu koruyup, kollamaya başlıyor. Tabiiki aşık oluyor bu erkeğe hiç benzemeyen güzel kıza. Fakat her zaman olduğu gibi bu karakterinde kalbinin kırılmasına hiç bir şey engel olamıyor :(

Yine ben bu oyuncuyu da hayranlıkla izlerken, bakayım dedim kaç yaşında neyin nesi? Öğrendiğim rakam hoşuma gitmedi :P ama bu benim onu beğenmeme tabiiki engel değil. Yine de zaman zaman düşünüyorum. Bunun bir cezası olmalı ha ha. Bu kadar genç ve yakışıklı çocukları beğenmek yasaklanmalı :P Amaa 18 yaşından büyüklerse kim ne diyebilir!! Ben de o kadar yaşlı değilim ama malum Kore kültüründe bir kaç yaşın bile önemi büyük.

Veeeeee Jeremmy. Grubun haşarı  çocuğu. Şirinlik abidesi. Onu sevmeyen yok. Ben de sevdim ama o kadar çok değil. Olmasa benim için büyük bir kayıp olmazdı. Go Mi Nama yaptığı şirinlikler kız olduğunu öğrendikten sonra sevinmesi falan eğlenceliydi. Göz yaşlarını içine akıtan bir tip ama genelde pozitif bir portre çiziyor. Ben çok beğenmedim bu karakteri ama ciddi bir hayran kitlesi var.

Tabiiki her şey böyle güllük gülistanlık ilerlemiyor. Bir de kötü karakterimiz var. Korenin iyilik perisi olarak bilinen ünlü bir star Yoo He Yi. Yüzüne sahte bir gülümse yerleştirerek, ya da başı sıkıştığında ağlayarak, gerekirse bayılarak herkesi kandıran bu kız; Anjell tarafından hiç sevilmiyor. Tae Kyun kıza sürekli ‘sahtekar’ diyor. Go Mi Namın kız olduğunu öğrenmesi de işleri iyice karıştırıyor. Fanatik hayranlar, çıkarcı menejer, saf yönetici ve stil danışmanının da diziye ayrı bir dinamik kattığını söyleyebilirim.

11. bölüme kadar biraz sıkıldım ama sonrası izlenmeye değerdi. Tae Kyun kıskançlıkları, Go Mi Nam için domuz burunlu bir tavşan yapması bunu yaparken de bir cerrah edasıyla davranması çok şekerdi. Menajerleri kıza insan vücudunda bir takım baskı noktaları vardır.  Onlara basınç uyguladığında duygularını kontrol edebilirsin diyor. Açlık hissini bastırmak için şuraya, susuzluk için buraya falan derken, birine karşı kontrol edemediğin yoğun duygular hissedersen de burnuna dokun diyor. Tabiiki tamamen sallıyor. Bizim saf kızda buna inanıyor. Bunun üzerine ne zaman Tae Kyug u görse burnuna dokunuyor. : ) Dizinin müzikleri çok güzel. Oyuncuların hepsi şarkı söyleyebiliyor. Hatta pek çok fan keşke Anjell grubu gerçek olsa diyormuş. Vaktiniz varsa izleyin diyorum. Bir şey kaybetmezsiniz ama çok yüksek beklentiler içine girmeyin. Yeni bir şey anlatmıyor You are Beautiful. Zamanın da Buffy, Angel gibi çok iyi dizileri izlemiş biri olarak, şimdiki yeni yetme kızların Twilight filmine bayılmalarını nasıl anlayamıyorsam bu dizinin de hit olmasını anlamıyorum. Kötü mü? DEĞİL ama izlerken ben bunu zaten biliyorum hissi veriyor insana. Dizi ile ilgili beğendiğim iki blog arkadaşımın yorumlarını okumanızı tavsiye ederim bölümler hakkında daha detaylı bilgi ve güzel resimler bulabilirsin. Koresintisi ve Chibi.

Türkçe alt yazı ile izlemek için buraya. İngilizce için buraya tıklayın.

My Name is Kim Sam Soon/0 Beden Çılgınlığı

Nisan 20th, 2009

Image and video hosting by TinyPic

YÜKSEK DOZDA SPOİLER İÇERİR :)

Kim Sam Soon 29 yaşında çok sevimli, doğal ve sevgi dolu ve pasta yapmak konusunda  çok yetenekli bir kızdır. Kim Sam  Soon çevresindeki kadınlardan biraz daha kiloludur ama kesinlikle ve kesinlike şişman değil. Kim Sun Ah diziden önce 50 kiloymuş ve boyu 1.70. Aradaki farka bakar mısınız? Kemikleri sayılıyor olmalı :)) Bence bu haliyle de çok güzel.

