Heirs – Lee Min Ho İlk İzlenim-

Ekim 24th, 2013

SPOİLER İÇEREBİLİR HATTA DİREK SPOİLER :)

Uzun zamandır beklenen Lee  Min Ho dizisi sonunda başladı. Min Ho sevenler olarak pek mesuduz :) İlk iki bölümü Hikaru hem özetledi hem de araya yorumlarını kattı. Okumadıysanız hemen gidin buradan okuyun. Ben hala Lee Min Ho ve Yoon Eun Hee’nin bir dizide beraber yer almasını bekliyorum. İSTİYORUM! O zaman tam süper olacak inanıyorum :)

Şimdi 2. bölümün sonunda Sinemada sözde saklanan ikili, filme dalıyor. Tan uyuyormuş gibi yapsada, kızın öf püf anlamıyorum ki nidalarına dayanamayıp, cümleleri çeviriyor. Bazılarına yorum katıyor bebem. Bölüm sonunda kıza yüzünü dönmüş, soruyor  senden hoşlanıyor muyum? Hımmm şimdi o şöyle oluyor, sen dizini başrol oyuncususun kızda öyle. Ehh mecburen hoşlanacaksınız birbirinizden, sen bakma şimdi o elde edilmesi zoru oynuyor. Hayat zor, aşka yer yok bidi bidi ayaklarında ama eninde sonunda o da sana aşık olacak. Sıkıntı yok yani. Bu 3. bölüm kısa özeti, devamı için Supercelin bloguna alalım sizi.

4. Bölüme geçiş yapıyoruz şimdi. Arkadaşlar hazır mısınız? :P Evet, hazırsınız :)

Havaalanına gelen, dış hatların hemen girişinde Tan ve Racheli görüyor. Rachel çocuğa vantuz gibi yapışmış. Tanda ne yapsın çocuk nasılsa gidecek diye, öylece duruyor. Eun Sang’dan numarasını istiyor. Fakat kızımız söylenecek her şey söylendi. Teşekkürümü ettim, veda sözlerimi söyledim. Geriye kalan bir şey yok diyerek, telefon numarasını vermiyor. Tan’ı üzüyor bu durum. Ahh canımmm üzülme sen diyorum yola gelecek… Nuna dediydi dersin  :)

Uçakta, Eun Sang ile karşılaşan Rachel, yeniden karşılaşabiliriz Alimallah bilgilerin ben de olsun minvalinde gıcık bir konuşma yaparak, kızın elindeki bilgi formunu alıyor. Ya işte 2. kadın ya her türlü gıcıklık yapacak. Tam mutlu olmaya başladıklarında araya girerek, sorunlara yol açacak. Zarar ziyan bir karakter işte.

Neyse Kore ülke sınırlarına ayak basıyorlar. Racheli Tanı’n eski arkadaşı, Rachelin müstakbel üvey kardeşi Choi Young Do karşılar. Bu karşılamanın zorunlu ve gönülsüz olduğunuda belirtmek gerek. Bunlar birbirlerine laf sokarak, evlerinin yolunu tutsun, bizim Eun Sangı kimse karşılamaz tabii.

Evine döndüğünde bomboş bir daire ile karşılaşır. Öğrenir ki annesi yatılı hizmetçi olarak kalmaya karar vermiş. Evin depozitosunu da meğer ablasına vermiş. Acıların kızı ya… :P

Bu arada Heechul konuk oyuncu olmuş diziye. Bizim köyün delisi kontenjanındandır kendisi.

Neyse efendim o oluyor, bu oluyor… Amerika’da yalnızlıktan sıkılan Tan yurduna dönmek istiyor. Yeter bu hasretlik, bitsin bu gurbet diyerek. Tek bir bavul ve sırt çantası ile temelli dönüş yapıyor. Gidişim suskun oldu ama dönüşüm muhteşem olacak dercesine, Kore’ye doğru yol alıyor. Her zamankinden daha şık ve yakışıklı görünmesi de üstüne bonus oluyor :)

Tan Kore’ye döner dönmez ağabeyini görmek istiyor. Ama umduğu gib karşılanmıyor. Ağabey neyin kinini tutuyorsa artık. Sürekli bir atar, sürekli bir kaba davranma halinde Tan’a. Tan eve geliyor, annesi tarafından sorgu suale tutuluyor :) Hemencecik Eun Sang’ın verdiği Derams Catcher mı ne onu asıyor odasında. Ahhh bebeğim benim :)

Arada başka karakterlerde var elbette. Onlarla da ilgili şeyler oluyor. Mesela Eun Sang’ınen yakın arkadaşı Chan Young ve onun kıskanç sevgilisi Bona çok şekerler :) Ben özledim, hayır ben daha çok özledim gibi klişe olsa da ilişkileri son derece sevimliler. Muhtemelen dizinin gerçek anlamda sorunsuz ilerleyen tek çifti kendileri olacak.

Baba oğulun şeflere taş çıkartan performansıda görmeye değer. Kız diyor meğer evde yemek yiyelim dediğinde bunu kastediyormuşsun. Süper değil mi?

Neyse Tana dönelim. Günlerini evde görünmez bir şekilde geçirmesi söylenen Eun Seung denileni yapıyor vede bu durum farkında olmadan Tan ile aralarında bir köşe kapmaca yaşamalarına sebep oluyor. Biri eve girerken diğeri çıkıyor. Biri  çıkarken diğeri içeri giriyor gibi. Tan şüpheleniyor durumdan ama pek ihtimal vermiyor tabii. Bir akşam otururken, evin içinden gelen sesler dikkatini çekiyor. Korku filmi sesleri. Bir kalkıyor, bakınıyor sağa sola ama bir iz bulamıyor.

