Heirs – Lee Min Ho İlk İzlenim-

Ekim 24th, 2013

SPOİLER İÇEREBİLİR HATTA DİREK SPOİLER :)

Uzun zamandır beklenen Lee  Min Ho dizisi sonunda başladı. Min Ho sevenler olarak pek mesuduz :) İlk iki bölümü Hikaru hem özetledi hem de araya yorumlarını kattı. Okumadıysanız hemen gidin buradan okuyun. Ben hala Lee Min Ho ve Yoon Eun Hee’nin bir dizide beraber yer almasını bekliyorum. İSTİYORUM! O zaman tam süper olacak inanıyorum :)

Şimdi 2. bölümün sonunda Sinemada sözde saklanan ikili, filme dalıyor. Tan uyuyormuş gibi yapsada, kızın öf püf anlamıyorum ki nidalarına dayanamayıp, cümleleri çeviriyor. Bazılarına yorum katıyor bebem. Bölüm sonunda kıza yüzünü dönmüş, soruyor  senden hoşlanıyor muyum? Hımmm şimdi o şöyle oluyor, sen dizini başrol oyuncususun kızda öyle. Ehh mecburen hoşlanacaksınız birbirinizden, sen bakma şimdi o elde edilmesi zoru oynuyor. Hayat zor, aşka yer yok bidi bidi ayaklarında ama eninde sonunda o da sana aşık olacak. Sıkıntı yok yani. Bu 3. bölüm kısa özeti, devamı için Supercelin bloguna alalım sizi.

4. Bölüme geçiş yapıyoruz şimdi. Arkadaşlar hazır mısınız? :P Evet, hazırsınız :)

Havaalanına gelen, dış hatların hemen girişinde Tan ve Racheli görüyor. Rachel çocuğa vantuz gibi yapışmış. Tanda ne yapsın çocuk nasılsa gidecek diye, öylece duruyor. Eun Sang’dan numarasını istiyor. Fakat kızımız söylenecek her şey söylendi. Teşekkürümü ettim, veda sözlerimi söyledim. Geriye kalan bir şey yok diyerek, telefon numarasını vermiyor. Tan’ı üzüyor bu durum. Ahh canımmm üzülme sen diyorum yola gelecek… Nuna dediydi dersin  :)

Uçakta, Eun Sang ile karşılaşan Rachel, yeniden karşılaşabiliriz Alimallah bilgilerin ben de olsun minvalinde gıcık bir konuşma yaparak, kızın elindeki bilgi formunu alıyor. Ya işte 2. kadın ya her türlü gıcıklık yapacak. Tam mutlu olmaya başladıklarında araya girerek, sorunlara yol açacak. Zarar ziyan bir karakter işte.

Neyse Kore ülke sınırlarına ayak basıyorlar. Racheli Tanı’n eski arkadaşı, Rachelin müstakbel üvey kardeşi Choi Young Do karşılar. Bu karşılamanın zorunlu ve gönülsüz olduğunuda belirtmek gerek. Bunlar birbirlerine laf sokarak, evlerinin yolunu tutsun, bizim Eun Sangı kimse karşılamaz tabii.

Evine döndüğünde bomboş bir daire ile karşılaşır. Öğrenir ki annesi yatılı hizmetçi olarak kalmaya karar vermiş. Evin depozitosunu da meğer ablasına vermiş. Acıların kızı ya… :P

Bu arada Heechul konuk oyuncu olmuş diziye. Bizim köyün delisi kontenjanındandır kendisi.

Neyse efendim o oluyor, bu oluyor… Amerika’da yalnızlıktan sıkılan Tan yurduna dönmek istiyor. Yeter bu hasretlik, bitsin bu gurbet diyerek. Tek bir bavul ve sırt çantası ile temelli dönüş yapıyor. Gidişim suskun oldu ama dönüşüm muhteşem olacak dercesine, Kore’ye doğru yol alıyor. Her zamankinden daha şık ve yakışıklı görünmesi de üstüne bonus oluyor :)

Tan Kore’ye döner dönmez ağabeyini görmek istiyor. Ama umduğu gib karşılanmıyor. Ağabey neyin kinini tutuyorsa artık. Sürekli bir atar, sürekli bir kaba davranma halinde Tan’a. Tan eve geliyor, annesi tarafından sorgu suale tutuluyor :) Hemencecik Eun Sang’ın verdiği Derams Catcher mı ne onu asıyor odasında. Ahhh bebeğim benim :)

Arada başka karakterlerde var elbette. Onlarla da ilgili şeyler oluyor. Mesela Eun Sang’ınen yakın arkadaşı Chan Young ve onun kıskanç sevgilisi Bona çok şekerler :) Ben özledim, hayır ben daha çok özledim gibi klişe olsa da ilişkileri son derece sevimliler. Muhtemelen dizinin gerçek anlamda sorunsuz ilerleyen tek çifti kendileri olacak.