Medyanın günümüz toplumu üzerindeki etkisi yadsınamaz ama bu kadar saçma sapan bir zihniyet olamaz. Hep daha zayıf, hep daha güzel olma fikrini pompalıyorlar durmaksızın. Artık zayıf olmakta yetmiyor. Daha zayıf olabilirsiniz, elmacık kemikleri daha çıkık, dudaklar daha şişik ve burun her zaman daha sivri olabilir. Biliyorum bu laneti başımıza kim sardı.1970’lerde Twigy diye bir manken vardı bütün dengeleri o alt üst etti. Neyse günahı boynuna diyorum  ha ha ha

My Lovely Kim San Soom dizinin bir diğer adı. Asya tarzı Bridget Jones da diyebiliriz. İlk iki bölümün videolarında problem olduğu için bölümlerin tamamını izleyemedim. Kim Sam Soon bir şekilde işinden ayrılıyor. Bu arada 3 yıllık sevgilisi tarafından terk ediliyor. Tuvalette hüngür şakırt ağlarken esas oğlanla karşılaşıyor. Burası erkekler tuvaleti sen sapık mısın? Diye bir de üstüne azar işitiyor. Başka bir mekanda ikilinin yolları yeniden kesişiyor ve Sam Soon adamın restoranında pasta şefi olarak işe başlıyor.

Image and video hosting by TinyPic

Hyun Jin Heon zengin bir ailenin 27 yaşında yakışıklı, ukala oğludur. İşte klasik bir Mr. Darcy tipi. Görüşmeden sonra tamam beraber çalışabiliriz der. Kim Sam Soon’un beraber çalışmak için tek bir şartı vardır adının Kim Heen Jin olarak bilinmesi. Kore diline özgü bir ayrıntı var sanırım bu isimlerde ne yazık ki ben anlamadım. Kim Sam Soon neden komik? Diğeri neden güzel bir isim? Neyse kızımız umutsuzca görücü usulü randevulara gider onlardan birinde Hyun Jin de aynı mekandadır. Aklına ‘parlak’ bir fikir gelir. Önce gider kızın kırk yılın bir başı düzgün giden randevusunu bozar. Sonra kıza ‘sevgili’ olmayı önerir. Elbette gerçek bir birliktelik değildir bu. Annesinin dırdırından kurtulmak, görücü usulü randevulardan kaçmak için oynayacağı bir oyundur.

Kim Sam Soon önce kabul etmez bu teklifi. Daha sonra babasından kalan evin satılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu öğrenince mecburen kabul eder. Neden ben diye sorduğunda Hyun Jin: Çünkü birbirimizden hoşlanmamıza imkan yok diye cevap verir. Bu cümleleyle olayların akışının planlandığı gibi olmayacağını hemen anlıyoruz. Sen Hyun Jin bu kıza fena aşık olacaksın diyor izleyen ha ha ha : )

Bir önceki gün,  mahvolan randevusunun moral bozukluğu ve Hyun Jine olan siniriyle kendini içkiye veren Kim Sam Soon. Sabah çocuğun evinde uyanıyor. Nerede yaşadığını bilmediği için bizim adam kendi evine getirmiş kızı. Bu esnada annesi geliyor ve bu kız arkadaş olma durumu da tesadüfen daha bir inandırıcılık kazanıyor ama anne çakal oğlunu da çok iyi tanıyor. Bu işin içinde bir bit yeniği var diyerek tedbiri elden bırakmıyor.

Bu kaba, şımarık genç adam yeğenin yanında şeker kıvamında, sevimli, şefkatli tadından yenmez biri oluveriyor. Tahmin edersiniz ki Kim Sam Soon küçük kıza kendini sevdirmekte zorlanmıyor. Beraber hamurdan şekiller yapıyorlar. Ufaklık hiç konuşmuyor ama sürekli gülümsüyor. Anne ve babasının ölümünden sonra Babaannesi ve amcası ile yaşamaya başlamış. Bir de uyuz donuk bir sekreterleri var her işe koşan. Kızın suratında zerre sevimlilik yok.