Bu arada sana kırmızı çok yakışıyor :)

Bir türlü rastlaşamayan ikilinin durumu sonunda Tanın şüphlerinin doruğa çıkmasına sebep oluyor. Soruyor anasıgile :) Kim var bu evde bizden başka diye. İşte adını doğru teleffuz edemediği hizmetçinin kızı var sen yaşlarda diyor annesi hanım :)  Tan nihayetinde emin olmak için kıza kendi hesabından mesaj atıyor. Malum telefonundan giriş yapmıştı. Çıkmadı ya kızın hesabından bir türlü. Neyse…. Kız da su içiyorum diye cevap veriyor… Buraya alacakaranlık müziği hayal edin. (Vampir olan değil Tv korku klasiği olan) Veeeeeee kızı kendi yaşadığı evin mutfağında görüyor. Girmek ve girmemek arasında kapı eşiğinde kalakalıyor. Aralık kapıdan kızı seyrederken bölüm bitiyor.  Ben de bitiyorum :p

Sevgili Hikaruu’nun  önerisi ile gerçekleştirdiğimiz bu mimsi, özeti yada özetimsi mimi sonlandırıyorum burada. Ayyyy ne zormuş :) 5. bölümü isteyen Piknik Yapan Kıza  gönderiyorum. Kolay gelsin :)

Boys Over Flowers Amerikan Versiyonu

Eylül 27th, 2013

Image and video hosting by TinyPic

Benim gibi pek çoklarının Kore versiyonu ile tanıdığı Hana Yori Dango, Asyaseverlerin çok aşina olduğu ve sevdiği bir hikaye. Orjinali bir manga ve Japon, Çin, Kore versiyonu dizileri var. Bizde de Güneşi Beklerken adıyla bir adaptasyon yayınlanıyor Tv de. Ama bizdeki sanırım çok farklı. Epeydir haberler dolanıyordu ama artık netleşti. Boys Before Flowers orjinal ismi ile bir Amerikan yapımı geliyor. Amerikan versiyonu ne kadar gerekliydi bilemiyorum. Ama pek çok hayran bu konuda endişeli ve açıkçası Amerikan adaptasyonuna karşı ön yargılı. Haksız olup olmadıklarını göreceğiz. Ancak dizinin yapımcıları mangadaki hikayeye olabildiğince sadık kalacaklarını açıkladılar. Sadece Amerikan kültürüne uydurmak için ufak değişiklikler yapacaklarını belirtiyorlar açıklamalarında.

İlk bölümü 21 Kasımda yayınlanacak olan Amerikan versiyonu üniversitede geçecek. Zoey (Makino-Jandi) bir dans seçmesine katılıp, yeteneği ile okula girmeye hak kazanacak. Asya dizileri gibi tek sezon 16 bölümden oluşacak. Amerikanın genelde Asya yapımlarını görmezden geldiğini düşünecek olursak, neden remake sorusuna dünyanın dört bir tarafından tv hayranı olan kendilerinin sadece iki  kişi dizinin fanı diyorlar. Diğer Amerikan şirketleri gibi Asya pazarını görmezden gelmeyi seçmediklerini söylüyorlar. Hayranların -neden bilmem- en çok  merak ettikleri soru da, telif hakkı ödenip, ödenmediği. Ne kadar ödendiği vs. Prodüksiyon şirketi bu tarz bilgilerin halka açılanmayacağını ama Shueisha şirketi ile bağlantıda oldukları ve dava edilmediklerini söylüyor. [Özetle sana ne kardeşim ne kadar ödedik, alan memnun veren memnun diyor :) ]

Asya yapımlarının kendine has bir dokusu, farklı bir izleme keyfi olduğu biliniyor. İzlenmesinin sebebi, çok büyük bir hayran kitlesin olduğundan, iyi bir yapım olmasa bile sırf bu sebepten izlenir mi diye soruyolar. Yapımcıların cevabı: Evet hayran kitlesi büyük ama Amerikan Tv’lerinin ve izleyicisinin bileceği  kadar büyük değil diyorlar. -kısacası Amerikalılar kale almaz demiş abi- Satır aralarında bir biz zaten profesyoneliz, aslında bizim bu remake ihtiyacımız yok mesajları aldım ben :) Ama adamlar da bir yer de haklı. Hiç bir versiyon bu derece tepki ve endişe ile karşılanmamıştı.

Bir diğer soru ise zorbalık, psikolojik şiddet vb. unsurların yer alıp, yer almayacağı. Tabii ki ABD’de bunların alası olduğu için bu sahnelere de yer verecekler. Ayrıca Zoey ve Liam’ın geleneksel bir Amerikalı genç çift olacaklarını, birbirlerine sarılacaklarını, el ele tutuşacaklarını ve öpüşeceklerini belirtmişler. Asya dizilerindeki kimya eksiliği -mış gibi yapma- durumunun fazlasıyla anlaşılır, hatta komik olduğunu hatırlayacak olursak yerinde bir soruya, yerinde bir cevap. Yani dudaklarını sımsıkı kapatıp, birbirine değdirince öpüşmüş olmuyorlar :)  Yalnız benim merak ettiğim bu ABD yapımı olduğuna göre bir sonraki adıma geçecekleri mi? +13 uyarısı ile gösterilecek olan Boys Before Flowers Amerika bizi şaşırtır mı acaba? Bütün bunlara ek olarak Akira/Woo Bin karakterine hikayede daha fazla yer verileceği söyleniyor.

ŞİMDİ GELELİM OYUNCULARA BAKALIM KİM KİMDİR.

Bütün oyuncular video elemeleri yoluyla seçilmiş. Dizinin müzikleri ise henüz belli değil. Her türlü öneriye, besteye vs. açık olduklarını söylüyor prodüktörler. Oyuncular ünlü değil ama profesyoneller vurgusu da gözlerden kaçmıyor :)

Joseph Almani /Liam Montgomery (Tsukasa Domyouji / Goo Jun Pyo / Dao Ming Si) 

Çocuk hoş ama bana göre yine de bir Goo Jun Pyo etmez. Bakalım oyunculuğu nasıl.

Trenton Culkin (karakterin adı yazmıyor) Rui Hanazawa / Lee Ji Hoo / Hua Ze Lei

6 packs önemlidir :) bir bakalım dedim ama ı-ııhhh :(

Kim Bum şekerimin rolü bu arkadaşa gitmiş. Bilemiyorum…

Napoleon Tavale /Chase Carlton (Sojirou Nishikado / So Yi Jung / Xi Men)

Jason S. Mordeno Noah McCallster (Akira Mimasaka / Song Woo Bin / Mei Zuo)

Bütün versiyonlarda en geri planda kalan ama en vefalı karakter. Bakalım Amerikan versiyonunda nasıl olacak.