Baba oğulun şeflere taş çıkartan performansıda görmeye değer. Kız diyor meğer evde yemek yiyelim dediğinde bunu kastediyormuşsun. Süper değil mi?

Neyse Tana dönelim. Günlerini evde görünmez bir şekilde geçirmesi söylenen Eun Seung denileni yapıyor vede bu durum farkında olmadan Tan ile aralarında bir köşe kapmaca yaşamalarına sebep oluyor. Biri eve girerken diğeri çıkıyor. Biri  çıkarken diğeri içeri giriyor gibi. Tan şüpheleniyor durumdan ama pek ihtimal vermiyor tabii. Bir akşam otururken, evin içinden gelen sesler dikkatini çekiyor. Korku filmi sesleri. Bir kalkıyor, bakınıyor sağa sola ama bir iz bulamıyor.

Bu arada sana kırmızı çok yakışıyor :)

Bir türlü rastlaşamayan ikilinin durumu sonunda Tanın şüphlerinin doruğa çıkmasına sebep oluyor. Soruyor anasıgile :) Kim var bu evde bizden başka diye. İşte adını doğru teleffuz edemediği hizmetçinin kızı var sen yaşlarda diyor annesi hanım :)  Tan nihayetinde emin olmak için kıza kendi hesabından mesaj atıyor. Malum telefonundan giriş yapmıştı. Çıkmadı ya kızın hesabından bir türlü. Neyse…. Kız da su içiyorum diye cevap veriyor… Buraya alacakaranlık müziği hayal edin. (Vampir olan değil Tv korku klasiği olan) Veeeeeee kızı kendi yaşadığı evin mutfağında görüyor. Girmek ve girmemek arasında kapı eşiğinde kalakalıyor. Aralık kapıdan kızı seyrederken bölüm bitiyor.  Ben de bitiyorum :p

Sevgili Hikaruu’nun  önerisi ile gerçekleştirdiğimiz bu mimsi, özeti yada özetimsi mimi sonlandırıyorum burada. Ayyyy ne zormuş :) 5. bölümü isteyen Piknik Yapan Kıza  gönderiyorum. Kolay gelsin :)

Scent Of A Woman / Kim Sun Ah ROCKS

Ekim 13th, 2011

Image and video hosting by TinyPic

Scent Of Woman aynı adı taşıyan muhteşem filmden Tango temasını almış fakat başka bir benzerliği yok önce bunu söyleyeyim. Lee Dong Wook’un asker dönüşü ilk projesi olma özelliğini taşıyor. Başlamadan önce güzel bir giriş yapalım :) Wookie askerden döndü dönmesine ama bu sürede boş oturmadığını hayranlarına gösterdi.

Evet bu hoş girişten sonra dizinin konusuna gelebiliriz :)


Photobucket

Lee Yon Jae: 34 yaşında bekâr bir kadındır. 10 Yıldır bir turizm şirketinde çalışmaktadır ve şartlar daha farklı olsaydı bir 10 yıl daha şikayet etmeden çalışabilecek bir yapıdadır. Ancak Lee Yon Jae’nin hayatı kanser olduğunu öğrenmesiyle alt üst olur.

Photobucket

Photobucket

Kang Ji Wook: Turizm şirketinin patronu. Alışık olduğumuz üzere soğuk ve mesafeli. Cheabol olmanın birinci kuralı bu sanırım. :) Ortak iş yapacakları şirketin sahibinin kızıyla nişanlıdır. Anlaşmalı bir evlilik planlıyorlar. Lee Yoon Jae ile Okinawa’da karşılaşır. Aralarında bir elektriklenme olur.

Photobucket

Im Se Kyeong: Kibirli, agresif, egosu yüksek. Birini sevmiş  geçmişte ve beklemediği bir şekilde kalbi kırılmış. Lee Yoon Jae ile yolları bir proje dolayısıyla kesişir. Tahmin edebileceğiniz üzere hiç de hoş bir karşılaşma yaşamazlar. Dizideki cadı kontenjanın dolduruyor kendisi :)

Photobucket

Choi Eun Suk: Lee Yoon Jae’nin çocukluk arkadaşı, onkoloji doktoru. İşinde iyi olmasına karşın empati ve sempatiden yoksun bir adamdır. Hiç bir duygu belirtisi göstermeden hastaya öleceğini söyleyebilir. Acımasız olmaktan ziyade, fazla direk, düz mantık olarak değerlendirelebilir. Meğer aşıkmış Yoon Jae’ye hiç söylememiş.