Hyun Jin annesi eski sevgilisini unutması için, başka kadınlarla çıkmasını, eğlenmesini falan istiyordur ama Hyun Jin bunu yapmaz. Kim Sam Soon da şaşırır normal olarak. Erkeklerden daha fazla hoşlandığın için mi? Diye sorar. Hemen akabinde ‘istersen kanıtlayayım’ tarzında maço bir muhabbet geçer. Basitçe hayır deyip mantıklı bir neden söylemek yetmez çünkü maçoların dünyasında. Kanıtlayabileceğini göstermesi en azından dillendirmesi gerekir.  Hyun Jin bir şartı vardır sahte bile  olsa sevgilisi başka erkeklerle görüşmemelidir.

Talihsiz  Kim Sam Soon başka bir şanssız tesadüf eseri eski sevgilisinin nişan partisi için pasta hazırlarken bulur kendini. Nişanlandığı kız Kim Sam Soon’un eski bir tanıdığıdır. Bankacının ikinci kızı olarak bahseder kendinden belli ki zengin bir hatun ama bu şımarık ve saygısız biri olmasına engel değil. Kim Sam Soon ve Hyu Jin’in birlikteliğini öğrenince kendince kızı aşağılamaya çalışarak hesap sorar. Genç değilsin, güzel değilsin ne yaptın da kandırdın ‘oppa’mı diye sorar. Sam Soon’un özgüvenine hayran kaldım burada. Kızla öyle güzel alay edip ağzının payını veriyor ki görülmeye değer.

Hyun Jin ile Sam Soonayı beraber gören eski sevgilisi yeniden kızın peşine düşer. Tabii ne de olsa kaçan balık büyük olur. Ailesinin otel açılışı için Jecu adasına giden ikili burada da Min Hyun Wo ile karşılaşır. İki adam birbirlerine girerler. Olaydan sonra sanırım odadalar iken, Hyun Jin, Kim Sam Soon’un karnına yatıp ağabeyi ve yengesinin nasıl öldüğünü anlatır. Buna ben sebep oldum o yüzden gülmeye hakkım yok der. Yetmezmiş gibi bir de kazadan bir hafta sonra sevgilisi Amerikaya gitmiştir. Böylelikle neden asık suratlı ve asabi olduğunu da anlamış bulunuyoruz. Bu an ve itiraf birbirlerine karşı bir şey hissettiklerinin habercisidir ama ne yazık ki bu mutlu tablo çok uzun sürmez.

Image and video hosting by TinyPic

Tam otelden ayrılırken eski sevgilisi ve arkadaşı Dr. Hennry ile karşılaşırlar. Daniel Henney’nin ilk dizilerinden biri sanırım bu. Yakışıklılığıyla göz dolduruyor ama oyunculuğu için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bu arada tesadüf bu ya eski sevgilinin adı da Heen Jin dir. Önceki bölümlerde Koreye döndüğünde Hyun Jini bulup özür dilediğini falan görüyoruz. Es geçiyorum oraları. Jecu adasında yüzleşen iki sevgili kavga ederken Henrynin araya girmesiyle kızın neden Kore’yi terk ettiğini öğreniyoruz. Bu sebepten ötürü affediliyor elbette ama hiç bir şeyin eskisi gibi olamayacağını da görüyoruz ilerleyen bölümlerde. Bu arada Henry de Heen Jine aşık ve ta Amerika’dan onunla vakit geçirebilmek için Kore’ye geliyor. Öyle kıza baskı yapmak için değil. Sadece seviyor karşılık beklemeden.

Image and video hosting by TinyPic

Hyun Jin farkında olmadan Sam Soona aşık olur. Gecenin bir yarısı evinde bıraktığı bisikleti alması için çağırır falan. Görmek için bahane arar ama kendine bile itiraf edemez en başta. Hyun Jin’in ona olan aşkında en sevdiğim şeyse onu olduğu gibi görmesi ve sevmesi. Kız şimdi seninle sevişemem kilo verdikten sonra dediğinde yüzünün ifadesi ne var ki bu halinde der gibiydi. Gerçi bunu belli eden bir şeyler de söylüyor. Nitekim bence de hiç bir sorun yok da kız 0 beden olmayınca şişman sayılıyor işte! Bir bölümde diyor ki ‘Sen ne kadar çekici olduğunun farkında değilsin bu da seni daha çekici yapıyor.’

Image and video hosting by TinyPic

Ben yine çok uzattım. Özetlemek gerekirse çok eğlenceli bir dizi. Hani öyle izleyene bir şey katan mutlaka görmeniz gereken bir yapım değil ama izlerken hoşça vakit geçirebileceğiniz kadınlık hallerinde zaman zaman kendinizi bulabileceğiniz bir dizi. Bu arada elbette başrol oyuncusu YİNE güzel gülen bir adam. YİNE oldukça yakışıklı bir aktör. Kızlar (üzgünüm beyler değil SADECE kızlar :P) ne zaman gidiyoruz Koreye?