Bir de benim Kore versiyonunda görmediğim ama orjinal hikayede olan bir karakter var. Domyouji’nin düşmanı. Zoey’i kullanıyor ona ulaşmak için ama daha sonra kıza karşı bir şeyler hissediyor.

Andrew Klasnic as Riley Jensen

Veee son olarak Makino-Jandi – Zoey-

Siz ne düşünüyorsunuz bu adaptasyon hakkında? Amerikalılar güzel bir hikaye yakalayacaklar mı?  Ya da zaten iyi olan hikayeyi düzgünce aktarmayı başarabilecekler mi? Yoksa güzelim seneryo Amerikan yapımcılarının ellerinde duygusunu, özelliğini, enteresanlığı kayıp mı edecek? Benim de endişelerim var şahsen ama bir izleyip, şans vermeyi düşünüyorum. Ya siz?

Sadece 10 Tane mi? Andeeee :)

Şubat 16th, 2012

Tanrılar kurban, Koredaşlar harem bekler :) Bu arada bana mimi paslayan Madampatapufa ve güzel kızım Bunusevdim’e teşekkür ederim :) 10 tane yakışıklı alabilirsin listene demişler mimde. 10 tane bana, uzunn bir listesi olan bana, kuzularından sadece 10 tanesini alabilirsin diyorlar. Haksızlık bu! Başlamadan önce mime sadık kalacağıma söz veremem bilin. Evet 1 numarayı hatta ilk 3 ü tahmin etmeniz zor değil ama ben en baştan başlıyorum.

Evet, hepsi onunla başladı, benim gözü dönmüş bir fangirle dönüşmeme sebeptir kendisi. 13 yaşından 18 yaşına kadar ergen yıllarımın bir numaralı aşkıydı :) Hakkında herşeyi ama herşeyi biliyor ve takip ediyordum. O zamanlar internet falan da yok düşünün :) Röportaj verdiği, kapak olduğu bütün dergiler, gazeteler, minicik köşe yazıları itina ile saklanırdı. Bir servet yatırdım Tarkan arşivime. Sonra 18 yaşına gelince hepsini sobada yaktım :)

Gamzeli gangster, Kral Yi San… Lee Seo Jin Hem muhteşem gamzelere hem de six packs denen karın kaslarına sahip güzel insan :) Aslında 73 değil 71 doğumlu olduğunu açıkladı bir süre önce. Orta yaşa doğru ilerlese de olsun yine de taş :)

Kendisini acilen yakışıklı prens, romantik serseri vs. gibi rollerde görmek istediğim, aleme taş kontenjanından dahil olmuş hoş insan :) Seong Seung Hun. Gülüşü de güzel, ‘ab’ leri de :D Biz kendisine kısaca Honey, honey diyoruz :)

The Greatest Love daki ‘arızalı’ Dok Ko Jin rolü ile herkesin beğenisini kazandı. Ben City Hall’daki rolünü daha çok beğendim ve daha romantik bence. Evli ve 2 çocuk babası. Boyunca oğlu var hey maşallah :) Cha Seung Won…

Aslında favorilerim arasında pek yer almadı kendisi. Hatta eğilimleri hakkında farklı düşüncelerim var ama tabii bunlar sadece beni bağlar. Ne olursa olsun heykel gibi bir yüzü var bence. Sessiz, sedasız askere gitmesi de ne kadar mütevazı olduğunu gösteriyor. Kim Jae Wook.

Asker demişken Bromance fantazilerine konu olan Kim Nam Gili unutmamak gerek. Bidam rolüyle parlamış, ilk başrolü Bad Guy ile umduğunu bulamamış akabinde askere çağrılmıştır. Dönüşünün muhteşem olacağını düşünüyorum :)

Yeteneği kuşkuya düşürse de, tanıdığım en yakışıklı melez :) Tek kelime Korece bilmiyor olabilir ama bu onun seksapelinden bir şey kaybettirmiyor. Kore-Amerikan ortak yapımı :P B cadısının vazgeçilmezi: Daniel Henney

Melez demişken son keşfim Ananda Everinghamdan bahsetmemek olmaz. Me Myself filmi ile keşfettim. Orlando Bloom’a benzerliği ile dikkat çeken bir aktör, Tayland-Avustralya vatandaşı.

Araya bir tane Latin sıkıştırmazsak olmaz :) O da  melez, artık duruldu bir kız çocuğu babası ama aklımda hep Çirkin Betty Meksika’daki Don Fernando olarak kalacak; Jaime Camil.

Ve sıra geldi asıl listeye :) Hadi canım onların adını anmadan bu mimi bitereceğimi düşünmediniz değil mi?

SULTANIN GÖZDELERİ

Gençler listemde 1 numaradır. Genel listemde 3. Çok yetenekli, çok yakışıklı, boyuna posuna 41 kere maşallah dediğim güzel çocuk. Lee Min Ho

2011 Martta askere uğurladığımız gittiği andan beri deli gibi özleyip, şafak saydığımız amazing namja. 6packs değil ama gamzeleri muhteşem :) Kendisi gönlümün ikinci sahibidir :) Hyun Bin

Benim aşkımı listeye alan bazı kişi ya da kişilere :P nispet olsun diye burada bu Oppa yoksa o Küçük Emrah bakışlarını hiç sevmiyorum. Tabii ki kendisinin çok, çok yakışıklı olduğu bir gerçek :) SO Ji SUB.