Lee Yoon Jae sadece 6 aylık ömrü kaldığını öğrenince bugüne kadar biriktirdiği bütün paraları harcamayı göze alarak, önce bir tatile çıkıyor. Takdir edilmediği, saygı duyulmadığı işyerinden istifa ediyor üstelik. Daha kötüsü olamaz diye düşününce sakin bir ruh haline bürünüyor elbette.

En başta Queen Latifah- Holiday in Romance tarzı bir dizi zannettim. Birinci bölüm boyunca, bir yanlışlık olduğunu anlayacaklar ama bir şekilde Yoon Jae’ye söyleyemeyecekler diye bekledim. Öyle olmadı. Kim Sun Ah’yı bugüne kadar hep romantik komedilerde izlediğim için belki böyle bir beklenti içine girdim. Neyse ki her işte olduğu gibi Kim Sun Ah bu rolün de üstesinden başarıyla gelmiş. Muhteşemdi.

Hoyratça kullandığımız zamanların, kırdığımız insanların, yarına ertelediğimiz isteklerin, telafisi olacağını düşünürüz çoğu zaman, peki ya bir yarın yoksa? Yoon Jae kendine ölmeden önce yapılacaklar listesi hazırlıyor. Bunların arasında: Aşık olmak, seyahat etmek, annesini yeniden evlendirmek, tango öğrenmek, kendisini üzenlerden intikam almak ve sonunda sevdiği adamın kollarında gözlerini yummak var.

Her normal Kore dizisi gibi bu da çok eğlenceli başladı. Üstelik prodüksiyona ciddi para harcadıkları belli. Japonya’ya gidip çekim yapmak para istiyor. Öyle iki cafe, bir kuleyle olacak iş değil :) Artı çekim kalitesi çok yüksek. Ekranda oyuncuların vücudundaki her türlü detayı-kusuru görebiliyorsunuz. Biraz sonra açıklayacağım :) Bu arada çiftimiz bu seyahatte ‘tanışıyorlar’

Yoon Jae’nin babası da kanserden ölmüş bu yüzden annesine söylemekte çok zorlanıyor. Dram deyince insan bir geri çekiliyor, zaten çok üzücü olan bir konuyu bir de daha acıklı hale getirmeleri ihtimali var. Ama Scent Of Womanda ajite etmemişler. Tepkileri çok insani buldum. Gerçi ben olsaydım ne yapardım bilmem. Hastalık korkunç bir şey olsa da, Lee Yoon Jae’ye yapmak istediklerini gerçekleştirmek, aşkın peşinde koşmak için cesaret verdi.

Cesaret veren bir diğer unsur da, hastane arkadaşı bu şeker kız :) Kanser hastası olmasına rağmen her zaman neşeli, hayat dolu ve etrafa pozitif enerji saçan bir kız. En zor anlarda bile gülümsemeyi başarmasıyla, Lee Yoon Jae ye ölmediğin sürece hala bir umut olduğunu gösterdi.

Tango öğrenmekten bahsetmişken bir sahne var ki of of of yüzlerce sevişme sahnesine bedel. İngilizce forumlarda ‘smoking hot’ sözcükleri dolanıp duruyordu. Gerçi yakın çekimlerde Kim Sun Ah’nın bacaklarında alınamamış kısa tüyleri görmeseydik daha iyi olurdu ya neyse :)

Photobucket

Üşenmedim video da koydum sırf sizin için :)

Senin iyiliğin için senden vazgeçiyorum tripleri de vardı. Bir arada olamayız ama ayrı da kalamayız halleri de. Tango sahnesi de bunuın en belirgin örneği. Belki de bugünü yaşamak  ve anın değerini bilmek gerektiğini vurguluyor. Ben bu diziyi çok sevdim. Hatta sonunu da beğendim. Gerçek dışı bir şekilde, ‘sonsuza kadar mutlu yaşadılar’ da denmez. ‘Kader ağlarını ördü de’  Scent of  Womanı sevmemde bir başka etkense, olayları kalbinizi paramparça edecek şekşilde yansıtmamaları. Bunun aksine çok sevimli, gülümseten sahneler çoğunluktaydı.

-Sana bir hediyem var:

-Ne?

-Ben :)

Durum zaten kendi başına üzücü bunun üzerine zaten açık olan bir yaraya tuz basarak, üstüne bir de bıçakla deşercesine izleyicinin duygularıyla oynamamın mantığı yok. Oyunculuklar zaten mükemmel. Tek derdim Kim Sun Ah neden bu kadar zayıfladı? NEDEN?? :) Yapma bunu bize Sun Ah -şi sen ki hafif balık etli kadınların sığınağıydın :)

Dizi boyunca canı sıkıldıkça, üzüldükçe, bunaldıkça, bölüm reytingleri düştükçe duşa giren Lee Dong Wook bu kadar kasmış madem, onunla noktalayalım yazıyı. Maksat halka hizmet, başka bir niyetim yok  ;)

Photobucket

Hayatın değerini bilmekle ilgili dersler çıkarabileceğimiz Scent of Woman’ı izleyelim, izletelim… İzlemeyenleri sağda, solda diziden övgü ve beğeni sınırları aşan sözcüklerle bahsederek özendirelim, merak etmelerini sağlayalım. Yine işe yaramazsa Lee Dong Wook duştan çıkmıyor diyelim garanti olsun :)

Secret Garden / Büyülü Bahçe -devam-

Mart 6th, 2011

Yazının ilk bölümü için tıklayın.