Türkçe alt yazı ile izlemek için buraya İnglizce için buraya tıklayın. Türkçe çeviri çok kötü bu arada uyarmadı demeyin.

Neye benziyormuş bir bakayım diyorsanız. Buyurun size bir fan video.


Boys Before Flowers /Büyük Aşklar Nefretle Başlar

Şubat 17th, 2009

Kore yapımı başka bir dizi daha beni benden aldı bu aralar. Boys Before Flowers. Beatles kılıklı takım elbiseler içinde gezen 4 tane oğlan çocuğunun hikâyesi Aslında ilk versiyon Taiwan yapımıymış. (Meteor Garden) Daha sonra Japon (Hana Yori Dango) versiyonu çekilmiş ve çok popüler olmuş. İlkine şöyle bir göz attım. Yanlış anlaşılmasın ama ne dil nede oyuncular hoşuma gitmedi.  Japon versiyonunu izledim fena değildi. Başrol oyuncusu kızı çok sevdim ama Kore versiyonu beni ekrana bağladı. Koreli oyuncular çok daha güzel bence.

Dizinin konusu kısaca şöyle. Jandi orta halli hatta fakir sayılabilecek bir ailenin kendi halinde kızıdır.  Ailesi Shinwa denilen zengin çocuklarının gittiği bir okulun yakınlarında kuru temizlemeci işletmektedir.  Tabiiki her okulda olduğu gibi bu okulda da belalı birer erkek ve kendini beğenmiş bir kız grubu vardır. Kendilerini kısaca F4 ( Flower 4/Çiçek dörtlüsü) adlandıran bu grup Kore’nin en zengin ailelerinin biricik oğullarıdır. Gel görki hepsi bir şekilde sorunludur.  İçlerinde en sorunlu olan da grup lideri Goo Joon Poo dur.  En ufak bir şeyde sinirlenen kibirli, asabi bir çocuktur. F4 den birine özellikle de Goo Joon Pooy’a saygısızlık yapan biri ölüm fermanını imzaladı demektir. Dolabına bir kırmızı kart konur ve bütün okul tarafında bitmek bilmeyen işkencelere maruz kalır.

Bu işkenceler zaman zaman sadece ‘rahatsızlık verme’ sınırının aşabiliyor. Öyle ki psikolojisi bozulan bir öğrenci kendini okulun çatısından atmak ister. F4 ün Jan Di ile yollarının kesişmesi de yine bu olaya bağlantılı olarak gerçekleşir. Çocuk kendini atacakken Jan Di onu son anda yakalar ve bir anda bütün  basın ondan kahraman olarak söz etmeye başlar. Bu olayın akabinde ‘gizemli’ bir sponsor Jan Di’yi bu sadece zengin çocuklarının gidebildiği Shin Hwa Koleji’ne kaydettirir. Jandi önce istemese de ailesinin tepkisi ve tabiiki okulda sunulan imkanlardan ötürü fikrini değiştirir ve okula başlar.

Okul ve F4 ile ilgili anlamadığım bir kaç şey  var. Neden kimse bu ‘popüler’ çocukların işkencelerine karşı durmaz? Bir de dikkatimi çeken bir şey var kızların okul formasının eteği süper mini. Vallahi abartmıyorum.  Biz lisedeyken o etek boyları yüzünden az çekmedik. Biraz dizin üstünde diye azarlananlar mı istersin, oradan buradan çekiştirerek uzatmaya çalışanlar mı istersin. Biz de olsaydı bacaklarımızı kırarlardı öğretmenler :) Yalnız allah için kızların hepsinin vücutları çok düzgün ve yakışıyor mini ‘forma’ onlara. Bir şey daha var bu çocuklar ayrı bir ofiste ders alıyor. Ayrı bir bölmede yemek yiyor. Madem bu kadar özelsiniz, oturun evinizde özel ders alın en iyi hocalardan. Diploma nasıl olsa bir şekilde alınır öyle değil mi?