Son olarak herkesin listesinde yeri var ama diyorum ki: SEVEMEZ KİMSE SENİ BENİM SEVDİĞİM KADAR :) O, DİĞERLERİNE YASAK ELMA! Gülüşü, karları eritir, bulutları aralar, güneşi kıskandırır. Günümü aydınlatır. Ondan başka kimse aşık rolünü bu kadar gerçekçi oynayamaz. He is the one, he is my number one’ Herkes gitsin bir o kalsın bana yeter. GONG YOO

Son olarak bu mimi Astrea, Arwen, Kimbapsuşi, Sermin, Chibi, Darkangel, Miss. Nefertitiye paslıyorum :)

MBC/KBS/SBS Drama Awards

Ocak 5th, 2012

PhotobucketSene sonu Tv Drama ödülleri bu sene yavan geçti benim için sevdiğim oyuncuların çoğu yoktu. Zaten Binie askerde. Gong askerden geldi geleli bir dizi çekmedi. Ben bu ödül törenlerinden en sevdiğim bir kaç fotoğrafı paylaşacağım.

Gong Yoo Jinin tarzına bayıldım. Dürüst olmak gerekirse öyle muhteşem güzellikte bir kadın değil ama sade ve şık olmuş ve içimizden biri imajı ile her kadını güzeldir mesajı da veriyor bence :) Kıyafeti için modacılar neder bilmem ama hem spor hem de klasik stili bir araya getirmiş bir giysi bence bu anlamda ben çok beğendim. Saçı ve makyajı da aynı şekilde hem şık hem doğal.

Photobucket

Min Ho’cum sana söyleyecek  kelimem yok canım. O kadar yakışıklısın ki… Senin güzel yüzün, boyun posun, sıcak gülüşün yeter. Bu saç modeli de yüzüne düşen perçem kısmı dışında şahane olmuş. Çok yakışmış. Ne diyeyim, şıksın hem de çok :) Sevgilisi ile yan yan gelmeseler bile kolajlarda beraberler :) Birleştirilmiş bir resmi tekrar birleştirmek de bana özgü olsa gerek :P

LHM’den bahsetmişken Park Min Yeong’u da anmamak olmaz. Beyazlar içinde kuğu gibi olmuş çok güzel bir kız. Kore standartlarında yani. Estetikli bile olsa parlak, güzel bir gülüşü var bu da onu güzel kılmaya yetiyor. Ojeleri ise elbette çok beğendim :)

Bu adını hatırlamadığım güzel kadın rüküşlük timsali olarak geceye damgasını vurmuş olmalı. Muhtemelen diğerleri gibi pahalı bir tasarımcı kıyafeti falandır. Fakat hanımefendi size söylemem gereken bir şey var: Fatihteki gelinlikçilerde bu tuvaletin aynısını 3/1 fiyatında bulabilirdiniz. :) Gerçi bu kadar gögüs dekolteli olmazdı ama farketmez. Yazık olmuş diyorum.

Bir kırmızı faciası daha bu da bir tasarımcı kıyafeti ancak Honey Lee’ye yakışmamış. Bu kadar güzel bir kadın kendine yakışan bir kıyafet nasıl bulamamış. O ne öyle baştan aşağı kırmızı. Böyle giyinmessem dikkat çekemem diye mi düşünmüş? Kendisi Miss. Korea  olmuş bir kadın, her şekilde güzelliği ile, zarafeti ve yeteneği ile göz kamaştırırdı zaten. Böyle çok boğucu olmuş. Göz yoruyor. Partnerinin papyonu ile uyumu yakalamak istemişler ama bilemiyorum…

Yalvarırım şu Hallyu saç modası bitsin artık. 40 yaşında adamlar bile aynı modeli yapıyor komik duruyor. Bunun dışında ajuşi her daim yakıyorsun. Evli ve iki çocuk babası biri olarak bu kadar fit olman takdire değer. Gerçi nesini takdir ediyorum orası da bir muamma. Sanki çocukları o doğurdu da vücudu bozulsun :) Ama hani aile babasıyım deyip kendini salmamış o yüzden tebrikler :)

Bu çocuklardan biri The Greatest Lovedaki afacan yeğen. Diğeri ise Oh My Lady’de görüp kızım ilan ettiğim küçük melek. Oğlan benim değil :) hem zaten bilmiş çocukları sevmem. Ne o öyle çocuk çocuk gibi olmalı. Ahh kızım görmeyeli büyümüşsün. Biliyorum babana kızıp seni ihmal etmemeliydim. Zaten hep çocuklar zarar görür böyle kavgalardan ha ha. Tamam dizi çekmiyor belki ama reklam filmleri çekip senin geleceğin için daha çok para kazanıyor. Herşey yavurlarımız için ha ha :)

Yoochun’cuğum sana daha önce hiç dikkatli bakmamışım. Bu yukarıdaki resimle bunu farkettim. Bundan sonra kadrajımdasın beybi. Bir de erkek kardeşi ile beraber gelmiş geceye. O da en az Yoochun kadar şirin. Dikkat edin çocuklar. Fangirller doz aşımından gidebilir :)

Aşırı doz demişken. Park Shi Hoo dan bahsetmemek olmaz. Henüz izleyemediğim Princesses Man dizisi ile 2011 e damgasını vurmuş. Geç keşfettiğim yakışıklılardan. Çok hoş, Mon Chae Won a gelince kıyafeti çok basitti beğenmedim. Ama güzel kadın. O kadar :D

Protect the Boss çifti beraber gelmiş ödül törenine. Balon etek yakışmış. Ji Sung çok tatlı. Olmuş, bence ama şirinliklerini kanıtlamak adına şu pozu vermeselermiş daha iyiymiş.

Jejong bu ne kılık canım. Yoochun ne kadar hoşsa sen de o kadar dökülüyorsun. Neden yazık ediyorsun bu güzelliğe neden ama nedeeen? :) Saç rengin kötü, saç modelin kötü. Kıyafetin kötü… Çok üzgünüm Jejongi bir dahaki sefere daha iyi şeyler bekliyorum senden.

En iyisini en sona sakladım. İşte Kim Sun Ah farkı. Elbise çok özel değil belki. Saç makyaj da sade ama o yırtmaç. Son derece seksi ve şık olmuş Sunahshi :) Bacaklarının kaslı olması da dikkatler kaçmadı. Ayakkabılarına bayıldım. Lee Dong Wook için ise; daha şık olduğu zamanları görmüştüm. Dudaklarının üstündeki tüy birikintisi nedir? Anlam veremedim ama o da her şart altında yakışıklı görünen isimlerden.