Kangdonnim ikinci karakter olarak yine hüzünlü bakan, kızı koruyup kollayan ama ASLA elde edemeyen ‘second lead syndrome’ sürükledi oyuncu mu donuktu? Yoksa karakter mi öyleydi çok karar veremedim. Ama Philipe Lee yüzünde neredeyse 0 mimikle oynadı dizi boyunca. Hyun Bin kadar olmasa da kendisi de hoş bir abimiz daha çok aksiyon sahnesinde görmek isterdik kendisini :D

BURADAN SONRASI YÜKSEK DOZDA SPOİLER İÇERİR

Diziye bayıldığımı zaten söyledim. Fakat çok fazla mantık hatası da vardı içinde. Ben mantıksızlığın bile kendi içinde bir mantığı olması gerektiğini düşünürüm. Tamam, mistik bir olaydı ve vücut değiştirme olayına inandık. İyi güzel de maksadı neydi bunun? Empati kurmak? Gil Raimi tehlikeden korumak? Komedi unsuru olarak şahaneydi oyunculuklar çok iyiydi. Kim Ji Woo’nun Raim bedenindeki halleri çok komikti ama Oska ve Ra İm ilişkisine verdiği tepkiler, kıskançlıkları çok daha şekerdi bence. Peki Gil Raim’e ne demeli erkek arkadaşın ölümlerden dönmüş sen hala kaçırdığın seçmelerin derdindesin. Afferdesin ama salak mısın sen? :D :D

 

Kim Joo Woon’un sözleri hep çok mantıklı, fazla net, fazla direk aynı küçük bir çocuk saflığında yine de kendi ile cebelleşmesi, cadı annesine bile bu düşüncelerle resti çekmesi; aşkının gücünü ve kararlığını gösteriyor.

‘Biliyorum en az bir kere pişman olacağım ama pişman olsam bile hayatımın sonuna kadar o kadınla pişman olarak yaşayacağım’

Bu resimlerin altına söylecek bir sözüm yok. Çok şeker görün istedim.

Eşofmanları tek, tek elleri ile işleyen İtalyan ustaya selam olsun :)

Beni 5 dk bile düşünmüyorsun. Bunu söylerken sitem, umut, beklenti vardı sözcüklerinin altında. Ben seni düşünmekten iş yapamıyorum. Sen nasıl beni 5 dk bile düşünmezsin.

OSKA-SEUL: Birbirlerini tamamlayan bir ikili, ego savaşı, yanlış anlaşılmalar yüzünden sekteye uğrayan ama bitmeyen bir aşk onlarınki. Seul’ün ve Oska’nın annesinin sprey nemlendirici üzerinden bir bağ kurabilecekleri kimin aklına gelirdi? Tea Sun geldi ve gitti, Oskaya olan aşkını kalbine gömerek, bu konuda fazla da olay yaratmayarak gitti.

Kadın izleyici ekran karşısında eriten bir kaç sahne YORUMSUZ :D

5 yıl ve 3 çocuktan sonra birbirlerine ilk günkü hatta ilk günkünden daha çok aşık olmaları bile bunun bir peri masalı olduğunun kanıtı : )


Bu diziye dair sayfalarca yazı yazabilirim. Ben çok ama çok sevdim. Her bir karakteri özenle işlenmiş, yazılmış. Yalnızca ana konuya takılı kalmayıp, dizideki yan karakterlerin bundan bağımsız hikâyelerine de yer verilmiş. Tıpkı Coffee Princedeki gibi. O yüzden ondan sonra en sevdiğim Kore dizisi olarak arşivimde yer alacak.

Oyunculuklar hele, Oskayı canlandıran aktörü zaten çok beğenirdim oyuncu olarak garip bir karizması var. Bu dizide Oska rolü ile bir kere daha gönlümde yer etti. Ha Ji Won’u tanımazdım, Hyun Bin ile iyi bir ikili olmuşlar. Seul süperdi. Hele Hyun Bin’in asonsör sahnesi izlerken, resmen bende nefes alamadım. Bu nasıl bir oyunculuktur yarabbim. Pek çok kişi bu satırları okurken, o çoktan askerde olmuş olacak.