Neyse konumuza dönelim.  Jan Di bir şekilde okula başlar ve en baştan beri sinir olduğu bu gruptan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışarak hayatına devam eder. Tabiiki  bu imkansızı başarmak gibi bir şeydir. Eğer uzak durabilseydi  dizi başlamadan biterdi öyle değil mi? Biz soluklarımızı tutmuş acaba ne zaman arıza çıkacak diye beklerken senaristler bizi fazla bekletmeden Jandi ve Goo Joon Pyoo’yu karşı karşıya getirir. Olay çok çok kısaca şöyle gerçekleşir: Jandi’nin arkadaşı Goo Joon Pyoo’nun üzerine dondurma düşürür. Bizim asabi ve de yakışıklı oğlan sinirlenir Jan Di de arkadaşını savunur veeeee ertesi gün dolabında kırmızı bir not bulur.

Bütün okulu bir anda karşında bulan Jan Di kolay lokma olmadığını kanıtlar. Bir süre sonra bu ‘hayatını zindan edeceğim’ tavırları Goo Joon Pyo’nun kızdan hoşlandığını anlatma şekline dönüşür. Tabiî ki henüz kimse bunu bilmez. Aslında tüm o şiddeti, hiddeti de yine sevgisizliğin ve ilgisizliğin getirdiği boşluğu kendince kapatmak için. Bütün hayatı boyunca ‘evlat’ değil aile şirketinin varisi olarak görülmüş bir erkek çocuğu düşünün, sürekli çalışan ve ‘cadı’ sıfatını sonuna kadar hak eden bir anne ile çoğu zaman yalnız olarak büyüyen bir çocuk elbette ki asabi ve hırçın olacak. Başka ne beklenir ki. Hani ilkokulda ya da anaokulunda bazı çocuklar vardır. Belli bir kızla sürekli uğraşırlar. Bu çocuk ya kızın saçını çeker ya çelme takıp düşürür, mutlaka ve mutlaka ağlatır. Aslında tüm yapmak istediği dikkatini çekmektir. İlgi çekmenin başka bir yolunu bilmediği içinde can yakar. Goo Joon Pyo da tam böyle bir çocuk. Her yeni işkencede ağlayarak yanına gelmesini beklerken Jan Di her seferinde bütün tacizlere yılmadan karşı durur. Bu da Goo Joon Pyoo’nun ondan daha çok hoşlanmasını sağlar. F4 e kafa tutan ilk kişi olan Jan Di F4’ün iki üyesinin birden kalbini çalmıştır.

Bu çocukların hepsi aslında bir derece yalnız ve sorunludur ama her birinin de ayrı bir yeteneği vardır. Jan Di’nin kurtarıcı prensi, her başı sıkıştığında koşup kurtaran Yoon Ji Hoo keman çalıyor. Jan Di ile aralarında bir yakınlaşma olduğunu da dip not olarak belirteyim. Yakışıklılığıyla kadınların kalbini çalan So Yi Jung başarılı bir seramik sanatçısı. Bu oyuncuya bakarken ‘Allahım ne hoş çocuk’ diye diye izliyordum. Bir bakayım dedim neyin nesiymiş. 89 doğumlu olduğunu öğrendim, yıkıldım. Çok küçük daha. Ama çok yakışıklı. Bunların en büyüğü 23 yaşında. Hepsi çok yakışıklı.. Bu arada Flowers 4 (Çiçek dörtlüsü) ‘çiçeklerden daha güzel’ çocuklar oldukları için bu ismi almışlar. Doğru söze ne denir :)

Jan Di ile bir ilişkiye başlayan Goo Joon Pyo’u izlerken bu kadar ‘öfkeli’ bir çocuğun aslında çok kırılgan ve sevgiye aç olduğunu görüyorsunuz. Açıkçası böyle bir çocuk nasıl bu kadar tutkulu sevebilir diye ben de şaşırdım. Sadece o değil elbette, buz gibi görünen Yoon Ji Hoo’nun aslında ne kadar sadık ve iyi kalpli biri olduğunu fark ediyorsunuz. En azından ben öyle düşünüyorum. Kazanova So Yi Jung’un aslında gerçek aşkı bulamadığını belki de geçmişte bir kalp kırıklığı yaşadığını, grubun en sessiz üyesi Song Woo Bin’in arkadaşları için her türlü fedakârlığı yapabileceğini görerek bu çocuklara başka bir gözle bakıyorsunuz. O kadar sevimliler ki zengin züppe olarak değerlendirmek çok zor. İzleyin pişman olmazsınız diyorum.  Türkçe  alt yazılı izlemek için buradan (ilk 9 bölüm) İngilizce alt yazılı izlemek istiyorsanız buradan (yayınlanan 13 bölüm) bulabilirsiniz.