Evet yılın ilk blog postunu da böylece tamamlamış bulunmaktayım. 2012 de daha çok yazacak enerji bulabilmek ümidiyle. XOXO :)

Gong Yoo Moda Öncüsü-Stil İkonu

Eylül 29th, 2011

Güney Kore’de bir şey moda olmaya görsün; hemen herkes  Bu yeni akımı sorgulamadan benimser. Saçını aynı tarzda kestirir, aynı takıları takar, aynı giysileri giyer. Yakın zamanda objektiflere takılan üç yakışıklı buna bir örnek :) Gençleri severim bilirsiniz. Hele Min Hoo en çok sevdiğimdir ama hiçbiri bir tane Gong YOO etmez benim için. Gong YOO harika görünüyor geniş omuzlarıyla bu kırmızı-siyah kombin en çok aşkıma yakışmış. İlk önce Gong YOO’nun üzerinde gördük zaten. Çocuklar da fena değil aman nazar değmesin diyelim :)

NOT: Daha yüksek kalite de resim bulan varsa benle paylaşır mu lütfen?

City Hunter – Lee Min Ho Şahane Gerisi Bahane :)

Ağustos 24th, 2011

Bu yazımı sadık takipçilerimden ve tanıdığım en  büyük Lee Min Ho hayranı olan Harang-Besra’ya adıyorum :)

Image and video hosting by TinyPic

Bir aktör düşünün gözünüzün önünde büyüyor. Hem oyuncu olarak hem de genç bir erkek olarak. Boys Before Flowers’dan bugüne Min Ho kendini o kadar geliştirdi ki; her dizisinde bir basamak yukarı çıkıyor. Hiç gerilemiyor, hep daha iyi iş çıkarıyor oyuncu olarak.

City Hunter pek çok Kore dizisinde olduğu gibi Japonca bir mangadan uyarlanmış. Mangaka Tsukasa Hojo uzun bir süre dizi tekliflerini reddetmiş çünkü eserinin ekrana olabildiğince mükemmel yansımasını istiyormuş. Muhakkak istediği meblağda yüksek olduğundan,Japonlar bu talebi karşılayamamıştır. Bunlar benim kişisel fikirlerim elbette. Yazarın dizi çekimine izin vermesinde Lee Min Ho şekerinin payı da büyük deniliyor :)

City Huner yani Şehir Avcısı kendi halinde görünen bir dedektifin büyük şehirde suçla mücadelesini anlatıyor. Kendisi son derece çapkın,kadınların gözdesi olan Yoon Sung yıllar önce annesinden koparılmış, bir süre Taylandda yaşamış ve babasının en yakın arkadaşı, ilk gençlik yıllarında baba bildiği adam tarafından yetiştirilmiş. Gerçek babası ve 5 asker arkadaşı taşıdıkları önemli sır yüzünden öldürülmüş. Net hatırlamıyorum… Neyse Yoon Sung yıllar sonra Kore’ye geçmişin intikamını almak için dönüyor.

Bir dizide Lee Min Ho olur da duş sahnesi olmaz mı? Olamaz mıııı olabilirrr ha ha :))

Başkanlık ofisinde göreve başlayan Yoo Sung burada Kim Na Na ile yakınlaşıyor. Aslında Min Ho olmasaydı pek de izlemeye değer bulacağım bir dizi olmazdı City Hunter. O yüzden olay örgüsünü detaylandırmak istemiyorum. Ben en iyis bolca resim koyayım :)

Kim Na Na annesini bir trafik kazasında kaybetmiş. Aynı kazada babası komaya girmiş ve yıllardır hastanede olana babasının bir ümit uyanmasını bekliyor. Part-time işlerde çalışarak geçimini sağlamaya çalışıyor. Lee Yoo Sung ile de bu şekilde karşılaşıyorlar. Klasik ‘aşk tesadüfleri sever’ :P durumu. Bu oyuncuyu ilk kez bir ödül töreninde görmüş ve kocaman gülümsemesi ile çok güzel olduğunu düşünmüştüm. Sonra SSK Skandal dizisinde izledim. Bu güzeller, güzeli kızı erkek olarak görmek saçmaydı. Neyse son gelişmelerden haberiniz vardır. Kendisi bu dizide beraber rol aldığı biricik Lee Min Ho’muzla berabermiş. Bence sakıncası yok :D Kız tatlı, yetenekli de. Abuk, sabuk biri ile olacağına bu kızla olsun Lee Min Ho. Bu arada kendisi her daim ilk üçümdedir ;)

Bu sahnelerde gerçeklik payı olabileceği kimin aklına gelirdi :)

Yani izleyin bu diziyi anlatmayacağım daha fazla. Olay sadece ikisi arasında geçmiyor ama son gelişmelerin ışığında düzgün bir tanıtım yazısı yazamadım üzgünüm. Eh sizde mazur görün canım. Sevinmiş olabilirim ama şaşırmadığım anlamına gelmez :D Bu arada kuzum eline silah hiç yakışmıyor belirteyim istedim.

Lee Min Ho ile bir fincan kahve :D

Aralık 11th, 2010

Bu soğuk günlerde içimizi ısıtsın diye, Lee Min Ho’nun elinden bir fincan kahve içmeye ne dersiniz? Evet mi? O halde, buyurun buradan yakın, pardon için :D

Personal Taste- Lee Min Hoo Şekeri :)

Haziran 15th, 2010

Image and video hosting by TinyPic

Bu resmi gördükten sonra Spoiler uyarısına gerek var mı? Yok bence. Baştan sona Spoiler vereceğim. Sonra gelip de bana ‘ayy izlemiş kadar oldum’ ‘ah ne güzel tamamını anlatmışsın’ gibi şeyler söylemeyin. Döverim :D Öyle de şiddet eğilimliyimdir :D :D Dizinin konusunu burada anlatmıştım kısaca. Tekrar etmiyorum. Hazır mısınız? Başlıyorum :)

Eğer tek bir cümle ile  özetlemek gerekirse Personal Taste tam bir kız dizisi. Bu cümleden erkeklerin izleyemeyeceği veya keyif almayacakları sonucu çıkmasın. Ama genele vurursak daha çok kadınlara hitap ediyor diye düşünüyorum. Herşeyden önce Lee Min Hoo sadece güzel bir surat değil yetenekli bir genç aktör olduğunu kanıtladı bu dizi ile. Büyümüş benim çocuğum :D Son Ye Jini ilk kez izliyorum ama, abartısız mimikleri, yalın oyunculuğunu çok beğendim. Min Hoo ile kimyası da müthişti. İkisini beraber farklı projelerde görmek istiyor pek çok hayran.