Secret Garden, bir değil birden fazla sahnesiyle, replikleriyle, OST müzikleri ile, gerçek ve hayal dünyası arasında kurduğu garip dengeyle hep hatırlanacak bir dizi olacak. Masallara getirdiği post modern yorum da cabası :) Beğenmeyenler utansın diyorum o derece :) Hatta o beğenmeyenleri ifşa edelim ve topluca kınayalım :D Dışlayalım hatta ha ha ha. Yok, o kadar da değil :)

Son olarak izlerken benim aklımda çalan şarkıyı sizlerle paylaşıyorum. Özellikle Osca&ve Seul çifti için Zuhal Olcay’dan geliyor; ‘Ayrılıkta sevdaya dahil’ :)

Secret Garden / Büyülü Bahçe ve Hyun Bin

Mart 3rd, 2011

Bitti mi? Söyledi mi herkes söyleyeceğini? Sıra bana geldi mi? :P Gerçi herkes yazıp çizebilir ama benim gibi olamaz :P :P Tanrım bugünlerde çok mütevazıyım :P

Secret Garden düş ile gerçeğin, kurgu ile gerçek hayatın müthiş bir şekilde harmanlandığı arada mantık hataları olsa da, keyifle izlediğim, son yılların en iyi Kore dizisi. Aynı zamanda Hyun Bin’in oyunculuğunu taçlandırdığı askere gitmeden ününe ün katan, deli gibi özlenmesine sebep olacak bir yapım olarak kayıtlara geçecek.

Sadece hikâye olarak değil, görsel olarak da son derece ilgi çekici kareler mevcut. Joo Woon ve Oska’nın evlerinin bulunduğu arazi gerçekten, gizli bir cennet bahçesi gibi.

Kim Joo Woon:Söylediği her şey o kadar mantıklı ki bir türlü kızamıyorsunuz. O kibirli, kendini beğenmiş hallerinin altında ki âşık adam ortaya çıktıkça siz de karakter daha bir bağlanıyorsunuz. İltifat ederken bile bir garip :) ‘Miss Kore olamazsın, yara izi yüzünden’ Gil Raime yaşantısına, fakirliğine o kadar uzak ki; onu uzaylı bir komşu olarak görüyor.

Bu fakir, uzaylı komşu kızının kalbini neden böylesi çarptırdığına, neden bir türlü aklından çıkmadığına kendisi de anlam veremiyor.

Alice Harikalar Diyarı Sendromu:
Bu bir akıl hastalığı.
Bir dürbünün yanlış tarafından bakıyormuşsun gibi.
Bir peri masalında yaşıyormuşsun gibi.
İlginç ve acı veren bir sendrom.
Bu sendroma yakalandığıma eminim.
Yoksa neden bu sıradan kızla yaşadığım her an masal gibi geliyor

O bir cemiyet lideri olmasının yanı sıra bir moda ikonu :) Eşofmanları sandığımız gibi basit değil. İtalya’da sadece eşofman üreten bir terzi tarafından dikildi. Her bir pulu tek tek elle işlendi. :)

‘ Pejmürdelik hobin, kirlilikte felsefen mi?’

Beni 5 dk bile düşünmüyorsun

Osca: Tam olarak sönmese de solmaya yüz tutmuş bir yıldız. Her sözü, her hareketi olay. Büyümeyi reddeden bir çocuk var içinde, belki de bu yüzden en sevdiğim karakter oldu dizide. Gil Ra İm ile olan ‘fan-oppa’ ilişkisi çok tatlıydı. Ağzını her açtığında gülmekten yanaklarım ağrıdı. Özgüveni, şirinliği, olaylar karşısında ki düz mantığı beni benden aldı diyebilirim :) Bu oyuncuyu Queen Of Housewifes dizisi ile tanımıştım orada da çok tatlıydı. Oppa sana yaşlı diyenler utansın :D

Yönetmen: Bu parlaklığı biraz azaltmalıyız

OSCA: Ahh bu imkansız gibi görünüyor o parlayan şey benim

Gil Ra Im: Gerek, anne- babasını küçük yaşta kaybetmesi, gerek yaptığı meslek onu biraz erkeksi biraz da şiddet eğilimli yapsa da içinde ki kadını da öldürmemiş. Oska ile karşılaşmalarında ayağını küçük bir kız gibi yere sürtmesi, ‘Beşinci kaburgan, 6. mı olsun’ demesi çok şekerdi :) Ben kızmadım ona, hak verdim pek çok konuda. Tabii bu adam aslında kendi duygularıyla savaşıyor ikisi de bunun farkında ama ilişkilerinin sorunlara yol açacağını da biliyorlar.

Yoon Seul: Oska’nın ruh eşi. Güzel, özgüvenli, iyi eğitimli. Oska ile yıllar önce yaşadıklarını unutamamış her ikisi de hala birbirlerini seviyorlar. Seul kalbi kırık ve âşık bir kadının neler yapabileceğini, aşk ve nefret arasındaki ince çizgide ne kadar hassas bir dengede durduğunu gösteriyor. Bölümler ilerledikçe karakteri daha çok anlıyor, ve sevmeye başlıyorsunuz.