Diziyi hiç bilmeyenler için kısa bir özet geçeyim. Par Gae İn, San Go Je adı verilen babasının inşa ettiği bir evde yaşıyordur. Ev mimari açıdan örnek teşkil ediyor ama yıllarca kimse içeriye girmemiş. Sadece dışarıdan görünen kadarını biliyorlar. Gae İn son derece iyi niyetli ama bir o kadar sarsak ve pasaklı. Sadece işinde çok titiz. En yakın arkadaşı ona ihanet edip, erkek arkadaşını elinden alıyor. Son ana kadar da Ka İn’in bundan haberi olmuyor. Düğün günü damadın kendi sevgilisi olduğunu gördüğünde; Kim In Hee’den duyduğu tek sözcük ‘üzgünüm’ Ama diyor Gae In ‘Bu ancak birinin ayağına bastığında söyleyebileceğin bir şey’ Böylelikle dizinin kötü kadını ve adamı kim öğrenmiş oluyoruz :)

Jin Hoo ile ilk karşılaşmaları ise tabiiki hoş olmaz kural bu bozulamaz. İllaki tatsız başlangıç yapacak çiftler. Bir dizi yanlış anlama sonucu Jin Ho’nun gay olduğuna inanıyor ve onu ev arkadaşı olarak alıyor. Dahası iş arkadaşını da sevgilisi zannediyorlar ve komedi başlıyor. Jin Hoo’dan daha kurnaz olan arkadaşı bu oyunu abartılı gay tavırlarıyla sürdürüyor. Biraz fazla karikatürize edilmiş gibi geldi bana yine de komik :) Yong Ra’nın (Ka in’in diğer en yakın arkadaşı) unni, unni diye peşinde koşması çok şirin.

Aslında klişelerle ilerleyen bir dizi ama oyuncuların, romantizmin seyrine kapılıp fazla da kurcalamıyorsunuz bu neden böyle diye. In Hee, Ji Hoo ya sonuna kadar asılıyor ama kesinlikle yüz bulamıyor. Neredeyse ya benimsin ya toprağın diyecek kaltak :D Kişi kendinden bilirmiş işi mantığıyla, kendi art niyetini, sevgisizliğini Ka İn’e yüklüyor. Sürekli iyiliğini sorguluyor bu kadarı da olamaz diye.

In Hee ne kadar itici ve sevimsizse. Patronu Choi Don Bin o kadar asil ve beyefendi bir adam. Kendisi de ‘özel’ biri ama o kadar zarif ki. Eğer sözlükte asaletin bir isim karşılığı olsaydı, kesinlikle Don Bin olurdu. Sevgisine karşılık bulamadığında bile çirkinleşmeyen, elindeki gücü en adil şekilde kullanan sağduyusu yüksek bir insan. O kadar hüzünlü bakıyor ki, empati kuramayan varsa bile hüznünü, hayal kırıklığını kalbinde hissediyor.

Jin Ho ve Ka In’inin birbirlerine aşık olmaları çok uzun sürmüyor. Bunun öncesinde Ka İn’in eski sevgilisi Chang Ryul’dan intikam alması için Ka İn’e yardım ediyor Jin Hoo ama bu sırada kendisi de kıza karşı bir şeyler hissetmeye başlıyor. Kıskanıyor Chang Ryuldan. Anlaşmalarına göre, Jin Hoo ‘Game over’ (oyun bitti dediğinde) herşey biter diyor Ka İn.

Veeeee Oyun bitti :D

Bizi fazla sürüncemede bırakmadan bir-iki bölüm içinde çiftimizi kavuşturuyorlar. O kadar tatlılar ki bir aradayken. Romantizmi, aşkı, şefkati hatta şehveti çok doğal ve inanılmaz bir güzellikte yansıtıyorlar izleyiciye. Dahası Kore dizilerinde alışık olmadığımız dudak değdirip çekmeden öteye giden gerçek bir öpüşme sahnesi ile seyirciyi mest ediyorlar. Tabii Pembe dizilerle büyümüş bir neslin çocuğu olarak beni pek tatmin etmedi bu öpüşme sahnesi ama Kore dizilerini baz alırsak, Coffee Prince’den sonraki en iyi öpüşme sahnesi diyebilirim. La Fea Mas Bellada Fernando ve Lety kadar tutkulu değildi :D ama olsun.

Çok da güzel bakarmış :)

Yine Kore dizilerinde alışık olmadığımız şekilde Ka İn kendi fiziksel arzularının farkında bir kadın karakter. Kadını çizgi fim kahramanı şeker kız candy modunda göstermeyen ender dizilerden Personal Taste. Yani Jin Hoo ne kadar istiyorsa Ka İn’i, Ka İn de o kadar istiyor ama cesaret edemiyor. Sizi resme boğmak istiyorum :)

Gum Jan Di yi canlandıran Goo Hye Sun ve Lee Min Hoo arasındaki kimya hayranlar tarafından çok benimsenmiş olmalı ki bir kısmı Son Ye Jin yerine onu görmek istediklerini söylüyordu forumlarda, bloglarda. BOF gençlik dizisi olması sebebiyle bu kadar dolu, dolu romantizm görememiştik. Hatta tek gerçek öpüşme sahnesi olması gerekenden daha tutkulu diye kesilmiş. Lee Min Hoo’nun dönüş projesi olan Personal Taste reytinglerde %20 yi aşamasa da kendi izleyici kitlesini oluşturmayı başaran bir yapım. Oyuncuların her biri çok başarılı performans sergilemişler. Dizi de Min Hoo’nun giydiği pantolanların kısalığından şikayet eden çok kişi vardı ama Chang Ryul karakterinin giyim tarzı daha vahimdi bence. Modaymış kısa paça pantolanlar Korede :) Kim Ji Suk da dizi biter bitmez askere gitti. Çok şekermiş aslında, dizide anlamadık.

Bu arada bakın, bakın ‘Kim’ var burada :)

Dizi daha önce Ju Jin Hoon ve Yoon Eun Hee  projesi olarak  planlanmış fakat daha sonra iptal olmuş. Bu yüzen Yoon Eun Hee konuk oyuncu olmayı kabul etmiş. Jin Hoo’nun eski sevgilisi rolünde görüyoruz kendisini :)

Son olarak izlemeniz gereken bir dizi diyorum. Romantik, sevimli ne bileyim sadece Lee Mi Hoo için bile izlemeye değer. Hani Aktörlerin üstsüz sahneleri için fan servis derler ya; bence Ka İn ve Jin Hoo’nun romantik sahneleri fan servis diyerek, sizi güzel çiftimizin fotoğraflarıyla baş başa bırakıyor ve huzurlarınızdan çekiliyorum :)


Güzel Gülen Yakışıklı Adamlar : )

Nisan 28th, 2009

Dünyanın dört bir yanından güzel gülen, güzel bakan yakışıklı oyunculardan bir slideshow derledim. Hepsi çok yakışıklı hepsi GAMZELİ :)

Valentino Lanus: Meksikalı Oyuncu, eski bir model. Sevgilisi Kolombiyalı bir manken. Yetenekli ve yakışıklı. Menajeri de dünya tatlısı bir adam.

James Van Der Beek: İlk göz ağrım Dawson’ım  kendisi gibi oyuncu Heather McComb ile (2003) ile evli ve çok mutlular. Hollywoodun kirletemediği güzel insan.

Jaime Camil:  La Fea Mas Bella dizisi ile tanıdığım Latin ateşi. Fazla söze gerek yok biyografisi blogda mevcut.

Mehmet Günsür: Gururumuz mu desem : ) Türk olduğu için ne kadar mutluyum mu desem :) Burada gül gibi Türk kızları dururken (misal ben ha ha ha;) gitti elin İtalyanıyla evlendi, bir de oğlu var. Allah daha da mesut etsin ne diyelim.

Kim Bum: Çıtır çerez. F4 ün çapkın Yi Jungu gerçek hayatta çok masum ve çok tatlı.  Yaşına göre oldukça olgun ve kariyerinin başında yetenekli ve parlak bir genç.

Lee Min Hoo: Avusturalyada bile kendine hayranlar edinmiş ve resmi  sitesi yoğun ilgiden çökmüş olan oyuncu. Bu yakışıklı da bana göre çok genç. BBF dizisinden sonra fiyatını ikiye katladığı söyleniyor. Bir kozmetik firmasının yüzü. Pek çok reklam filminde rol almaya başladı. Çok yetenekli, çok genç ve çok yakışıklı.

Lee Seo Ji: Gamzeli gangster, Kral Yi San öldüren bakışlara ve muhteşem bir gülüşe sahip oyuncu. Şu an için sevgilisi yok. Bizde bunun için hiiç üzgün değiliz. : )

Josh Hollaway: Türkiye’ye gelişi olay olan, Türk erkeklerini kıskançlıktan deliye döndüren, dünayı kasıp kavuran Lost dizisinin yakışıklısı. Sarışınlığın yakıştığı ender adamlardan biri. Evli ve sanırım çok yakın zamanda baba oldu.

Hyun Bin: Bir başka güzel gülen Koreli. My Name İs Kim Sam Soon dizisi ile tanıdığım yakışıklı oyuncu. Kız arkadaşı da kendi gibi ünlü bir oyuncuymuş.

Alejandro Tous: İspanyol oyuncu. Kendisini Çirkin Betty’nin İspanyol versiyonu olan Yo Soy Bea dizisindeki Alvaro karakteri ile tanıdım. Alvaro’dan nefret ettim ama Alejandroyu çok sevdim. Dizideki rol arkadaşı (Bea/Betty) Ruth Nunez ile beraber. Çok aşık görünüyorlar.

Stefona Acrosi: Muhtemelen adını yanlış yazdım. Cahil Periler filmi ile tanıdığım İtalyan aktör. Dünyanın en güzel kadınlarından Fransız model Leticia Casta ile nişanlı. Bir çocukları var ikincisi de yolda. Sırf gülüşünü görebilmek için filmdeki kapı açma sahnesini tekrar tekrar izlediğim insan.

veeeeee GONG YOO: O gülsün ben sadece onu seyredeyim dediğim adam. Gülünce etrafına ışık saçan, günümü aydınlatan yakışıklı. Keşke böyle bir sevgilim olsa dediğim insan. Sadece Coffee Prince dizisinde ki karakterine değil kendisine de ayrıca hayranım. Gel Koreye yerleş dese bir dakika durmam giderim. Tanımayana hiç üzülmem bir rakip eksilir : ) ama tanıyıpta sevmeyen varsa gözüme görünmesin.

Boys Over Flowers Final/Bu Çocukları Seviyorum

Nisan 5th, 2009

Image and video hosting by TinyPic
2 aylık macera sonunda bitti. Tek söyleyebileceğim bu çocukları çok özleyeceğim. Bir de çok şükür çekimleri sağ salim tamamladılar. Hiç bir dizide oyuncuların başına bu kadar çok kaza, aksilik gelmemiştir sanırım.

Final hakkında yorum yapmak istemiyorum çünkü beğenmedim. Çok gelişi güzel olmuş. Ben çok daha  anlamlı F4’ün görkemine yakışır bir final beklerdim ama bu da fena değildi. Şimdi ne anlatsam spoilera girecek sadece şunu  belirtmek istiyorum; Kore versiyonu oyunculuk ya da kurgu olarak değil belki ama görsel olarak hem Tayvan hem de Japon versyionunu ikiye katlar.