Kim Joo Won’un annesi: Adını hatırlıyamıyorum şimdi. Hangi anne daha kötüydü karar veremedim. Bad Guydaki Madam Shin mi? Yoksa Kim Ji Woon’un annesi mi? Kore dizilerindeki annelerin hepsi mi drama kraliçesi? Aslında bizde de bu tarz tepkiler veren anneler çok fazla. Oğlumu elimden aldın mantığıyla hareket eden, hayatta başka bir uğraşı olmayan sinir krizinin eşiğinde kadınlar bunlar. Allah hepimizi korusun böylelerinden. Amin deyin kızlar yüksek sesle :) :)

Vee yönetmen Im ona daha sonra değineceğim bu yazımın yalnızca ilk bölümü. Yoksa siz bitti mi sandınız? :D :D

Devam edecek ya da to be continued…

My Girl Friend is a Gumiho/Şirin Min Ah

Ekim 15th, 2010

Image and video hosting by TinyPic

SPOİLER VERMEDEN ANLATACAĞIM :) BİRAZ KAÇABİLİR AMA BİRAZ :D

Hımm hastaydım en son hala pek iyi değilim dostlar. Kısa kesmeye çalışacağım o yüzden. Dizi ile ilgili söyleyecek pek bir şey yok aslında. Mutlaka izleyin çok ama çok sevimli. Gumiho efsanesine bambaşka bir bakış açısı getiren My Girl Friend is Gumiho-Kız Arkadaşım Bir Gumiho. Efsaneye göre Gumiho binlerce yıl yaşayabilen bir çeşit iblis*tilki  çok güzel bir kadın görünümünde, bu yönüyle erkeklerin kalbini ‘çalıp’ onları kurban ediyor. Bir efsaneye göre erkeklerin kalbiyle, bir diğerine göre ciğerleriyle besleniyor. İngilizce bilenler buradan bakabilir detayına. Kore’nin en sevilen senaristlerinden olan Hong kızkardeşler bu hikâyeyi almış ve bambaşka bir şey dönüştürmüş. Bu haliyle de efsaneye yeni bir bakış açısı kazandırmışlar.

Image and video hosting by TinyPic

Dramabeans sitesinde, Shin Min Ah için bu dizi ile beraber erkekler kadar, kadınlarında hayranlığını kazandığı söyleniyordu. Hatta ‘Girl Crush’ demişler. Ancak bu Son Kan Ka gibilerin :p gözlerini ışıldatacak tarzda bir şey değil tabiiki. :D :D  Daha çok hayranlık ve o kızın arkadaşı olma isteği :) Valla katılıyorum. Şu kıza hayran olmamak eldemi. KDA ya gelisin buf gif :D

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Bizim Gumiho et delisi olsa da insan etiyle beslenmiyor. En sevdiği et dana eti, sonra domuz, sonra tavuk :) Bir ineği yiyebilir bir oturuşta. Et deyin canını verir o derece et seviyor :) SamShin büyükanne tarafından bir resme hapsedilen Gumiho, Dae Woong’un tesadüfen tapınağa girmesiyle kendini ona serbest bıraktırır. Sonra da karar verir:  ‘Senden hoşlandım seni takip edeceğim’ Popüler bütün dizilerde olduğu gibi bir çeşit anlaşma yaparlar. Mi Ho’nun tilki tılsımını 100 gün boyunca vücudunda tutarsa Mi Ho insan olacaktır. Bu arada Daa Woong da tılsımın getirdiği bütün insan üstü özelliklerden faydalanabilecektir. 100 gün bittiğinde ayrılmak üzere sözleşirler.

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Etin resmi bile kızımızı acıktırmaya yetiyor.

Dizide yan karakterleri pek sevmedim büyükbaba , avcı ve nuna dışında diğerlerinin bir anlamı yoktu benim için. Ama çiftimizi noumu, noumu, noumu sevdim :D

Image and video hosting by TinyPic

Doğa üstü bir varlığımız varsa onun peşinde biri de vardır illaki. Dilinden anlayan, zaaflarını bilen biri. Dong Joo bir avcı. Yıllar önce bir Golbine aşık olmuş. (Ne tür bir yaratık bilmiyorum ama Gumiho gibi değil sanırım) Hüzünlü bir hikâyesi var.