Başından beri söylüyorum bu çocukların yüreği sevgi dolu ve bu sevgiyi de birbirlerinde buldular. Gu Jun Pyoo Jandinin aşkıyla sakinleşti hatta ehlileşti :) bu çocuğun sevme kapasitesi beni başından beri şaşırtmıştır.  Le Min Ho çok genç ama çok başarılı bir oyuncu. Rolü alıp götüren aktörler vardır ya işte onlardan. Gu Jun Pyoo’nun öfkesi, kırgınlığı, kızgınlığı, kibri, aşkı  Min Hoo’nun gözlerinden bize geçti. Bir de şu gömleksiz t- shirtsüz sahneler vardı ki tam bir göz ziyafeti : )

Image and video hosting by TinyPic

Ji Hoo beyaz atlı prens olarak bütün bir dizi boyunca Jandi’nin kurtarıcısı oldu. İçim acıdı resmen onu o hallerde görünce. Yine bir ikileme düştüm her ne kadar Ju Pyoo çok sevsem de kalbimin bir tarafı Jandi ve Ji Hoo yu çift olarak görmek istedi. Tabiiki bu gerçekleşmedi zaten olmayacağını baştan beri biliyordum ama bu Ji Hoo için üzülmeme engel değil. Jandi’nin acil durum çanı ne zaman çalsa Ji Hoo yardım etmek için oradaydı. Son bölümlerden birinde Jandi’nin ona yine ihtiyacı olduğunu hisseti ve yakınında olmamasına rağmen onu buldu. Şaşkınlık içindeki Jandi ‘Senin burada ne işin var? Diye sorunca. ‘Onu duydum, acil durum çağrını duydum. Bu sefer duyamayacağım diye çok endişelendim, gecelerce uyanık kaldım’ diyor ve beni benden alıyor. Kim Hyun Joon oyunculuğuyla ilgili çok fazla eleştiriye maruz kaldı ama bence rolün altında başarıyla kalktı.

Her ne kadar Ji Hoo ve Jan Di ruh eşi olsalarda bir arada olamadılar. Senaristler Ji Hoo’yu  Jandi’nin ilk aşkı ve her daim koruyucusu ve en yakın arkadaşı olarak konumlandırdılar. Aralarında ki özel bağı bu şekilde açıkladılar sanırım.  Ju Pyoo Jandi’yi ancak onunla görmeye dayanabilirdi. Jandiyi mutlu edebilecek -kendinden başka tabii- tek insan arkadaşıydı onun gözünde.  Sevdiği kızı bırakmanın düşüncesi bile onu deli etse de.  Sadece ve sadece Ji Hoo ile beraber güvende olabilirdi biricik Jandi.

So Yi Jun’ga  gelince o da geçmişi ile barışarak kendine ve Ga Eul’ a yeni bir sayfa açmak için şans verdi. Ne yazık ki hayranların çok istediği öpüşme sahnesi gerçekleşmedi final bölümünde. Dizide bir aşk hikayesi anlatıldığı halde pek fazla fiziksel yakınlaşma olmadı. Bir de KBS sanırım anket düzenlemiş ‘Dizide çok mu fazla öpüşme sahnesi var sizce’ diye.  Şaka yapıyorlar sanırım. Amerikan dizilerinde neler,  neler oluyor. Hadi o başka bir kültür diyelim ama diğer Kore dizilerinde de ‘gerçek’ öpüşme sahneleri gördüm ben. BBF de sadece Jandi ve Ju Pyoo’nun dudakları birbirine değdi bir kaç kere hepsi bu. Bir de çok şeker bulduğum bir durum var ki oyuncular öpüşme sahneleri çekerken utanmışlar biraz. Her ne kadar kulağa amatörce gelse de hala bir şeylerin, birilerinin saf kalabildiğine dair bir işaret. Elbette oyuncular çok genç daha ve zamanla bu duruma alışacaklar ama yine de çok sevimli.

Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic

Son olarak dizinin gidişatı içinde bireysel hikayesine pek yer verilmese de Won Bin F4 ün olmazsa olmazıydı. Hele arada ‘Yoo what’s up guys’  gibi sarfettiği İngilizce cümleler fenomen oldu. Aksanının sevimliliğinden bahsetmeye bile gerek yok. Arkadaşları için herşeyi yapabilecek kadar onlara bağlı ve sadık Woo Bin benim de hayalini kurduğum türden bir dost.

Bu arada hep erkeklerden bahsederken dizinin sevimli ve güzel aktristlerini de es geçmemek lazım. Kim Seo Eun (Ga Eul) 20 yaşında ve şeker kıvamında bir kız. Ge Eul karakteri için mükemmel bir seçim olmuş. Kim Bum ile aralarında ki kimya ve uyum da çok güzel. Bu yüzden diğer versiyonlardan farklı olarak Yi Jun ve Ga Eul’u bir çift olarak görmek istedi herkes.

Gu Hye-su (Jandi) 25 yaşında ve Lee Min Hoo’dan ve Woobin hariç diğer oyunculardan 3–4 yaş büyük. Set arkasında kıza ‘nona’ diyorlarmış. Umarım bu sadece Korelilerin saygısındandır. Eğer o ‘Nona’ ise ben ‘Ajumma’ falan olurum her halde :) En büyük oyuncu bile benden küçük :( Gu Hye-su Jandi rolünde çok başarılıydı ve çok güzel gülen bir kız. Hep söylüyorum içten bir gülüş kadar insanı güzelleştiren başka bir şey yok.

Image and video hosting by TinyPic

Jan Di’nin Ju Pyoo’ a dediği gibi ‘Sen sevgi dolu ama yalnız bir adamsın’ F4 ün bütün karakterlerine uyabilecek bir cümle bence bu. Bir kez daha söylüyorum,  bu çocukları çok sevdim Boys Before Flowers izlediğim en sevimli dizilerden biriydi. Elbette bir takım aksayan yönleri oldu ama herşeye rağmen  başarılı bir yapım olduğunu düşünüyorum.

Uzun lafın kısası her güzel şeyin bir sonu vardır ve her son yeni bir başlangıçtır. Bundan sonra F4 ün oyuncularını yeni projelerinde takip edeceğim.