Image and video hosting by TinyPic

Shin Min Ah’ya övgüler dizdik ama Lee Sung Ki de çok şekermiş. İlk kez izliyorum ama oyuncuların kimyaları  müthiş uymuş.  Dizi bildiğimiz kelimelere yenilerini ekledi. Gazoz yerine köpüren su, biftek yerine inek ve eşleşmek-çiftleşmek  vb. :) (anladınız siz onu :p)

Image and video hosting by TinyPic

Mi Ho’dan korkan Dae Wong’un peşini bırakmayan Nuna adı lazım değil :) yoksa yazamadığımda filan değil :D  Mi Ho’yu her türlü rahatsız etsede. Mi Hoo kızla iyi alay ediyor..  ‘Seni lanetliyorum bunda böyle her geçen gün çirkinleşeceksin’

Image and video hosting by TinyPic

Hastanelerdeki hemşire fotoğrafları ile değiştirilebilir bence bu resim :)

Image and video hosting by TinyPic

Kısa keseceğim demiştim artık toparlayayım değil mi? :) O kadar çok sahne var ki görmenizi istediğim. Hiç bir şey anlatmadım farkettiyseniz dizinin ileriki bölümleri ile ilgili. Anlatılınca tadı kaçmaz aslında ama izleyin istiyorum. Ben online seyrettim bilgisayarımda bir sorun var düzelsin, indireceğimde. İzleyelim, izletelim diyorum özetle. Şiddetle tavsiye ediyorum.

Marry Stayed Out All Nigh – Marry Evine Gir Kızım! (Jang Gun Suk’un yeni dizisi)

Eylül 29th, 2010

Öncelikle Marry kızım öyle bütün gece dışarıda gezmeler iyi şeyler değil. Evine git yavrum. Sonra adını çıkarırlar. Kız kısmının öyle gece vakti sokaklarda işi ne :D :D Başına bir iş gelir mazallah. Gerçi Kore güvenli bir yer diyorlar ama belli olmaz yine de :)

Marrye mesajımız verdikten sonra başlayabiliriz :) You are Beautiful ile tanıdığım, tanıdıktan hemen sonra umut vaad eden gençler listeme aldığım ;) Jang Gun Suk yeni bir dizi ile ekranlara dönüyor. You are My Pet olacak diye bekliyorduk bir sonraki projesi ama teknik aksaklıkar olmuş sanırım, bekliyor şimdilik. Amaann banane Gun Seok görelim de gerisi mühim değil :)

Gelelim diziye Mary Stayed Out All Night, aynı isimli manhawadan uyarlanmış. Wi Mae Ri iflas etmiş bir iş adamının inatçı ve aşkta çok da deneyimli olmayan kızıdır. Zor mizaçlı bir rocker olan Kang Moo Kyul ile çıkmaya başlar ama Byun Jung In, isimli yakışıklı, iyi eğitimli ve başarılı başka bir erkeğin resme dahil olmasıyla işler karışır. Peki kim oynuyor bu adamı nasıl biri?

Bir resimle yetinemedim. Neler oluyor bana? :)

Kim Jae Wook  tabiiki :) Bad Guydan sonra yeni gözdemiz olmaya hak kazandı :) Jae Wook, Jung In isimli kan olarak Koreli, zihin olarak Japon ve tarz olarak Amerikalı olan bir karakteri canlandıracak ve aşk üçgenin bir parçası olacak. Merakla bekliyoruz.

Bad Guy/Aslında Poor Guy(Zavallı Adam)

Eylül 18th, 2010

Photobucket

Kim Nam Gil askere gitmeden önce koştur, koştur çekti bu diziyi. O yüzden bir takım aksaklıklar, aceleye gelen sahneler oldu haliyle.

Kötü Adam’ kötülük ve iyiliğin zaman, zaman göreceli olabileceğini gösteren bir senaryoya sahip. Ne anlatsam spoilera girecek ama merak etmeyin sonunu söylemem. Çünkü izlemedim  :) Ne olduğunu biliyorum ama seyretmedim henüz.

Nasıl anlatsam bu diziyi bilmem ki. Kötülüğün kitabını yazmış bir anne. Olan bitenden habersiz bir baba. Kontrol delisi bir abla, şımarık bir kızkardeş, yolsuzluklara adı karışan bir ağabey veee evin asi çocuğu Tea Sung..

Photobucket

Yatacak yeri yok derler ya bazı insanlar için. Bu kadın onlardan biri. Onların kraliçesi hatta :) Yalnızca kendi çıkarlarını ve kendini önemseyen, güç, mevki ve para uğruna yapmayacağı kötülük olmayan kötü yürekli biri. Tipinden belli zaten. Verseler elime bir kaşık suda boğarım. Suya da gerek yok aslında :D

Photobucket

Gung Wook, Başkanın başka bir kadından olan oğlu olduğu düşünülerek Hong ailesi tarafından evlat edinilmiştir. Hem ihaneti, hem de evde kendine ait olmayan bir çocuğun varlığını kabul edemeyen kötülükler kraliçesi; Gung Wook’un kocasının oğlu olmadığını ortaya çıkarır. Bir gece vakti, küçücük çocuğu köpek gibi sokağa atarlar. Aslında insan evdeki beslediği hayvanını bile o şekilde kapıya koymaz. Yıllarca Hong ailesine karşı intikam hırsıyla dolan, Gung Wook ablası kadar sevdiği Sun-young’un, Tae-sung yüzünden intihar etmesiyle, daha da kin dolar.

Photobucket

Jae İn  Bayan Shin‘in galerisinde sanat danışmanı olarak çalışır. Monee’nin arkadaşıdır. Sırf fakir olduğu için nişanlısı tarafından terk edildikten sonra hedefini zengin bir adamla evlenmek olarak belirler. Bana sorarsanız servet avcısı gibi görünse ve de çalıştığı kişilerin hayat şartlarına özense de yine de onurlu bir kız Jae İn.

Photobucket

Hang Tea Sung ailenin asi çocuğu. Çapkın, işe yaramaz, sürekli problem çıkartan… Bir baltaya sap olması beklenen… Halbuki tek istediği biraz ilgi. Kendiyle barışabilse ve huzura erse çok daha olumlu bir karakter olabilecek biri. Çok naif görünüyor değil mi? : )

Photobucket

Jae İn’in zengin koca avı Tae Sung, Gung Wook’un da hedefidir. Bir cam maske olayı üçünün yollarının kesişmesine neden olur.

Photobucket

Yönetmen ve dizi yapımcıları dikkat çekmenin sırrını çözmüş gibi. Bir dizinin içine iki tane birbirinden yakışıklı adamı eklersen ve bu adamlar da sana sevgiye muhtaç kedi yavrusu gibi nemli gözlerle bakarsa, hangi kadın etkilenmez ki? Sorarım size hangisi? :) Gel ben senin göz yaşlarını dindiririm. Ben seni severim hisleriyle izledim ben diziyi. İntikam alırken bile acı çeken, birazcık iyilik görmüş olsaydı kartlarını daha farklı oynayacak bir karakter ve şımarıklığını, isyankârlığını mutsuzluğuna maske olarak kullanan bir diğeri. Kıyamammm kiii :) Kim Jae Wokk resmen rol çaldı dizide. Kendisini daha önce izlememe rağmen hiç bu kadar etkilenmemiştim. Ne yalan söyleyeyim öyle yakışıklı da bulmazdım. Ta ki bu diziye kadar. Heykel gibi bir yüzü var. Aslında ben çok feminen bulsam da kendisini, yüz hatları keskin ve erkeksi. Kim Nam Gil zaten beğendiğim bir oyuncu, gerek fiziksel olarak, gerek rol yeteneği olarak takdir ettiğim bir isim. Photobucket

Güç ve para insanın hırstan gözünü döndürür bazen, hatta çoğu zaman. Hırslarının, mevkilerinin peşinde, diğer insanların üzerine basarak yükselmekten çekinmeyen insanların dünyasında ya onlar gibi olursun, ya da yok olursun. İşte bu mantıkla işleyen Hanshin grup ülkenin önde gelen şirketlerindendir. Dışarıdan mutlu bir aile gibi görünseler de, her bir bireyin kendi içinde mutsuzlukları, arzuları, telaşları var. Tea Ra’nın mutsuz evliliği, bastırılmış arzularının, hayallerinin Gun Wook’un ilgisiyle canlanması, buzlar kraliçesinin yavaş yavaş eridiğini gösterdi bize. Bir tek Monee’ye empati kuramadım. Benim gözümde klasik paralı, kendince şirin, her istediğini almaya alışmış tipik bir zengin kızı.

———————————————————————————————–

Bu ikili daha şirin olabilir mi? Boğazımın ağrıdığı şu dakikalarda dondurma yeme isteği uyandırdı bende. ‘Donduma va mı? Donduma’ :) Afiyet olsun beyler. :) Photobucket

Farklı zamanlarda ve farlı şartlarda karşılaşmış olsalardı, iyi arkadaş olabilecek iki adam ya da belki bir çift olurlardı ha ha ha :))

Photobucket

‘Herşey bittiğinde, sonun da ben de cezamı çekeceğim’

Photobucket

‘Bu eve ilk geldiğimde kimsenin beni sevmemesinin sebebinin benden önceki çocuğa çok bağlanmış olmaları diye düşündüm. Eğer baştan bilseydim kimsenin beni sevmeyeceğini her şey daha kolay olurdu.’

Bad Guy son bir-iki bölümde soruları çözmek yerine daha çok soru işareti bırakıyor izleyicinin aklında. Yine de oyuncular için, Kim Nam Gili şimdiden özleyenler için izlenesi bir dizi diyorum. En azından alışılmış klişelere fazla yer vermiyor.